kibris cyprus news haber kibris cyprus news haber
25 Temmuz 2008, Cuma Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap

  ARŞİV
   


 ÇOK OKUNANLAR
Talat kızını evlendiriyor
 
Tek egemenliği prensip olarak kabul ettik
 
KTHY Bodrum seferleri başlıyor
 
Görüşmeler 3 Eylül'de başlıyor
 
Çatalköy'de hırsızlık
 
Kolay konularla başlayacaklar
 
Sendikalar direniş hazırlığında
 
CTP'de AKPA konulu toplantı
 
Erdinç Gündüz Kıbrıs Postası'nda
 
Ön yargılar bir yana bırakılmalı
 


Sırp Kasap Yakalandı
Rauf R. DENKTAŞ
Rum Siyasilerden Al Doğru Haberi
Prof.Dr.Ata ATUN
Son sözü halklar söyleyecek
Mete TÜMERKAN
Güven aşağı, öfke yukarı doğru giderken...
Hasan HASTÜRER
Şu park tartışması
Mete TÜMERKAN

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   29 Mart 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Lefkoşa’nın surlar içerisindeki tarihi dokusu değişirken birşey yapmadık.

Terk ettik Lefkoşa’yı.

Bıraktık.

Evlerimizi kiraladık!.

Kimimiz pansiyona çevirdi.

Dükkanların kapılarına kilit vuruldu.

Bazı evler kaderlerine terk edildi.

Kaderine terk edilmeyip kiralananların bakım ve onarımı yapılmadı.

Ay oldu kimi zaman surlar içerisine girmedik.

Kimimiz yıl oldu.

Unuttuk orasını.

Koptuk.

Yaşam devam edip giderken, kimimiz geçim gaylesi ile koptu eski şehirden.

Kimimiz başka nedenlerle...

Ama koptuk.

Birşey yapmadık korumak ve geliştirmek için eski Lefkoşa’yı.

Oradaki kültürü ve alışkanlıkları yaşatamadık.

Organize olmadık, olamadık.

Planlı ve programlı bir şekilde sahip çıkma yönünde birşey yapmadık Lefkoşa’ya..

                                               *

Ve birden ‘Çocuk Bahçesi’ Ankara Çağlayan Parkı olunca  tartışma başladı.

‘Asimile oluyoruz’ diye kıyamet koparanlar oldu.

Televizyonlarda programlara konu edildi bu gelişme..

Parkın adından önce Çağlayan’da çok şey değişti asılında.

Bölgenin ismini aldığı ‘Çağlayan Bar’ ‘Gelik’ restaurant oldu.

Gençlik Gücü terk edilmiş bir görüntü veren binasında ayakta kalma mücadelesi verirken, ‘Oyna GG’ sloganını bilmeden yetişen genç kuşakların takımı olamadı.

Kıyısından, köşesinden bizim kuşak da yetişti Çağlayan’daki sinemalara.

Onlar bir bir yıkılıp yerlerine apartmanlar dikilirken sesimizi çıkarmadık.

Halbuki kaçı bu toplumun ilk aşkını orada gördü.

Sevdiğiyle ilk el ele tutuşmasını o sinemalarda yaşadı.

Bayram yeri idi bir zamanlar Çağlayan.

Şimdilerde fuar alanı oldu Bayram Yeri.

Ama, Çağlayan bölgesinde o kültürü yaşatacak, geleneksel şenlikler düzenlenmedi hiç bir dönemde.

Çağlayan’a doğru giderken Yusuf Kaptan sahasının karşısında yıkılmayı bekleyen açık hava sinemasını, “Bari bunu kurtaralım” diye sivil toplum inisiyatifleri oluşturulmadı.

Ne Londra Pastanesi kaldı Çağlayan’da, ne de biraz yukardaki Yıldızlar Restaurant.

Bir Saffet Anibal inatla kalmaya devam etti eski yerinde.

Budak Pastanesi de duruyor Çulluk’un hemen yanında.

Kaçımız buralar ayakta kalmaya devam etsin diye destek oldu bunca zaman.

Sahi Ali Korun’nun Bakkaliyesi’nin yerinde ne var bugün?

Yitip giderken birşeyler uzaktan seyrettik.

‘Çağlayan Parkı, ‘Ankara Çağlayan Parkı olmamalı’ diye şimdi tartışmaya koyulduk birden bire..

Lefkoşa’nın yeni sakinleri sessiz bir şekilde ya da farkında olmadan izlerken bugünkü  tartışmayı, mutluluk içerisinde oynuyor o bölgenin çocukları ‘Ankara Çağlayan Parkı’nda..

Terk edilmiş park yeniden kazandırıldığı için mutlular onlar.

                                                *
Kimisi “Tamam bugüne kadar hata yaptık sessiz kalmakla. Ama bir yerden başlamalı tepki koymaya yoksa ne olur halimiz” diyerek tartışılması gerektiğini savunuyor konunun!.

‘Çocuk Bahçesi’ ‘Ankara Çağlayan Parkı’ olursa kimliğimizin yitirileceği düşüncesi ile sesini

yükseltemek durumunda hissedenler var kendisini..

Lefkoşa surlar içi her geçen gün biraz daha yabancılaşırken eski sakinlerine, parkın ismi sanki sorunu çözecekmişcesine kimileri buna dört elle sarıldı.

Ben tepkinin abartılı bir şekilde ortaya konulduğunu düşünenlerdenim.

Ya da verilmek istenen mesajın amacını aştığını.

Hep işin özünün önemli olduğuna inanırım.

Şekilcilik yaparak değil, ama gerçekten inanıp sahip çıkarak insan birşeyler başarabilir.

Ya da birşeylere sahip çıkıp koruyabilir.

Bu arada Londra’nın köklü kulüplerinden Arsenal’in tarih yazdığı stadın adı kaç yıldır ‘Highbury’ değil, ‘Emirates Stadyumu’!..

Böyle değişiklikler dünyada da  oluyor.

Sponsor olanların adı veriliyor...

Önemli olan toplumların ‘sözde’ değil, ‘özde ve inanarak’ değerlerine sahip çıkmalarıdır.

Sahip çıkmanın gereklerini yapmalarıdır.

   577 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  25 Temmuz 2008, Cuma   Son sözü halklar söyleyecek
  23 Temmuz 2008, Çarşamba   Halimiz harap!
  21 Temmuz 2008, Pazartesi   Şimdi ne olacak?
  18 Temmuz 2008, Cuma   CTP’nin gözüyle ülkenin durumu
  16 Temmuz 2008, Çarşamba   Tekrar başlamak
  15 Temmuz 2008, Salı   Tatilde olmak
  04 Temmuz 2008, Cuma   Şimdi tatil zamanı
  02 Temmuz 2008, Çarşamba   Hristofias bunu ne kadar hak etti?
  30 Haziran 2008, Pazartesi   Kapsamlı Müzakereler Başlar Mı?
  28 Haziran 2008, Cumartesi   Manzara hoş değil


 
  Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap
© 2000 - 2007 KIBRIS POSTASI
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: haber@kibrispostasi.com
Kıbrıs Postası
Anadolu Ajansı Abonesidir. 
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dýþarýya link Last Digital

Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kıbrıs Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.