kibris cyprus news haber kibris cyprus news haber
25 Temmuz 2008, Cuma Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap

  ARŞİV
   


 ÇOK OKUNANLAR
Talat kızını evlendiriyor
 
Tek egemenliği prensip olarak kabul ettik
 
KTHY Bodrum seferleri başlıyor
 
Görüşmeler 3 Eylül'de başlıyor
 
Çatalköy'de hırsızlık
 
Kolay konularla başlayacaklar
 
Sendikalar direniş hazırlığında
 
CTP'de AKPA konulu toplantı
 
Erdinç Gündüz Kıbrıs Postası'nda
 
Ön yargılar bir yana bırakılmalı
 


Sırp Kasap Yakalandı
Rauf R. DENKTAŞ
Rum Siyasilerden Al Doğru Haberi
Prof.Dr.Ata ATUN
Son sözü halklar söyleyecek
Mete TÜMERKAN
Güven aşağı, öfke yukarı doğru giderken...
Hasan HASTÜRER
Rumları Ezen Türk Dış Siyaseti
Prof.Dr.Ata ATUN

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   12 Mart 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Rumlar için, uluslararası arenada istediklerini yaptırabildikleri eski günler çoktan geride kaldı.

Hem papaz hem de acımasız bir katil olan Makarios’un, Bağlantısız Ülkelerin Liderliğine oynadığı günlerden kalan politik miras çoktan bitti.

Rumlar, Makarios’un ellerine tutuşturduğu elma şekerini, 1960’lı yıllardan beri yalaya yalaya bitirdiler ve şimdi sadece sapı kaldı ellerindeki o şekerin.

Limasol’dan Hayfa’ya veya herhangi bir İsrail limanına gidecek bir feribota binmek isterseniz, Limasol limanında, yani Kıbrıs Rum Cumhuriyeti toprakları üzerinde, İsrail polisine ayrılmış özel bölgede, İsrail polisince veya İsrail görevlilerince tepeden tırnağa aranırsınız, incelenirsiniz,  evrak işlemleriniz tamamlanır ve ancak ondan sonra gemiye binebilirsiniz.

Bu işlem, bayrağına ve sahibine bakılmaksızın, İsrail’e gidecek her gemiye uygulanır. Kıbrıs Rum Cumhuriyetinde, İsrail’e gidecek gemiler ve yolcular konusunda söz sahibi sadece İsrail devleti ve onun resmi memurlarıdır. Söz konusu gemiyi ararlar, evraklarını incelerler, istedikleri yolcunun gemiye binmesine izin verirler, istemediklerini de kapının önüne koyarlar. Kimse karışamaz kendilerine. Rum Polisinin veya Rum Muhaceret memurlarının sözü geçmez bu bölgede.

Bu denli İsrail’in ilişkileri Kıbrıs Rum Cumhuriyeti ile içli dışlıdır.
Yıllarca Rum hükümeti, bu sıcak ilişkilere ve İsrail devletine verilen söz konusu tavize veya imtiyaza dayanarak, İsrail ile KKTC arasındaki olası bağlantıları önleyebilmiş ve setler çekerek mani olmayı başarmıştı.  

Ama Türkiye’nin son yıllarda büyük bir yükselişe geçen bölgedeki siyasi ve ekonomik gücü, karşı konulamaz bir rüzgâr gibi Rumları açıkça ezmeye ve önünde sürüklemeye başladı.       

“Düşmanımın düşmanı benim dostumdur” felsefesi ile 1970’li yıllarda arkasına Yunanistan’ı da alarak ASALA militanlarına ve PKK teröristlerine Güney Kıbrıs’ta eğitim kampları açarak Türkiye aleyhine faaliyetlere başlayan Kıbrıs Rum Hükümeti, silahları satın aldığı Mısır’ı para zoru ile, Hatay topraklarını geri almak konusunda işbirliği yapmak vaadi ile de Suriye’yi kandırarak bir nevi Türkiye etrafında bir şer, yani kötülük, ittifakı (birliği) yaratmaya çalışmıştı.

Şu anda yaklaşık 3,000 tanesini Kıbrıs Rum vatandaşı yaptığı Lübnan’lı zengin Hıristiyanlara, iç savaş döneminde kapılarını açmış, iş kurmalarını sağlamış, vatandaşlık ve ikamet izinleri vererek, Şer İttifakını genişletmişti.

Bir türlü sıkı fıkı bağ kurup Türkiye karşıtı grup içine alamadığı İsrail’e ise, toprakları üzerinde aynen İngiliz üsleri gibi “Egemenlik Hakları” vererek bağ kurmayı denedi ve bunu da yıllarca Türkiye ve Kıbrıs Türkleri aleyhine gizliden gizliye kullanmaya çalıştı.

