



|
|

|
|
 |
 |
| RMMO Savaş Gücünü Arttırıyor |
|
|
|
 |
 |
| Bedeli biz mi ödeyeceğiz? |
|
|
|
 |
 |
| Toprağımız sınırlı olduğuna göre... |
|
|
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
Sevgililer Günü
Sevgi hediyesiz paylaşılmaz mı?
Ya da insan illa ki bir hediye ile mi sevdiğini göstermeli karşısındakine?
İş bu noktaya geldi neredeyse!
Sevgililer Günü’nde sevgiliye hediye almak zorunluluk haline getirildi.
Almayanlar ise İstanbul’daki büyük billboardlarda ‘Odun’ olarak nitelendirildi.
‘Sevgiliniz yoksa bir odun mu?’ sloganı kullanılarak.
Bir de sevginin büyüklüğü neredeyse alınan hediyenin değeri ile ölçülecek!
Daha neler..
Neyse kaç gündür 14 Şubat Sevgililer Günü nedeniyle bir alışveriş çılgınlığıdır aldı başını gidiyor.
Bir yandan reklamlar, diğer yandan sevgililer gününe özel vitrinler.
Öte yandan restorant ve otellerin sevgililer gününe özel kampanyaları.
Ve tabii ki çiçekçilerin hazırlıkları.
Sonuçta ekonomik bir aktivite aracı konumuna da dönüştürüldü sevgililer günü.
Piyasada bir hareketliliktir gidiyor.
Telefon mesajları ve gazete ilanlarını da unutmamak lazım.
Her gün hatırlanmalı sevgililer ve kırmadan onları yaşanmalı ilişkiler.
Ben öyle sembolik hediyelere de çok inanmam.
Şekil değildir önemli olan özdür.
Sevmektir en büyük gerçek.
Ve sevilmek. *
Sevgililer günü yılda sadece bir gün mü?
Yoksa seven insan için her gün mü?
Bence her gün.
Yeter ki insan bir kere sevsin.
Ve sevilsin.
Karşılıklı güven, hoşgörü ve anlayış üzerine büyüsün sevgi.
Başladığı günden itibaren artarak devam etsin.
Dürüstçe ve yalansız , olduğu gibi yaşansın.
Onun ya da bunun ne diyeceği, ya da düşüneceğinden etkilenmeden.
Yaşanması olası küçük tartışma ya da gerginliklere rağmen güçlenerek.
Birlikte aşılan zorluklarla pekişerek.
Paylaşılan acı ve güzelliklerle taçlanarak.
Yaşamı her geçen gün daha da anlamlı kılarak.
İnsanın içine huzur ve mutluluk vererek yaşansın.
Hayatın her dakikasında hissedilerek.
Hiçbir zorluk karşısında gerilemeden.
*
Sevmek özel bir şeydir.
İnsana huzur ve güven verir.
Yaşama sımsıkı sarılmasına neden olur.
Yüzünün gülmesine, gözlerinin parlamasına.
Kalbinin bir başka şekilde çarpmasına..
Bazen acı verse de sevmek güzel birşeydir.
Ve herkes bu güzelliği yaşamaya layıktır.
Sevip sevilmeye.
Sağlıklı güzel bir ilişki içine girmeye.
*
Dönüp şöyle geriye baktığımda 25 yıl olmuş sevgili eşimle birlikteliğimiz.
Öğrencilik sıralarında başlayan ve bugün iki tane boyumuzu aşan çocukla taçlandırdığımız.
Bizimkisi gibi başlayan birçok birliktelikte olduğu gibi beraber öğrendik yaşamı.
Hayatın bir oyun olmadığını.
Bir yandan büyürken, bir yandan olgunlaştık.
Yaşamın zorlu yollarında sevgimizi ve aramızdaki bağı hep güçlendirerek ilerledik.
Umudu ve sevgiyi hiç kaybetmeden.
Herşeyi güven ve dürüstlüğün üzerine koyarak. Şimdi birlikte büyütüyoruz iki oğlumuzu.
Onlara sevmeyi ve sevilmeyi öğreterek. Saygı, hoşgörü ve anlayışın insan yaşamındaki yerini anlatarak.
Yalandan dolandan uzak, ilkeli dürüst bir yaşamın erdemlerinden söz ederek.
Ama onları karşılığında birşey beklemeden yüreğimizin ta derinliklerinden severek.
Hayatımızın her kesitinde sevgiye yer açarak yürümeye devam ediyoruz. Ve sadece sevgililer gününde değil, iyi ki birlikteyiz diyerek gülerek başlamaya çalışıyoruz her yeni güne. Herkesin de böyle yapmasını dileyerek.
|
|
|
|
|
| |
20 Ağustos 2008, Çarşamba |
Bedeli biz mi ödeyeceğiz? |
| |
18 Ağustos 2008, Pazartesi |
Şark anlayışı ile olmuyor |
| |
16 Ağustos 2008, Cumartesi |
Tarafsız su ve Markulli |
| |
13 Ağustos 2008, Çarşamba |
Değişim nasıl algılanmalı? |
| |
11 Ağustos 2008, Pazartesi |
Ertelemeyin |
| |
08 Ağustos 2008, Cuma |
Bayrak yarışında başarı |
| |
06 Ağustos 2008, Çarşamba |
Bütçe ve Eşel Mobil konusu |
| |
05 Ağustos 2008, Salı |
Keşkeyle olmuyor işte!.. |
| |
01 Ağustos 2008, Cuma |
Devlete sahip çıkma meselesi |
| |
30 Temmuz 2008, Çarşamba |
Farklılaşmak |

|