Ana Sayfa >> Yazarlar Prof. Dr. Ata ATUN | 17 Temmuz 2017, Pazartesi
15 Temmuz Kalkışmasında TSK ve Halk
Paylaş  
7
17
8

15 Temmuz 2016 tarihinde yapılan kalkışmanın yıldönümü olan evvelki gün İstanbul’daydım. Hem törenleri izledim, hem de sokaktaki vatandaşla, ülkesi için, vatanı için, eski tabirle “kellesini koltuğunun altına alıp kalkışmacılarla mücadele için sokağa fırlamaktan çekinmeyenlerle” görüşmeye çalıştım.  

Bana anlatılanları, fikirleri, görüşleri, yaşanan olayları ve gazetelerden okuduğum, duymadığım, bilmediğim olayları, kahramanlıkları, vatan sevdasını ve gözü peklikleri, eve gelince eşimle birlikte değerlendirdik. Sonra da bir köşeye çekilip, toparlayabildiğim bilgilere eşimin görüşlerini de ekleyerek yeni bir değerlendirme yapmaya çalıştım. Gerçekte de geçen seneki değerlendirmelerimle bu seneki değerlendirmem arasında büyük bir fark çıktı ortaya. Bu farkın en temel gerekçesi de Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden bir tanesinin Mütevelli Heyeti Başkanı bir meslektaşımın söylediği, “Kalkışmayı önleyen halkın cesaret ve imanıyla birlikte TSK’nın kendisidir” yorumuydu.

Kalkışma gecesi ve sonrasında bütün TV’ler, medya ve sosyal medya yollarda, tankların üstüne çıkmayı başararak tankları durduran, köprüyü tutmaya çalışan askerlere mani olan, bomba atan jetlere eliyle tehdit işareti yaparak uyarmaya çalışan sokaktaki cesur vatandaşları gösterirken, TBMM’yi ve diğer önemli Devlet binalarını bombalayan savaş uçaklarını, kışlalara, binalara, tesislere saldıran kalkışmacıları yayınlarken, Özel Kuvvetler ve Polis ile çarpışan askerleri an be an halka iletirken, benim aklımda oluşan yargı ve karar, bunun bir darbe olduğu ve geçmişte 2 kez yaşandığı gibi TSK’nın tümünün bu kalkışmanın içinde yer aldığıydı.             

Ama bu çok sevdiğim meslektaşımın söylediği ““Kalkışmayı önleyen TSK’nın kendisidir” sözleri beni adeta beynimden vurdu. Kafama bir çivi çakılmış gibi hissettim o an kendimi. Oturdum, hiç üşenmedim, Türk Silahlı Kuvvetlerinin 14 Temmuz 2016 günkü, yani kalkışmadan bir gün evvelki envanterini bulmaya çalıştım. Sonunda buldum da.

Tank envanteri: 1361 adet M60, 170 adet Sabre3, 171 adet Leopar, 339 adet Leopar 2, 1000 adet Altay (alınan ve yapılmakta olan), 350 adet Fırtına T155, 362 adet M S2, 219 adet M110A ve 400 adet Panter. Toplam tank sayısı: 4372

Zırhlı Araç envanteri: 336 adet Atak, 1000 adet FNSS, 900 adet MSS, 650 adet FNS, 500 adet Atak2, 156 adet M13, 70 adet Allta, 48 adet ZTA, 900 adet Kobra, 3161 adet M113A ve 400 adet BMC. Toplam Zırhlı araç sayısı: 8121

Helikopter envanteri: 109 adet Skorsky, 28 adet Cougar, 114 adet Iroquoil, 18 adet M17, 10 adet Chonook, 7 adet Süper, 3 adet Viper, 32 adet Cobra ve 100 adet Atak (mevcut ve sipariş). Toplam Helikopter sayısı: 421

Savaş uçağı envanteri: 240 adet F16, 54 adet Terminator, 30 adet Blok50 F16, 116 adet F35. Toplam savaş uçağı sayısı: 440

14 Temmuz 2016 günküm Askeri personel sayısı: Toplam 561 bin 496 (Er, Erbaş, Astsubay, Subay ve General)

 

