21 Mart süreci başladı.
Liderlerin temsilcileri biraraya geldi.
Temsilciler ‘Çalışma Grupları’ ve ‘Teknik Komite’leri oluşturacaklar.
Onların çalışma alanlarını belirleyecekler.
Bu arada Lokmacı’nın açılması konusu da konuşuluyor.
Öte yandan tartışmalar da devam ediyor.
‘Geri adım’ atıldığı iddiasında olanlar var.
Cumhurbaşkanı Talat’ın, Rum Lider Hristofyas’ın isteklerine boyun eğdiğini söyleyenler var.
Kıbrıs meselesinin yeniden müzakere edilecek olmasına şüphe ile yaklaşanlar olduğu gibi memnun olanlar da var.
Doğaldır olacak!.
Herşey tartışılacak.
*
Peki 21 Mart’ta ne oldu?
Talat-Hristofyas buluşmasından ne çıktı?
Çıkan sadece Kıbrıs meselesinin kapsamlı müzakerelerine üç ay sonra başlanması.
Bu arada da ‘Çalışma Grupları’ ve ‘Teknik Komitelerin’ kurulup çalıştırılması..
Taraflar bu aşamada pozisyonlarını koruyolar.
İki lider 21 Mart günü bilinen pozisyonlarını masaya götürmedi.
Pozisyonlar ‘Çalışma Grupları’nda konulara göre gündeme gelecek.
Bu konuda son sözler ise kapsamlı müzakere sürecinde Liderler tarafından söylenecek.
Yani tarafların pozisyonları konusunda 20 Mart günü durum neyse bugün de odur.
Bu konuda endişeye gerek yoktur.
Endişe etmek yerine Cumhurbaşkanı ile yakın çalışma içine girmek bu aşamada yapılması gereken en doğru iştir.
Herkes görüşlerini koruyarak Cumhurbaşkanı Talat’a bu süreçte katkı koymalıdır.
Sonuç itibarıyla Kıbrıs konusu yeniden müzakere edilmeye başlanacaktır.
Yani Kıbrıs Türkünün, Kıbrıs’ın geleceği konuşulacaktır.
Siyasi hesaplaşmalar bu aşamada bir yana bırakılmalıdır.
Bu konuda Cumrhurbaşkanı Talat da toplumun tüm kesimlerine, katkı ve desteklerine gereksinimi olacağı mesajını vermelidir.
Toplumsal bir sinerjinin yaratılmasına zemin hazırlanmalıdır.
Kavga ederek, birbirimize şüphe ile yaklaşarak bir yere varamayız.
Bizleri zorlu ve bıçak sırtında bir süreç beklemektedir.
Bu yolu güçlerimizi birleştirerek yürümek durumundayız.
Bunun başka yolu yoktur.
*
Lokmacının açılması konusunda da ilginç bir tartışma yaşanmaktadır.
Lokmacı Cumhurbaşkanlığına göre diğer geçiş noktaları nasıl açılmışsa öyle açılacaktır.
O zaman bir sorun yoktur.
Zaten Liderler zirvesi sonrasında yapılan açıklama da bu yöndeydi.
Bence sorun Lokmacı açıldıktan sonra Arasta Esnafı’nın beklentilerinin ne oranda gerçekleşeceğine bağlı olarak ortaya çıkacaktır.
Geçişlerin başlaması sonrasında ortaya çıkan genel eğilimler ve yaşananlar dikkate alındığında bölgedeki esnaf beklediğini bulamayabilir.
Dileyelim biz yanılalım.
*
Hafta sonunda bazı Rum gazetecilerle birlikteydim.
Cumhurbaşkanı Talat’ın yeni ortaklıkla ilgili ‘Bakir Doğum’ yaklaşımına takmışlar.
“Bu da nereden çıktı?” diye soruyorlar.
Bunu soran gazeteciler.
Onlara göre varılacak bir anlaşmada oluşacak yeni yapı Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamı olmalı.
Tıpkı Hristofyas gibi düşünüyorlar.
Annan Planı’nda yer alan ‘Bakir Doğum’ ifadesini hiç görmemişler!
Onun için de Cumhurbaşkanı’na tepki gösteriyorlar.
Güney’deki kamuoyunu bilgilendirmekle görevli gazetecilerin durumu böyle..
Ve esas sorun da bu zaten.
Güney Kıbrıs’taki kamuoyu ve beklentiler.
Onları doğru bilgilendirmek ve yetki paylaşımına hazırlamak Kıbrıs’ta kalıcı bir çözüme ulaşılmasına fırsat yaratabilir.
Karşımızdakiler bu aşamada buna hiç ama hiç hazır değil.
Bunun için biz kendi içimize dönüp siyasi hesaplarla tartışmak yerine, güç birliği yapmak durumundayız.
Başlayan yeni süreç kolay olmayacak.
Herkes bu süreç içerisinde sorumluluk yüklenmek durumundadır.
Sorumlulukların en büyüğü Cumhurbaşkanının omuzundadır.
Doğru.
Ama siyasi partilerle, sivil toplum örgütlerinin de sorumlulukları vardır.
Kıbrıs Türk halkının haklarının korunması, birlikte hareketten ve birbirimize güvenmekten geçer.
Kavga ederek bir yere varamayız.