Sanırım 2000 yılı Ocak ayıydı.
Doktorum 'Fazla kilolardan kurtulman gerek' dedi.
Karaciğerde yağlanma vardı.
Hayatıma hareket katmam önerisinde bulundu.
Spor yapmalıydım.
Masa başından kalkıp en azından günde bir saat yürümeliydim.
Yürümüyordum.
Hareketsizdim!
Yaptığım işin stresini arada birşeyler atıştırarak azalttığımı sanıyordum.
Ve gittikçe de daha fazla şeyler atıştırıyordum.
Bu arada da kilom artıyordu.
Ve karar verdim.
Fazla kilolardan kurtulacaktım.
Bunun için de yürüyüşlere başladım.
'Bir dirhem etin bin ayıp örttüğünü' unutarak!
Fazla kilonun toplumda sağlık göstergesi olarak algılandığını kilo vermeye başladığımda fark ettim.
*
Herkes merakla soruyordu, 'Neyin var?' diye.
Şahsen ya da ekrandan olsun sağolsun tanıyıp sevenlerin ısrarlı soruları ile karşılaşmaya başlamıştım.
İnsanlara, 'Daha sağlıklı olmak için kilo veriyorum, birşey yok' dediğimde çok inandırıcı olmuyordu.
Bakışlarından anlıyordum.
Bazıları, 'Bizden gizleme söyle' diyordu.
Bunun ayıbının olmadığının da altını ısrarla çiziyordu.
Ve böylece bizim toplumda, kilonun bir sağlık göstergesi olarak algılandığını anladım!
*
Neyse ben yine de kilo vermeye karar vermiştim bir kere.
Aralardaki atıştırmaları kestim.
Artık 'abur-cubur' yemiyordum.
Beslenme alışkanlıklarımı değiştirdim.
Yediğimin neredeyse yarım porsiyonu ile masadan kalkmaya başladım.
Yemekle meyve saatlarinin arasını açtım.
Çok kolay değildi doğrusu.
Kendimle çok büyük bir mücadeleye girmiştim.
*
Kilolardan kurtulacaktım; bunun başka yolu yoktu.
Kaç geceler rüyamda diyetimi bozduğumu görüyordum.
Benim için kabus gibi birşeydi bunlar!..
Yataktan ter içinde fırlıyordum.
'Ne yapmıştım, nasıl irademe hakim olamamıştım' öyle.
Ve rüya olduğunu anlayınca rahatlıyordum.
Bir süre bu böyle devam etti.
Gün içindeki diyeti geceleri rüyalarda bozup durdum.
Ama gerçekte hiçbir zaman bozmadım.
Kararlı bir şekilde devam ettim.
Ve sonuçta fazla kilolardan kurtuldum.
Fena da olmadı hani.
*
Hayata bakışım değişti.
Anladım ki insana ne gelirse boğazdan gelir.
Biraz dikkat ederek ve spor yaparak herşeyi devamlı bir şekilde yiyebilirsiniz.
Ve öyle de yapmaya devam ediyorum.
Alıştım bir kere.
Yemeği fazla kaçırdığımda fazladan bir eksersiz yaparak bunu dengelemeye çalışıyorum.
Sonuçta insan bir yerde vücudunu hafifleterek yaşam kalitesini yükseltiyor.
Bu arada yürüyüş yapma bahanesi ile birçok yeni dost edindim.
Onlarla beraber 'Doktor Fazıl Küçük Parkı'nı turlarken memleket meselelerini konuştum.
Kişisel sorunlarını dinledim kimsinin.
Farklı bakış açıları ve değerlendirmeler mesleki anlamda da bana farklı katkılar yaptı.
Bu arada yürürken insanın kafasının içindekileri boşattığını fark ettim.
Birçok kararımı yürürken verdim.
'Keşke daha önceden başlasaydım' diyorum şimdi, düzenli bir şekilde yürümeye.
Ve daha dikkatli bir şekilde beslenmeye.
*
Ama insanlar genelde bile bile lades oluyorlar yine de.
Bazen bir müsipet gerekiyor nasihatten anlamayanlarımız için..
Bir şekilde alışkanlıklar değiştirilmiyor.
Bunun için de değişik mazaretler üretiliyor.
Aslında bu bir kaçış.
İnsanın kendi kendisini kandırmanın ötesine geçmeyen bir kaçış.
Yıllarca ben de kaçtım hep.
Kaçmayanlara hep özenerek..
Kendi kendimi avuttum.
Kilo sahibi olmakla ilgili söylenen veciz sözlerle arkadaşlar arasında birbirimizi cesaretlendirmeyi de ihmal etmeden yaptım bunu.
Ama bu kandırmacanın sonu yok.
Kendi kendinize zarar vermenin ötesinde.
İnsan önce kendi vücuduna saygı göstermeli.
İşe kendine saygı ile başlamalı.
Gerisi gelir...