Kıbrıs sorununun çözümü için başlayan süreci “SON FIRSAT” olarak niteleyenler var.
Kıbrıs sorunu, sorun olarak kabul edildiği sürece çözüm girişimleri aralıklarla da olsa yaşanacak. Ancak yaşananlar gösterdi ki yitirilen her çözüm fırsatından sonra gelen fırsatların başarı şansının daha düşük...
İSTANBUL- Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Lefkoşa Büyükelçiliği’nin düzenlediği Gazeteciler Sempoyumu dün İstanbul’da başladı.
Bugün de devam edecek.
Yarın ise gazete ziyareti olacak. Kuşkusuz gazete ziyareti çok kullanılan “Nezaket Ziyareti” amaçlı olmayacak. Geçen yıl Atina’da To Vima gazetesini ziyeret edip yazı işleri yetkilileriyle sohbet etmiştik. Onların söylediklerinin içeriğinden fazla öncelikleri dikkatimizi çekmişti.
***
Dün sempozyum başlarken yaptığı konuşmada ABD Lefkoşa Büyükelçiliği Halkla İlişkiler Konsolos’u Tom Miller, tatlı bir üslupla, “Bu sempozyuma konuşulanlar yazılabilir. Konuşulanlardan yola çıkılıp yorum yapılabilir. Ancak söylenilenlerin kimin tarafından söyleddiği yazılmasın” dedi.
Tepki koyan arkadaşlar oldu. Tepkiler üzerine Tom Miller açıklama yapma gereği duydu: “Bu etkinlik basın konferansı değil. Burada bizim için önemli olan herkesin özgürce düşündüklerini söylemesidir.”
***
Benzer nitelikte sayısını anımsamayacağım kadar çok uluslararası etkinliğe katıldım.
Geçen yıl Atina’da düzenlenen sempozyumun konuşmacıları arasındaydım da... Bu etkinlikler her zaman aynı verimlilikte olmuyor.
Dün başlayan sempozyumun benim açımdan çok yararlı olacağına yönelik yargım ikinci günü beklemeden şekillendi bile.
***
Dört ana sunuş vardı dün.Türkiye’den Sami Kohen, Yunanistan’dan Pavlos Tsimas, Kıbrıs’tan da Mete Tümerkan ile George Kaskanis konuştu.
Konuşmalardan sonra arzu edenlere soru sorma ya da görüş ortay koyma şansı verildi.
Dinamik bir akış olduğu için sanırım kimse sıkılmadı ve de uyuklamadı.
Kohen, elli küsur yıldır dış politika yazıyor. Kıbrıs sorunu ile başladığı meslek hayatında Kıbrısla ilgili tüm önemli gelişmenin canlı tanığı.
Canlı tanık olduklarından seçmeleri ara başlık yapıp konuşmasını yaptı.
Polemik nedeni bir bölüm olmadığı için konuşmasından şu bölümü alıntı yapabilecem.
Kohen, “Bu bölgede tüm dönemler önemli” dedi.
Çok doğruydu söylediği... Kıbrıs özeline bakalım... Kıbrıs sorununun önemli dönemeçlerden geçmediği bir dönem anısayan var mı?
Kıbrıs sorununun bitmeyen “özel dönemleri” demokrasi dahil pek çok konuda engel olarak kullanıldı.
***
Gazetecilerin fillen yerine getirdikleri görevlerden biri tarih içinde not tutmaktır. Bunların önemli bir bölümü o gün sıcağı sıcağına yazılır.
Bazıları yazılmak için ertelenir. Erteleme o denli uzun olur bazen ki o yazılmayanlar meslek anılarından oluşan kitaba zenginlik katar.
Meslekte yılları geride bırakanların aktarmaları salt bilgiden oluşmaz. Dünden bugüne yaşananlarla ilgili siyasi ömrü deneyimli gazetecilerlerden daha kısa olanların aktardıkları çoğu kez gazetecilerin ki kadar derinlikli olmayabilir.
Kıbrıs sorununda çok ciddi bir fırsat kapısı aralandığında dün konuşanla hemfikir.
2004 için umut çıtasının yükseklerden nasıl düşürüldüğünün altı samimi yaklaşımlarla ABD’liler tarafından da seslendirildi.
Kıbrıs’ta bugün için dünle kıyaslandığı zaman en ciddi iyimserlik nedeni Kuzey Kıbrıs’ta Talat’ın, Güneyde Hristofyas’ın Cumhurbaşkanı olması. Siyasi alt yapılarında barış kültürü var.
Daha önce bu uyum hiç olmadı.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Vasiliou’nun başkanlık günlerinde çözüme yakınlık yaşanmıştı. Ama o dönemde Vasiliou’nun çözüm partneri Rauf Denktaş değil, dönemin Türkiye Cumhurbaşkanı Turgut Özal’dı.
Vasiliou, kendisiyle yaptığım bir sohbette aynen şunları söylemişti: “ Eğer ben bir dönem daha seçilsem ve Turgut Özal, ölmemiş olsaydı Kıbrıs sorununu çözerdik.”
***
Kıbrıs sorununun çözümü için başlayan süreci “SON FIRSAT” olarak niteleyenler var.
Kıbrıs sorunu, sorun olarak kabul edildiği sürece çözüm girişimleri aralıklarla da olsa yaşanacak. Ancak yaşananlar gösterdi ki yitirilen her çözüm fırsatından sonra gelen fırsatların başarı şansının daha düşük...
Benzetmenin sahibine hakkını vereyim... Sami Kohen, dünkü konuşmasında çözüm çabalarını son fırsat olarak nitelemekten kaçınsa da şunları söylemekten de çekinmedi. “Çözüm olmazsa herkes Frank Sinatra’nın ünlü My Way şarkısında söylediği gibi kendi yoluna gidecek.”
Günün sözü:
Deneyimlerden yararlanmak boşuna çabanın önünü keser