Tabii her şeyin bir sonu vardır.

Elbette bu “Şer İttifakı”nın elebaşısının da, siyasi menfaatler elde etmek için kurduğu tezgâhın sonu geldi. Daha doğrusu tezgah battal oldu artık.

Başarılı Türk Dış Politikası, başarılı Türk ekonomisi ve bölgede tartışmasız söz sahibi Türk Silahlı Kuvvetleri ister istemez dengeleri bozdu ve yıllar boyu Türkiye aleyhine oluşturulmuş ittifakları Türkiye’nin lehine çevirdi.

Mağusa-Lazkiye seferlerinin başlaması,
Başer Esad’ın “Yüzümü Türkiye’ye döndüm” tanımlaması ve karşılıklı dostluğa ve işbirliğine dayalı yeni Türkiye-Suriye ilişkileri,
Mısır’ın, Rumların sahtekârlıkla ilan ettikleri münhasır ekonomik bölge anlaşmasını askıya alması,

Mısır’da Türk işadamlarının milyarlarca dolarlık yatırım yapmaları,

Türk yatırımcılar için özel serbest bölge kurmaları ve yeni boyut ve sıcaklıktaki Türkiye-Mısır ilişkileri,Lübnan’ın Rumlarla imzaladığı münhasır ekonomik bölge anlaşmasını dondurması,

Ve İsrail Hükümetinin Tel Aviv’de KKTCnin Ticaret ofisinin açılmasına onay vermesi,

Hep bu güçlü Türkiye rüzgârının Orta Doğu’da esmesinin sonuçlarıdır. Ben asla İsrail’in Kıbrıs Rumlarını, Türkiye’ye tercih edebileceklerini düşünmüyorum. Buna ihtimal bile vermiyorum. İsrail’in bölgedeki varlığı ve yaşamının sürdürülebilirliği belli oranlarda Türkiye’nin bölgesel söz sahipliği ve gücü ile doğrudan bağlantılı. 

Üstelik Rumların İsrail Büyükelçisinin, büyük bir pişkinlikle Adalet Bakanı Daniel Friedmann'a, Dışişleri Bakanı Tzipi Livni’ye ve Başbakan Ehud Olmert’e gönderdiği, KKTC Ticaret Ofisinin açılmasını engellemeye yönelik mektubunda kaleme aldığı “İsrail’in, Suriye ile aynı kulüpte görünmesi hoş olmaz” tanımlamasına, KKTC Ticaret Ofisinin kayıt işlemlerini yürüten İsrail eski Başbakanı Ariel Şaron’un büro müdürü Dov Weissglas’ın bir personelinin, “Suriye ile değil ama KKTC’nin New York ve Washington’da temsilcilik açılmasına yıllar önce izin vermiş olan ABD ile aynı kulüpte olacağız” yanıtı, İsrail’in bu konudaki kararlı tavrını ortaya koyarken, Rumların da acizliğini gözler önüne sermektedir.   

Tüm bunlara ilaveten 2006 yazında patlak veren II. Lübnan Savaşı'nda AB vatandaşlarının ve Lübnanlıların bölgeden tahliyesine yardımcı olmasının karşılığında, Fuad Sinyora Başbakanlığındaki Lübnan hükümetinden bedelsiz su jesti bekleyen Rumlara dün verilen “Hayır” yanıtı da, Rum hükümeti içinde, bir başka hayal kırıklığı yaşanmasına neden oldu.

Söylemiştim.
Elma şekeri bitti. Sapı kaldı.

   1302 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  23 Temmuz 2008, Çarşamba   Rum Siyasilerden Al Doğru Haberi
  20 Temmuz 2008, Pazar   Bu Seneki Mesajlar Çok Farklı
  20 Temmuz 2008, Pazar   Gerçek Bir Barış Harekatı Anısı
  17 Temmuz 2008, Perşembe   KKTC Tanınmaya mı Gidiyor
  13 Temmuz 2008, Pazar   Hristofyas'ın müzakere stratejisi
  12 Temmuz 2008, Cumartesi   Mavi kelebeğin izinde
  10 Temmuz 2008, Perşembe   Hristofyas'ın Türklere Mesajı
  06 Temmuz 2008, Pazar   Tek Halk Gerçeği
  05 Temmuz 2008, Cumartesi   Kaliteli insan Ayrıcalığı
  02 Temmuz 2008, Çarşamba   Tek Egemenlik, Tek Vatandaşlık


 
  Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap
© 2000 - 2007 KIBRIS POSTASI
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: haber@kibrispostasi.com
Kıbrıs Postası
Anadolu Ajansı Abonesidir. 
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dýþarýya link Last Digital

Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kıbrıs Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.