Ana Sayfa >> Yazarlar Rasıh REŞAT | 6 Eylül 2017, Çarşamba
Başbakan kurtuldu, artık Cumhurbaşkanı düşünsün
Paylaş  
28
49
22

Öyledir demiyorum.

Ama Cumhurbaşkanı’nın, tek ayağının üstünde, Din İşleri Başkanı Talip Atalay’ı görevden almama konusunda direttiği görüntüsü var artık.

Biliyorsunuz görüntüler, çoğunlukla gerçekliğin önüne geçer. Hele hele bu imajı düzletmek için herhangi bir çaba olmazsa, hatta bunu pekiştirecek ısrarlı hareketler, imajı iyice bozar, bitirir.

Bu saatten sonra “Cumhurbaşkanı neden Atalay’ı koruyup kolluyor?” sorusuna maruz kalacağı kesindir Sayın Başkan’ın.

Cumhurbaşkanı’nın kendince gerekçeleri olabilir. Pek de doğaldır.

“Dinler arası diyalog bağlamında bana lazım” bile Cumhurbaşkanı’nın ortaya koyabileceği bir gerekçedir ancak günümüzde o ifade bile tehlikeli.

Şimdi gelin, bildiklerimizi sıralayalım...

Başbakan, kendisine bağlı bir kurumun başındaki kişi ile belirli nedenlerden dolayı çalışmak istemiyor.

Başbakan ve ondan önceki Başbakanlar, Türkiye’nin bu konuda bir tavır içerisinde olduğunu anladıklarından, daha önce Türkiye tarafından atanan ancak sonra görevden alınan Atalay’ı aynı minvalde görevden alıp, Türkiye ile hassas ilişkileri bu nedenle germek istemediler, istemiyorlar. 

Bağlı bulunduğu Vakıflar İdaresi ile ilişkileri son derece olumsuz olan Atalay’ın bu bağlamda görevde olması sıkıntı yaratıyor.

Şimdi bu tabloya baktığımızda, Din İşleri Dairesi Başkanı Talip Atalay’ın, Başbakan ve Vakıflar İdaresi dahil olmak üzere tüm amirleri tarafından istenmediği gerçekliği ortaya çıkıyor. Öyle muz kabuğu ile ayak kaydırma ya da Engizisyon Mahkemesince dinden çıkarma gibi bir durum yok gibi duruyor.

Kanımca ve anayasanın hükümlerince de Başbakan’ın siyasi atama ya da görevden alma konusunda Cumhurbaşkanı’na gerekçe bildirme gibi bir zorunluluğu yok. Sorumluluk onda olduğundan,  kiminle çalışacağını seçme yetkisi de ondadır.

O nedenle, “Gerekçeye bakarım. Beğenmezsem, paşa paşa çalışacaksınız” demek pek de doğru gelmiyor.

Başbakan, pekala iki satır yazıp, “uyumsuzluk” gerekçesiyle görevden alınması için gereğinin yapılmasını arz eder, Cumhurbaşkanı’nın talep ettiği gerekçe anında da  “uyumsuzluk” olarak da kayıtlara geçer.

Ancak Başbakan ve Cumhurbaşkanı dahil herkes gerçek nedenin bu “uyumsuzluk” olmadığını biliyor olacak.

Başbakan, anladığımız kadarıyla önce sözlü uzlaşı yolunu aramış, bulmayınca, yazılı gönderip, “Günah benden gider” diyerek yoluna devam etmiş. Bu arada, “yazılı bir talep gelmedi” bahanesi de ortadan kalkmış durumda.

Başbakan, soranlara (ki soranlar çok), “Ne yapayım? Ben görevden aldım ama Cumhurbaşkanı imzalamadı” deyip, bundan önce göğsünde yumuşatmak zorunda kaldığı tepki ve talepleri, artık eskiden yeşil sahalarda iken yaptığı gibi ‘gelişine vole ile’ Saray’a gönderebilecek.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
3
 
0
 
7
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
2
ONAY BEKLEYENLER
0
18 Eylül 2017, Pazartesi
Osman Lefkoşa         - Lefkoşa
Sn Akıncı atamalarda çok hassas, benim asıl merak ettiğim, kendi çalışma arkadaşlarını seçerken kime danıştığı ? Kendine yakın kaç kişiyi sınavsız münhalsizistihdam ettiği ? Mesela hiç akraba işe aldı mı ? Ha birda örtülü işi var
6 Eylül 2017, Çarşamba
Ayşe Özcan         - Girne
herhalde işareti aldınız biryerlerden. Hiç düşündünüz mü Talip Atalay'ın neden ısrarla görevden alınmak istenmesinin nedenini? Aydın ve Atatürkçü bir insan olması olabilir mi acaba ?
YAZARIN SON 10 YAZISI
23 Eylül 2017, Cumartesi    Nur içinde yat Hacı Amca
22 Eylül 2017, Cuma    Vatandaşlık kavgası yerine "göçmenlik politikası"
21 Eylül 2017, Perşembe    “Gönyeli Çemberi’nden memnunum” demek yasak
20 Eylül 2017, Çarşamba    Eğitim Bakanlığı’nda yaz tatilleri iptal edilmeli
19 Eylül 2017, Salı    Kızım test etti, onayladı
27 Ağustos 2017, Pazar    Tenisimiz eksikti. Tamamlandı çok şükür
25 Ağustos 2017, Cuma    Yeteri kadar ağır bir küfür bilmiyorum
23 Ağustos 2017, Çarşamba    Bankacılık Yasası'ndaki o maddecik
22 Ağustos 2017, Salı    Karikatür tartışması
11 Ağustos 2017, Cuma    Bu haber merkezi seni özleyecek

Nur içinde yat Hacı Amca
Rasıh REŞAT | 23 Eylül 2017, Cumartesi
Belki de bana özgü değildi ama Mustafa Hacıahmetoğlu ile ilgili aklıma ilk gelen bana hitap şekli idi. “Şeker oğlum” derdi.
Hayatımın kısa bir kesitinde aktif siyasetle uğraştığım bir dönemde yollarımız kesişti. Ben ...
Vatandaşlık kavgası yerine "göçmenlik politikası"
Rasıh REŞAT | 22 Eylül 2017, Cuma
Şu vatandaşlık tartışmaları ile ilgili oturup düşündüm biraz. Hatta biraz fazla düşündüğüm için de farklı bakış açıları geliştirdim. Biliyorum bu farklı bakış açılarını buraya yazarsam sosyal medyada yine beni bombard...
“Gönyeli Çemberi’nden memnunum” demek yasak
Rasıh REŞAT | 21 Eylül 2017, Perşembe
Bir Gönyeli Çemberi Kaçış Yolu muhabbetidir dönüyor sosyal medyada.
Geçen gün yazdığım ve 12 yaşındaki kızımla olan okul yolculuğum ile ilgili onun izlenimlerimi anlattığım yazı da konu oldu sosyal medyadaki arkadaşl...