kibris cyprus news haber kibris cyprus news haber
11 Mayıs 2008, Pazar Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap

  ARŞİV
   


 ÇOK OKUNANLAR
23 Mayısta yeniden görüşecekler
 
Anastasiadesle görüştü
 
Zaman talep etti
 
AB sürecimiz önemlidir
 
Babacan:Kıbrısta yeni bir ortaklık gerek
 
Karayondan Hristofyasa destek
 
Taneri resmen rektör adayı
 
Akaryakıt zammı gerekliydi
 
Zerihoun adaya geliyor
 
Fransa ve Mısırdan memnun döndü
 


Açık Konuşuyorlar
Rauf R. DENKTAŞ
Deniz Suyunu Arıtma Beni Korkutuyor
Prof.Dr.Ata ATUN
Askerden kaçmayanlara haksızlık değil mi?
Mete TÜMERKAN
Soyer, görüşlerini sizlerle paylaşıyor (1)
Hasan HASTÜRER
Statü Meselesi
Rauf R. DENKTAŞ

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   26 Mart 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kıbrıs meselesi bir ortaklık Cumhuriyetinde Rum ortağın, Türk ortağının hakkını yok ederek Kıbrıs’ın tümüne sahip çıkmak eyleminden kaynaklanan bir meseledir. 1963’ün kanlı yıkımından sonra Makarios “Anayasa ölmüş ve gömülmüştür” diyerek Türk ortağını devletin tüm kuruluşlarından dışlamış ve “meşru hükümet benim” diyerek Türk ortağına “Ermeni, Maroni ve Latinler sınıfında azınlık hakları” önermiştir.

Makarios, 1967 Geçitkale-Boğaziçi katliamına kadar Türk karşıtları ile  “azınlık statüsünü kabul etmedikleri için” görüşmekten kaçınmıştır; Türk tarafı da gaspçı Makarios ile %100 Rumlardan oluşan idaresini meşru hükümet olarak tanımamıştır.

1968’de başlatılan ve bu güne kadar devam etmiş olan görüşmelerde, tarafların ayni masa etrafında oturabilmeleri için, BM’nin bulduğu ve tarafların kabûl ettikleri uzlaşıcı formül “görüşmelere iki tarafı temsil eden liderler katılmaktadır” formülü olmuştur.

Yani, tarafların resmi unvanlarına atıfta bulunulmaması kararı yürürlükte olmuştur. Rum tarafının masa dışında “meşru hükümet” olarak tanınmış olması taraflardan suçlu olana “suça ve uzlaşmazlığa devam et” mesajını veren 44 yıllık bir haksızlığın ve Kıbrıs meselesinin halledilememesinin nedeni olmuştur.

Siyasi, iç ve dış dengeler Kıbrıs meselesinin yeniden eşit şartlarda halli için vazgeçilmez ve muhakkak korunması gereken ilkelerdir. Özellikle arabuluculuğa soyunan “dostların” bu konularda çok dikkatli olmaları gerekir.

Butros Butros Gali’nin Genel Sekreterliği esnasında görüşmeler için New York’a davet edildiğimizde, Genel Sekreterin günlük çalışma programında “Kıbrıs Cumhurbaşkanı Vasiliyu ve Türk Cemaat lideri Rauf Denktaş’la  saat 10’da görüşeceği” kaydedilmişti.

Halbuki bu, o güne kadar “Türk ve Rum liderler” diye kayda geçerdi. Genel Sekreterliğe telefon ederek bu kayıt düzeltilmediği takdirde toplantıya katılmayacağımı duyurdum. Buna “dostlarımız” bağnazlık dediler, durup dururken zorluk çıkarmak dediler, “zaten Denktaş uzlaşma istemiyor bunu onun için yapıyor” dediler. Genel Sekreter çok kızmış. Aldırmadım. Neticede görüşme gecikmeli başladı fakat statümüzden taviz vermeyeceğimiz de teyit edilmiş oldu.

Bunları yazmak zorunda kaldım çünkü “dost ve müttefik” ABD’nin sözcüsü Sayın SEAN McCOMACK  Talat-Hristofyas buluşması hakkında memnuniyet duyduklarını ifade eden beyanatında “KIBRIS CUMHURİYETİ BAŞKANI HRİSTOFYAS İLE KIBRIS TÜRK LİDERİ TALAT ARASINDA GERÇEKLEŞEN” görüşmeden bahsetti.

Zaten yine kendilerinin ta başlangıçtan, eli kanlı, terörist Makarios’u , Anayasaya ters düşen idaresi ile meşru hükümet olarak tanımakla yapmış oldukları hataya 44 yıl sonra ayni ABD bu beyanatı ile yeniden tuz biber ekmektedir.

Bu kabul edilemez bir yaklaşımdır ve ABD’nin Acheson Planından bu yana görüşünü değiştirmediğini, Kıbrıs’ta bizi ve Türkiye’yi mahkûm etmenin ötesinde bir düşüncesi olmadığını, 1960’da Uluslararası Antlaşmalarla kurulmuş olan Türk-Yunan (Lozan) dengesinin önemini hiç algılamadığını veya önemsemediğini göstermektedir. Bu yeni “yanlışlık” hem KKTC hem de Türkiye tarafından ABD’nin dikkatine getirilmelidir. Unutmayalım ki Annan Planında da “evet” dememiz için nazım rol oynamış olan ABD, bizim “evet’imizi” derhal ilk yorumlayan ve bunun “ayrı egemenlik, ayrı bağımsızlık istenmeyeceği anlamına geldiğini” yayınlayan “dost ve müttefiktir” ve bu düşmanca, gerçeklerle bağdaşmayan, münasebetsiz yorum da , her nedense, hem Türk hükümeti hem de KKTC tarafından es geçilmiştir.

Şimdi bizi masaya “ayrı egemenlik ve ayrı bağımsızlık konuşmayacağımızı hesap eden” bu “dostlar” davet etmektedirler. Annan Planına “evet” demekle manevi yücelik kazandık diyenler bu “küçük” konulara dikkat etmelidirler. “Manevi yücelik” KKTC’ni ve egemenliğimizi çukura fırlatacağımız bir yücelik (yükseklik) olmasın!

   461 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  10 Mayıs 2008, Cumartesi   Açık Konuşuyorlar
  08 Mayıs 2008, Perşembe   Kendini Bilmezlik Mi?
  08 Mayıs 2008, Perşembe   İnatla su!
  06 Mayıs 2008, Salı   Nereye Kadar?
  02 Mayıs 2008, Cuma   Kırmızı Çizgilerimiz?
  30 Nisan 2008, Çarşamba   Biliyorum - Unutmuyorum
  30 Nisan 2008, Çarşamba   Su Meselesi
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Müşterek Mücadele
  18 Nisan 2008, Cuma   De Facto Taksim Ve ABD
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Çözümsüzlük Çözüm Mü?


 
  Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap
© 2000 - 2007 KIBRIS POSTASI
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: haber@kibrispostasi.com
Kıbrıs Postası
Anadolu Ajansı Abonesidir. 
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dýþarýya link Last Digital

Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kıbrıs Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.