kibris cyprus news haber kibris cyprus news haber
25 Temmuz 2008, Cuma Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap

  ARŞİV
   


 ÇOK OKUNANLAR
Kadın spikerin fotoğrafları olay yarattı!
 
Türban Allah'ın emri değildir
 
Bakan değişimi olacaksa olacak
 
Kıbrıs yeniden birleşmeli
 
Kayıp bir Kıbrıslı Türk daha bulundu
 
İşte hamile erkeğin bebeği
 
Talat kızını evlendiriyor
 
Ban Ki Moon'la Kıbrıs'ı konuştu
 
Downer Pazar günü geliyor
 
Asgari ücret tespit komisyonu yarın toplanacak
 


Sırp Kasap Yakalandı
Rauf R. DENKTAŞ
Rum Siyasilerden Al Doğru Haberi
Prof.Dr.Ata ATUN
Halimiz harap!
Mete TÜMERKAN
Güven aşağı, öfke yukarı doğru giderken...
Hasan HASTÜRER
Çözümsüzlük Çözüm Mü?
Rauf R. DENKTAŞ

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   16 Nisan 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kıbrıs meselesine teşhis koymaksızın 1964’den itibaren, bu meseleyi, her türlü denayeti ve cinayeti işlemiş olan Rum tarafını “meşru hükümet” olarak tanımak suretiyle  Rumlar lehine “çözmüş” olanlar, Türk tarafının bu haksızlık karşısında direnişini, Uluslararası Antlaşmalardan kaynaklanan haklarına sahip çıkışını, Rum’a-Yunan’a boyun eğmeyişini “çözüm istememe” olarak değerlendirmeyi yeğlemişlerdir.

O gün, bu gün eli kanlı, suçlu Rum idaresini “meşru hükümet” olarak tanımayışımızı da “uzlaşmazlığın kanıtı” olarak algılamaktadırlar. Garanti Anlaşmasının devamında ısrarımız; Rumlar kadar eşit ve egemen olduğumuzu iddia etmemiz; 20 yıl Federasyon istiyorlarmış gibi davranarak bizimle oyun oynayanların Kıbrıs’ın tümüne sahip çıkma eylemine son vermek için devletimizi ilân etmemiz; Türkiye’nin müdahalesi ile mutlak yok edilmekten kurtulmamız da “uzlaşmazlığın kanıtı” addedilmektedir. Buna rağmen, yeniden Türk tarafından bazı kişilerin “çözümsüzlük çözüm değildir” sözünü ve “şimdiki durum devam edemez” vecizesini tekrarlayarak Rumlar üzerinde baskı yapmağa çalıştıklarını veyahut da dünyaya “Türk tarafının çözümden yana olduğunu” bu çıkışlarla kanıtlayabileceklerini sandıklarını görmekteyiz. 

Geçmişte “çözümsüzlüğü devam ettiren kişi” olarak tanımlandığım için bu konuda hassasiyet göstermem ve bazı gerçeklerin altını çizmeğe çalışmam doğal karşılanmalıdır.

Kıbrıs meselesine Rum’un gözü ile bakıldığında “çözümsüzlük nedeni” olarak 1974’de Türk askerinin Kıbrıs’a gelişi görülmektedir. Onlara göre Kıbrıs meselesi 1974’de başlayan bir işgal meselesidir. İşgalci çekip giderse mesele hallolacaktır. “Kıbrıs Hükümeti” olarak bunu istemektedirler.

AB üyesi olarak da AB normlarının Kıbrıs’ın tümünde uygulanmasını istemektedirler. Garanti Anlaşmasına artık gerek yoktur!

