Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş gelişmelerden rahatsız.
Kıbrıs konusunda yanlış bir yola girildiğini düşünüyor.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın muhalefetle istişare etmeden tek başına hareket ettiğini söyledi.
Kıbrıs konusunda başlayan yeni sürecin bir kırk yıl daha Kıbrıs Türküne zaman kaybettireceğini belirtti.
Serdar Denktaş, “Yeni süreç dedikleri bir dejavu” dedi.
1968’de başlayan görüşmelerin bir tekrarı ile karşı karşıya olunduğunu savundu.
Cumhurbaşkanı Talat’ın ‘Masadan kalkan taraf biz olmayacağız’ sözlerine de tepki gösterdi.
Serdar Denktaş BRT’deki Akis programında konuğumdu.
Kıbrıs konusundaki gelişmelerden endişe duyduğunu söyledi.
Serdar Denktaş’a göre Cumhurbaşkanı Talat’ın 8 Temmuz sürecini başlatması büyük bir hataydı.
Denktaş, Talat’ın bu anlaşmaya imza koyarak Annan Planı’nı ortadan kaldırdığını söyledi.
Ve şöyle devam etti: “Yeni süreç filan yok. Dejavu. Eski dönemin tekrarını yaşıyoruz. Arada yapılan bütün anlaşmalar, ardından referandumla birlikte ortaya çıkan sonuç tarihe havale edildi. Annan Planı ortadan kalktı. Annan Planı ile birlikte gelinen son çizgi artık son çizgi değil. Yeniden başa dönüldü. Endişeliyim. Endişeliyim çünkü hedefimizin ne olduğu belli değil.”
Serdar Denktaş’a göre toplumun neredeyse yüzde altmışını temsil eden kesimin görüş, düşünce ve hassasiyetleri göz ardı ediliyor. Cumhurbaşkanı Talat DP ve UBP ile istişare etmiyor. Zaten oluşan demokratik kargaşa ortamı içinde bu çok da mümkün değil.
Serdar Denktaş Rum tarafında Hristofyas’ın seçilmesiyle yeni bir yaklaşım ve politika ortaya çıktığı yaklaşımlarına da katılmıyor.
“Değişen bir şey yok” diyen Serdar Denktaş, Hristofyas’a uluslararası kamuoyu tarafından hak etmediği bir kredi verildiği görüşünde.
Denktaş, Hristofyas’ın da Papadopulos gibi Kıbrıs meselesini bir ‘işgal meselesi’ olarak nitelediğini ve sorunun çözümünde muhatap olarak Cumhurbaşkanı Talat’ı değil Türkiye’yi gördüğünü söyledi.
Serdar Denktaş Hristofyas’ın çok akıllı ve planlı bir oyun oynadığının altını çizerek, bu sürecin Kıbrıs Türk tarafını ya ödün vererek bir çözüme; ya da ödün vermeyip, sıkı durup, günün sonunda ‘uzlaşmaz’ diye suçlu sandalyesine götüreceğini belirtti.
Böylelikle referandum süreci ile birlikte yakalanan sempatinin de ortadan kalkacağına işaret etti.
Peki Talat bu yola girmek yerine ne yapılmalıydı? Alternatif var mıydı?
Serdar Denktaş’a göre vardı.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat masaya oturmadan önce kriterlerini ortaya koymalıydı.
Ve bu kriterler karşılanmadan ‘masaya oturmam’ demeliydi.
Serdar Denktaş bu kriterleri ise şöyle sıraladı:
“ ‘Türk tarafı, Annan Planı’nı kabul eden taraf olarak, bu çizgiye Rum tarafını getirin, görüşmeye hazırım’ demeliydi. Bu retçi bir tavır değil.
Siyaseten eşitliğin fiilen sağlanmasında ısrar etmeliydi. Hristofyas’ın görüştüğü ya da görüşebildiği herkesle Talat da görüşme talebinde bulunmalı ve bu yönde BM’den güvence almalıydı.”
Serdar Denktaş, BM’nin zaten Türk tarafını verilmiş ve bu yönde tutulmamış sözü olduğunu da anımsattı.
Serdar Denktaş’a göre Kıbrıs Türk tarafı şimdi her şeye sıfırdan başlayarak büyük bir hata yapıyor.
Bu yeni süreçte ‘bakir doğum’ iki ayrı kurucu devlet gibi kavramların olması mümkün olmayacak.
Yeni süreç AB üyesi Kıbrıs’a Kıbrıs Türklerini yamama süreci olacak.
Ve Kıbrıs Türkleri haklarını koruyamadan istenmeyen yerlere sürüklenecek.
Serdar Denktaş böyle düşünüyor.
Görünen o ki Kıbrıs konusunda yeni ve kritik bir dönemece girerken içte yaşanan ciddi sorunlar bize sıkıntı yaratacak.
Bunun olmaması için de içte birlik ve bütünlük bir şekilde sağlanmalıdır.
Bu konuda evet Cumhurbaşkanı Talat’a sorumluluk düşmektedir ama, herkesin de bu konuda sorumlulukları ve yapacakları olmalıdır.
Hedef birliği ve içte birlikteliğin sağlanması için mutlaka birileri bir şeyler yapmalıdır.
Bu şekilde gitmez.