Niçin kızmamalısın birader
"Kıbrıslılar Tembel" diye bir yazım var
Orada anlatıyorum ki biz 1878'den beri, hep "bekleme" modundayız
1878'den beri, bizim geleceğe ilişkin bir tahayyülde bulunmamız, mümkün değil!
Hep, "bekleyin de bir şey olacak"!
Bu öneri de o günden beri bize ilk başlarda İstanbul, sonraları da hep Ankara'dan yapıldı
İnsanlar gibi toplumların da "beklerken" doğru dürüst bir ekonomi kurmaları, mümkün değildir.
Ve biz, değil 1974; 1992'ye kadar, siyaset derken, sadece politikayı düşünmüş, ekonomi ile hiç ilgilenmemiş bir toplumuz.
Bunun bir sonucu olarak, 1974'te 200bin Rum'un bıraktığı kaynaklar elimize geçtiğinde, ki o zamanlar Hürriyet gazetesi, "Kıbrıs'ın Kreması elimize geçti" diye manşet atmıştı, biz bu kaynakları nasıl yöneteceğimizi, bilmiyorduk.
Nitekim, o zaman Glafkos Kliridis de "Bırakın da bunlar ellerine geçen kaynakları yönetemeyip, bize teslim olacaklardır" demişti.
Zamanın "bakanlar kurulu"na, o zamanın Türkiye başbakanı Ecevit, ekonomiyi düzene koymaları muradıyla, iki adet Kıbrıslı ama Türkiye'de yaşayan bakan gönderdi: Kenan Atakol ve rahmetli Alper Orhon
Onlar yetmedi, Ziya Müezzinoğlu ki dönemin maliye bakanıydı; Saray Otel'i mesken tuttu o dönem
Elçi de bakanlar kurulunun daimi üyesi.
Bunlar, bize bir ekonomik model kurdular. Türkiye'deki Karma Ekonomi modelinin, tıpkısının aynısı
Sanayii Holding, ETİ, Cypfruvex, Telekomünakasyon İdaresi, Kıb-Tek, Toprak Ürünleri, KTHY, Turizm İşletmeleri ilh. Güzelyurt'un portakal bahçeleri bile, kurulan kooperatiflere devredilmekteydi
Bir yığın hantal, merkezden yönetilen, rantabıl olmayan KİT
Proje kimin?
Sayın Ecevit'in
Oysa bunları ele geçirdiğimiz Rumlar, tümünü özel sektörle yönetiyordu
Elektrik de, telefon da, iç ve dış ticaret de, tarımsal üretim ve ticaret de turizm de tümüyle özeldi
"Bizde özel sektörde sermaye ve know how yoktu" denilebilir ve gerekçe de buydu!
Peki ama devlette var mıydı?
Üstelik bir de ülkeye yabancı yöneticilerin elinde?
Her birinin başına da bir emekli subay tayin ederek hem de
Hepsi de battı
Becerip batamayanlar da can çekişiyor
Memurlaşmanın kökeninde de bu yatıyor, onu da unutmayalım.
Bütün sektörler, devletin olunca, herkes memur olmaz da ne olur?
Bu arada, ekonomi, siyasete kurban edildi.
Ürettiğimiz ürünlere, dünyaca tanınan Kıbrıs Türk Ticaret Odası ve Mağusa Gümrüğü mühürü vurup ihraç ederken, durduğumuz yerde KKTC mühürü vurup, bu tanınmayan devleti tanıtacağız diye, tanınan tarım ürünlerini de tanınmaz hale getirdik, örneğin
Rahmetli Özal gelip de "sizi domatese boğarız" diyerek, üretimi öldürmemizi önerdiğinde, bu Cemil Çiçek denilen muhterem o hükümetin de bakanıydı
Öldürmeyelim demek, gene vatana ihanet idi
Bugün varılan noktada, dünyanın yasal olarak dışındaki bu toprakta, turizm yapmaya kalksak, ulaşımımız el vermiyor!
Tarım yapmaya kalksak, malımız satılmıyor
Üniversite sektörümüz, Avrupa üniversite sektörü tarafından kabul edilip, Bologna Süreci'ne alınmıyor
Finans Merkezi olmaya kalsak, dünya finans sektörünün dışında olmak bir yana, iletişim durumumuz buna el vermiyor çünkü bir tek fiber optik kablo ile Türkiye üzerinden bağlanıyoruz dünyaya
İmalât Sanayii'ne dalsak, Türkiye gümrük mevzuatı yüzünden oraya bile ihracat yapmamız mümkün değil
Peki bütün bunlar olurken, bizim aklımız neredeydi?
Bir kısmımızın başındaydı
Ama ağızlarını açar açmaz, "Rumcu, Türkiye düşmanı, vatan haini" ilân edilip, Ankara'ya jurnalleniyorlardı.
Geriye kalanımız da "yes master" deyip, nemalanmaya bakıyordu.
Ve her seçimde, buraya seçmen ihraç edilip, "yes master"cilerin seçimi kazanması garanti ediliyordu
Her "bu nasıl olacak? Olmaz ki!" denildiğinde, alınan yanıt da "açığınızı biz karşılarız" idi...
Mesele budur, sevgili Abu Dabi'li dostum
Bizim kusurumuz kısmını da sen bul artık
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.