Ana Sayfa >> Yazarlar Rasıh REŞAT | 6 Eylül 2017, Çarşamba
Başbakan kurtuldu, artık Cumhurbaşkanı düşünsün
Paylaş  
38
72
31

Öyledir demiyorum.

Ama Cumhurbaşkanı’nın, tek ayağının üstünde, Din İşleri Başkanı Talip Atalay’ı görevden almama konusunda direttiği görüntüsü var artık.

Biliyorsunuz görüntüler, çoğunlukla gerçekliğin önüne geçer. Hele hele bu imajı düzletmek için herhangi bir çaba olmazsa, hatta bunu pekiştirecek ısrarlı hareketler, imajı iyice bozar, bitirir.

Bu saatten sonra “Cumhurbaşkanı neden Atalay’ı koruyup kolluyor?” sorusuna maruz kalacağı kesindir Sayın Başkan’ın.

Cumhurbaşkanı’nın kendince gerekçeleri olabilir. Pek de doğaldır.

“Dinler arası diyalog bağlamında bana lazım” bile Cumhurbaşkanı’nın ortaya koyabileceği bir gerekçedir ancak günümüzde o ifade bile tehlikeli.

Şimdi gelin, bildiklerimizi sıralayalım...

Başbakan, kendisine bağlı bir kurumun başındaki kişi ile belirli nedenlerden dolayı çalışmak istemiyor.

Başbakan ve ondan önceki Başbakanlar, Türkiye’nin bu konuda bir tavır içerisinde olduğunu anladıklarından, daha önce Türkiye tarafından atanan ancak sonra görevden alınan Atalay’ı aynı minvalde görevden alıp, Türkiye ile hassas ilişkileri bu nedenle germek istemediler, istemiyorlar. 

Bağlı bulunduğu Vakıflar İdaresi ile ilişkileri son derece olumsuz olan Atalay’ın bu bağlamda görevde olması sıkıntı yaratıyor.

Şimdi bu tabloya baktığımızda, Din İşleri Dairesi Başkanı Talip Atalay’ın, Başbakan ve Vakıflar İdaresi dahil olmak üzere tüm amirleri tarafından istenmediği gerçekliği ortaya çıkıyor. Öyle muz kabuğu ile ayak kaydırma ya da Engizisyon Mahkemesince dinden çıkarma gibi bir durum yok gibi duruyor.

Kanımca ve anayasanın hükümlerince de Başbakan’ın siyasi atama ya da görevden alma konusunda Cumhurbaşkanı’na gerekçe bildirme gibi bir zorunluluğu yok. Sorumluluk onda olduğundan,  kiminle çalışacağını seçme yetkisi de ondadır.

O nedenle, “Gerekçeye bakarım. Beğenmezsem, paşa paşa çalışacaksınız” demek pek de doğru gelmiyor.

Başbakan, pekala iki satır yazıp, “uyumsuzluk” gerekçesiyle görevden alınması için gereğinin yapılmasını arz eder, Cumhurbaşkanı’nın talep ettiği gerekçe anında da  “uyumsuzluk” olarak da kayıtlara geçer.

Ancak Başbakan ve Cumhurbaşkanı dahil herkes gerçek nedenin bu “uyumsuzluk” olmadığını biliyor olacak.

Başbakan, anladığımız kadarıyla önce sözlü uzlaşı yolunu aramış, bulmayınca, yazılı gönderip, “Günah benden gider” diyerek yoluna devam etmiş. Bu arada, “yazılı bir talep gelmedi” bahanesi de ortadan kalkmış durumda.

Başbakan, soranlara (ki soranlar çok), “Ne yapayım? Ben görevden aldım ama Cumhurbaşkanı imzalamadı” deyip, bundan önce göğsünde yumuşatmak zorunda kaldığı tepki ve talepleri, artık eskiden yeşil sahalarda iken yaptığı gibi ‘gelişine vole ile’ Saray’a gönderebilecek.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
3
 
0
 
7
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
2
ONAY BEKLEYENLER
0
18 Eylül 2017, Pazartesi
Osman Lefkoşa         - Lefkoşa
Sn Akıncı atamalarda çok hassas, benim asıl merak ettiğim, kendi çalışma arkadaşlarını seçerken kime danıştığı ? Kendine yakın kaç kişiyi sınavsız münhalsizistihdam ettiği ? Mesela hiç akraba işe aldı mı ? Ha birda örtülü işi var

6 Eylül 2017, Çarşamba
Ayşe Özcan         - Girne
herhalde işareti aldınız biryerlerden. Hiç düşündünüz mü Talip Atalay'ın neden ısrarla görevden alınmak istenmesinin nedenini? Aydın ve Atatürkçü bir insan olması olabilir mi acaba ?

YAZARIN SON 10 YAZISI
8 Kasım 2017, Çarşamba    UBP'de demokrasi konuşsun, klavye ve kulis kahramanları değil
5 Kasım 2017, Pazar    Ne yaptın be Tahsin?
2 Kasım 2017, Perşembe    "Bravo"dan başka söze gerek yok
1 Kasım 2017, Çarşamba    Şov yapacağınıza halka sorsanız
31 Ekim 2017, Salı    Seçimin ele geçirdiği Cumhuriyet Resepsiyonu
29 Ekim 2017, Pazar    Geç kalmış bir Antep kahvaltısı yazısı
27 Ekim 2017, Cuma    Kahretsin ki, haklı çıktım
26 Ekim 2017, Perşembe    YÖDAK
18 Ekim 2017, Çarşamba    Ne bu şiddet bu celal... Alt tarafı bir anket
5 Ekim 2017, Perşembe    Tahsin Bey bir adım geri, Ersan Bey bir adım öne

UBP'de demokrasi konuşsun, klavye ve kulis kahramanları değil
Rasıh REŞAT | 8 Kasım 2017, Çarşamba
Turgay Avcı yakın dostumdur. Hatta aile gibidir benim için.

Siyasette olduğu ve olmadığı dönemde muhabbetimizin dozu hiç değişmedi.

2013’te Ulusal Birlik Partisi’nden milletvekili adayı olmuş, çok az b...
Ne yaptın be Tahsin?
Rasıh REŞAT | 5 Kasım 2017, Pazar
İstanbul’a yapmakta olduğum kısa seyahat için uçaktan indiğimde sevgili dostum Tahsin Mertekçi’nin bir trafik kazasına kurban gittiğini öğrendim.
Milletvekilliği döneminde tanışmış, iyi arkadaş olmuştuk.
Daha sonra ...
"Bravo"dan başka söze gerek yok
Rasıh REŞAT | 2 Kasım 2017, Perşembe
Yaptıkları işleri soyut anlatımlarla değil de rakamlarla anlatan siyasetçileri hep sevmişimdir.
Binali Yıldırım’ın Ulaştırma Bakanlığı döneminde bu düşüncemle ilgili yazılarım vardır. Birileri sadece konuşurken, yapa...