Annan Planı Avrupa Birliği içinde Birleşik bir Kıbrıs öngörüyordu.
Bu plan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından hazırlanmış bir plandı.
Plan ABD ve AB tarafından da desteklenmişti.
Annan Planı, Kıbrıs konusuna çözüm üretilmesi yönünde yapılan en kapsamlı çalışma olarak not edilmektedir.
Ve bugün Kıbrıs konsunda en önemli referans belgesi konumundadır.
Gelinen aşamada Annan Planı’nın öngördüğü Birleşik Kıbrıs AB’ye üye olamamıştır.
AB yarım Kıbrıs’ı sorunlu bir şekilde içine almıştır.
Bu da özellikle Türkiye AB ilişkileri başta olmak üzere AB’nin başını ağrıtmaktadır.
Eş zamanlı olarak Kıbrıs’taki iki halkın Annan Planı için referanduma ayrı ayrı gitmelerinin üzerinden dört yıla yakın bir zaman geçmiştir.
Geçen zaman Kıbrıs’ta taraflar arasındaki ilişkileri iyileştirmemiş, aksine germiştir.
Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonlar azalacak yerde artmıştır.
Çözüm yönünde en küçük bir umut ışığı dahi görünmeyen bir dönem yaşanmıştır.
Gelinen aşamada Kıbrıs konusunda ne yapılacağı Güney Kıbrıs’taki seçimlerin sonucuna bağlanmıştır.
Yaşanacak gelişmeler sandıktan çıkacak Rum Liderin ortaya koyacağı iradeye bağlı kılınmıştır.
Kıbrıs Türk tarafının çözüm istenci bu aşamada Rum Liderliği de benzer bir tavır ortaya koymadığı sürece bir anlam ifade etmeyecektir.
Rum başkan adaylarının söylemleri seçim sonrası için çözüm yönünde çok fazla ümit vermemektedir.
Görülebilen durum bu şekilde özetlenebilir.
Elbette ki Güney Kıbrıs’taki seçimlerden sonra sürpriz gelişmeler de yaşanabilir.
Bunu da bir kenara not etmekte fayda var.
Ne isterse olsun Kıbrıs Türkü daha fazla Rumun insafına terk edilmemelidir.
Alternatif politikalar geliştirilmelidir.
Geliştirilecek alternatif politikalar Türkiye-AB süreci ve ilişkilerini dikkate almalı, uluslararası kamuyounun desteğini kazanabilecek bir içerikte olmalıdır.
Kazanmalıdır ki gerçek anlamda bir alternatif oluştursun ve Kıbrıs’taki mevcut yapıyı değiştirsin.
Peki nasıl?
Örneğin İskoçya’nın ‘Scotland in EU’ şeklinde özetlenebilen yaklaşımına benzer bir politika ve strateji geliştirilebilir.
AB içinde Birleşik bir Kıbrıs’ı esas alan bir yaklaşımla Kıbrıs Türk Devleti’nin AB içinde yer alması yönünde girişim başlatılabilir.
Böylelikle Annan Planı’nda öngörüldüğü çerçevede Birleşik bir Kıbrıs’ın AB şemsiyesi altında gerçekleşmesine olanak yaratacak, iki tarafın eşit statüsü ve siyasi eşitliğini esas alacak bir yaklaşımla politika geliştirilebilir. Mal mülk konularının Annan Planı’nda öngörüldüğü şekilde tartışılmaya açık olunduğu not edilerek önce Kıbrıs Türk tarafının AB’ye girişine yoğunlaşılabilir.
Bu noktada AB’nin Kıbrıs Türklerine bakışı da test edilecektir.
Ve şu soruların yanıtları görülecektir:
- Verdiği sözleri bugüne kadar tutmayan ya da tutamayan AB, içine aldığı yarım Kıbrıs’ı ne kadar bütünlemek istemektedir ?
- Kıbrıs’ı bir bütün olarak AB üyesi olarak görebilmenin Kıbrıs Türk Devletini dışlamaktan değil AB ağına katmaktan geçtiğini kabul ederek buna uygun politikalara destek verecek midir?
- Kıbrıs sorunundan kurtulma niyeti var mıdır?
Sonuç olarak,Kıbrıs konusunda taşları yerinden oynatma zamanı gelmiştir.
Kıbrıslı Türkleri bir kırk yıl daha kimse Rum tarafının insafına terk edemez.
Rum tarafı Kıbrıslı Türklerle güç paylaşımına gitme iradesinden uzak bir yaklaşım sergilemektedir.
Bunun karşısına Kıbrıs’ı AB içinde birleştirme yaklaşımı ile çıkılmaldır.
Ve Kıbrıs Türk Devletinin AB içine girişini sağlayacak yeni bir yola girilmelidir.
Denemeye değer..