Bu konumda olan Rum idaresi için “Kıbrıs meselesi” işgalden kurtulma, ve işgal öncesi durumun avdetidir. İşgal öncesi durumu Klerides 1967’de çok net bir şekilde şu sözlerle açıklamıştır:

İÇİMİZDE BİR TÜRK CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI, TÜRK BAKANLAR, TÜRK MİLLET VEKİLLERİ OLMADIĞI HALDE DÜNYA BİZİ MEŞRU HÜKÜMET OLARAK TANIDIĞINA GÖRE TÜRKLERE NİYE TAVİZ VERECEKMİŞİZ? YA İSTEDİĞİMİZE GELECEKLER, YA DA ÇEKİP GİDECEKLERDİR.

Yani, Rum tarafı için “mesele halledilmiştir”. Makarios da kendilerine “Ben YAPTIKLARIMLA KIBRIS’I ENOSİS’E EN YAKIN NOKTAYA GETİRDİM. BUNDAN ANCAK ENOSİS İÇİN GERİ ADIM ATABİLİRSİNİZ vasiyetini bırakmıştı. O halde, kendimize gelelim ve ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN Rumlar açısından : Ortaklığı Enosis’e sıçrama tahtası yapmak için bozdum; tüm yaptıklarıma rağmen meşru hükümet addedildim, bu benim için Enosis’ten bir adım önceki çözümdür; Cunta darbe yapmasaydı Türkiye buraya gelmeyecekti; Geldi ve adanın tümüne hakim olmamı önledi; şimdi görevim meşru hükümet olarak bu işgalden kurtulmak ve adanın tümüne sahip çıkmaktır noktasında düğümlenmekte olduğunu görelim. Türk tarafı yirmi yıl uğraştan sonra kendini Rum’un kulu kölesi olmaktan kurtarmış, 1960 Antlaşmalarının kendisine vermiş olduğu hak ve yetkileri KKTC bünyesinde somutlaştırmıştır. Kıbrıs Türkleri için de Kıbrıs meselesi halledilmiştir. Sorun varsa Rum tarafının, uluslararası tanınmadan kaynaklanan bir cüretle, Kuzeyi de ele geçirmek ve Kıbrıs Türklerini azınlık yapmak siyasetinden kaynaklanmaktadır. Buna da Rum’un hakkı olmadığı gibi “çözümsüzlük var” diyenlerin de hakkı yoktur. Çare Çek-Slovak usulü ayrılık ve Türkiye de tam üye olduğunda AB’nin damı altında birleşmektir.

Çözümden yana olduğumuzu kanıtlamak için yapılan demeçler ve akrobasiler bizi Rum’a yamalamayı çözüm addeden “dostlara” yanlış mesajlar vermektedir. Rum, kendi lehine çözülmüş olduğuna inandığı davada çözümsüzlüğü KKTC’nin varlığı ve Türkiye’nin Garantörlük hakları olarak görmektedir. Halâ “çözümsüzlük çözüm değildir” demeğe devam mı edeceğiz? Yoksa iki eşit egemen devlet arasında yeni bir ortaklık için mi uğraşacağız? Esas sorun budur!

   357 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  24 Temmuz 2008, Perşembe   Sırp Kasap Yakalandı
  21 Temmuz 2008, Pazartesi   Herkes Memnun (Muş) !
  18 Temmuz 2008, Cuma   Anlayana Sivrisinek Saz...
  18 Temmuz 2008, Cuma   Demek Federasyon Ha?
  17 Temmuz 2008, Perşembe   Geçmişe Bakınca...
  16 Temmuz 2008, Çarşamba   Türkmen'e mektup
  14 Temmuz 2008, Pazartesi   ABD GİBİ OLALIM (MI)?
  11 Temmuz 2008, Cuma   AYNİ TERANE
  10 Temmuz 2008, Perşembe   Tazminatlar
  10 Temmuz 2008, Perşembe   Milli Konsey Memnunmuş


 
  Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap
© 2000 - 2007 KIBRIS POSTASI
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: haber@kibrispostasi.com
Kıbrıs Postası
Anadolu Ajansı Abonesidir. 
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dýþarýya link Last Digital

Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kıbrıs Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.