Kalkışmayı planlayan ve uygulamada fiilen yer alan araç ve personel sayısı: 74 adet Tank, 246 adet Zırhlı Araç, 37 adet Helikopter, 35 adet Savaş Uçağı, 3 bin 992 adet hafif silah ve 8 bin 651 askeri personel (Er, Erbaş, Astsubay, Subay ve General)

Kalkışmaya fiilen katılanları, TSK’nın bütünü ile kıyasladığımızda, bu grubun, mazisi şan ve şerefle dolu, gücünü her zaman ve her koşulda yüce Türk milletinden alan TSK içerisinde çok küçük bir sayıda olduğu görülmekte.

Kalkışmacıların, TSK’nın tümüne oranı: Personel % 1,5, Savaş Uçağı % 7 (35 uçak bunun 24'ü muharip uçak), Helikopterlerde % 8 (37 Helikopter bunun 8'i taarruz helikopteri), Tank ve zırhlı araçlarda % 2,7 (246 Zırhlı Araç, bunun 74'ü tank), Gemilerde % 1, (3 gemi) Hafif silahlarda % 0,7 (3992 adet hafif silah)

Kalkışmaya katılan personel, araç, gereç ve silahın TSK’nın bütününe oranı: yüzde 1,5

Şimdi daha iyi anlıyorum ki, TSK’nın yüzde 98 buçuğu kalkışmaya katılmamış ve katılmadığı gibi de bozulması mümkün olmayan emir-komuta disiplininin dışına çıkmış ve önlemeye çalışmış.

Gerçek şu; Dönemin siyasileri, halk ve TSK’nın yüzde 98 buçuğu el ele vermiş ve kalkışmayı daha palazlanamadan boğmuş. Yoksa bunca silahın ve askeri personelin karşısında, tepeden tırnağa silahlı düşman ordusu bile duramazdı, aynen 20 Temmuz 1974 Mutlu Barış Harekatına katılmış bir Mücahit olarak benim gözlerimle gördüğüm ve fiilen yaşadığım gibi…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
18 Eylül 2017, Pazartesi    Kıbrıs müzakereleri başlayacak mı?
15 Eylül 2017, Cuma    Yeni bir müzakere olacak mı?
11 Eylül 2017, Pazartesi    Kıbrıs müzakerelerini sabote eden kim?
4 Eylül 2017, Pazartesi    Rumların AB üyeliğinin nedeni
1 Eylül 2017, Cuma    Camilerin ve okulların sayısı
28 Ağustos 2017, Pazartesi    Rumların KKTC'yi istimlak cüreti!
25 Ağustos 2017, Cuma    Rumların hayal gücü sınırsız
21 Ağustos 2017, Pazartesi    Kıbrıs konusu boyut değiştiriyor 
18 Ağustos 2017, Cuma    Kıbrıs’ta azınlık olmak
14 Ağustos 2017, Pazartesi    Böylesi çirkin politikaya şapka çıkarılır

Kıbrıs müzakereleri başlayacak mı?
Prof. Dr. Ata ATUN | 18 Eylül 2017, Pazartesi
Rum lider Anastasiadis’in Cumartesi günü Resmi Rum Radyo-Televizyonu olan RİK’te yayınlanan açıklaması, BM’nin 72’nci Genel Kurul çalışmaları çerçevesinde görüşeceği BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’den müzakere ma...
Yeni bir müzakere olacak mı?
Prof. Dr. Ata ATUN | 15 Eylül 2017, Cuma
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Rum lider Nikos Anastasiadis’e ve KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya gönderdiği resmi mektuplar, BM Genel Sekreterliği tarafından hazırlanmış olan ve bundan sonra yapılacak gör...
Kıbrıs müzakerelerini sabote eden kim?
Prof. Dr. Ata ATUN | 11 Eylül 2017, Pazartesi
Kıbrıs Rum tarafındaki siyasiler, politikacılar ve Cumhurbaşkanlığı adayları tamamen Şubat’ın ilk haftalarında yapılacak Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanlığına soyunmuş durumda.
Kıbrıs Rum kesiminin başkanı Anastasiadis ise k...