Olaylara ve sorunlara her zaman pozitif bakış açısı ile yaklaşmalı insan.
Ülke sorunlarının çözümünde de bu böyle olmalı.
Hataları konuşmak ve onlara takılı kalmak yerine, onları ortadan kaldıracak doğru işler yapmalı.
Hiçbirşey yapmadan oturup beklemek ve sadece eleştirmekle bir yere varılamaz.
Korkak davranarak ve risk almayarak da birşey yapılamaz.
Bunun için de korkak ve çaresiz davranmamalı, alınılabilecek riskler alınmalı.
Genç işadamlarından, turizmci Dimağ Çağıner de böyle düşünenlerden.
Özellikle turizm sektöründe süratle adım atılmasından yana.
Sektör için yeterince zaman kaybedildiğini düşünüyor.
Ve daha fazla zaman kaybına tahammül olmadığını..
*
Dimağ Çağıner’le turizmin durumunu konuştum.
Uzun bir sohbet oldu.
Heyecanlıydı.
Turizmin, ülkenin kurtuluşu olabileceğini söyledi.
“Yeter ki doğruları yapalım ve biraraya gelelim “ diye ekledi.
Çağıner’e göre turizmde doğru işler yapılırsa herkes kazanacak.
Sürdürülebilir bir turizm için gerekenlerin hep birlikte yapılabileceği görüşünde.
Bunun için de ilgili tüm sektörlerin bir masa etrafında oturarak konuşmasını istiyor.
Masada sorunlardan şikayet etmek yerine, pozitif bir yaklaşımla bunları aşma anlayışıyla hareket edilmesinin şart olduğu inancında.
Bunun için de YAGA modelinin turizme uyarlanmasını istedi.
Dimağ Çağıner, hemen bir ‘Turizm Ajansı’ kurulmasını önerdi.
Çağıner’e göre, devletin bir turizm politikası olmalı.
Sektördekilerin tümünün katılımıyla bir turizm örgütü oluşturulmalı.
Ancak bu, zaman alacak.
Bu yönde zaten devam etmekte olan bir çalışma da var.
Ama bu çalışmanın sonuçlanmasını beklemek gerekmez.
Çalışma sonuçlanana kadar hemen kurulacak bir ‘Turizm Ajansı’ sektöre yön verebilir.
*
Dimağ Çağıner, “Herşey var ama helva yapamıyoruz” dedi.
Tesisin, servisin, reklam bütçesinin ve uçağın var olduğunın altını çizdi.
Doğru yönetim ve kararlarla ambargo mazeretinin de aşılabileceğini vurguladı.
Çağıner’e göre ‘KKTC satılabilir bir destinasyon’ durumuna getirilmeli.
Ve bu hemen zaman kaybedilmeden yapılmalı.
Rota doğru belirlenirse hedefe ulaşılacak.
Bir milyon turist hedefi de gerçekleştirilebilecek.
Yeter ki doğrular yapılsın.
*
Her alanda olduğu gibi turizmde de rekabet koşulları dikkate alınarak, gerekenler yapılırsa sorunlar aşılır.
Bugün sektörün girdilerinde ciddi bir artış var.
Özellikle gıda, personel giderleri ve elektrikte..
Hükümet bu konularda acil önlemler alabilir.
Personel girdilerini azaltabilir.
Sektörde çalışma izni ile istihdam edilen personelin sosyal sigorta ve ihtiyat sandığı yatırımalarında vatanaşlara yapılan uygulamadan farklı bir uygulamaya gidilebilir.
Güney Kıbrıs ve diğer bazı turizmden gelir sağlayan ülkelerde bu tür uygulamalar yapılmaktadır.
Böylelikle personel giderleri düşürülmektedir.
Gıda fiyatlarında zaten küresel boyutta artışlar yaşanmaktadır.
Bu konuda da çıkış yolu bulunmalıdır.
Elektrikte ise var olan uygulamalar gözden geçirilerek sektör desteklenebilir.
Unutmamak lazım ki Turizm kırka yakın sektöre katkı yapabilecek bir sektördür.
Ve turizmde çarkların çalışması ekonomik çarkları da çalıştırır.
Ekonomik pastayı büyütür. Ülkedeki refah seviyesini yukarıya çeker.
*
Bu arada KTHY turizm ve ülke ekonomisi için olmazsa olmaz unsurlardan biridir.
Onu da yıpratmadan, varsa yapılan hataları düzelterek büyütmek zorundayız.
Kısacası, gerektiğinde riskler alarak, bazen küçük kayıpları göze alarak ülke ekonomisine makro düzeyde katkı sağlayacak açılımlar yapmak durumundayız.
Sadece şikayet ederek ve eleştirerek bir yere varılamaz.
Turizmde sektörün kurtuluşu, içindeki tüm unsurların birlikte hareketiyle mümkün olacaktır.
Ya hep beraber ya da hiç.