Bir yıl kadar önce gittiği Londra'da öncelikle kendi insanlarımızı okuyup tanımaya çalıştı. Siyasi görüşleri ne olursa olsun herkese eşit mesafede durdu. Aslında daha doğru olan herkese yakın durduğudur.
Sonuçta soldan sağa, yediden yetmişe herkes Dilek Yavuz Yanık, için “Aha tam istediğimiz temsilci” dedi.
Londralı Türkler bunu gördü de burada KKTC'de sorumlu konumda olanlar görmedi.
Başlıktaki “dinler” kelimesi yerine başka bir kelime yazacaktım ama ayıp olmasın diye dinleri seçtim.
Londra, KKTC'nin dış temsilcilikleri içerisinde en önemli olanıdır diyebilirim.
Neden? Çünkü Londra'nın çok yönlü önemi yanında İngiltere'de yaşayan ve sayıları Kıbrıs'taki Türklerle yarışan oradaki kardeşlerimiz var.
Orada ciddi anlamda temsilcilik yapmak gerçekten zordur. Kıbrıs sorunuyla bağlantılı görev yanında çok farklı görüşleri olan Kıbrıslı Türklerle de iletişim köprünüz çok iyi olacak.
Kıbrıs'ta ne kadar görüş varsa tümünün Londra acentesi var.
Onların yanına bir de gittiği zamanı yaşayanları koyunuz... Kıbrıs'ta haklarını alamadığına olan inancın beslediği alınganlık ise üstüne üstlüktür.
Londra'da başarıyla görev yapan temsilcilerimiz olmadı mı? Mutlaka olmuştur. Ancak isim vererek incitmek istemesem de şunu belirteyim çoğunluğun halk tarafından yazılan karne notu kırık oldu.
Bazı temsilciler Londra'daki insanları hiç kaale almadı.
Halkın tepkisi ve de yaklaşımlarını hiç düşünmeyenleri de gördü Londra Türkü...
Orada bulunduğum zamanlarda bu tepkiler bana da aktarıldı. Dinledim ve çoğunluğunun haklı olduğunu gördüm.
* * *
Dilek Yavuz Yanık, biraz da apar topar Ankara'da KKTC Büyükelçilik Müsteşarlığı görevinden alınıp Londra'ya temsildi gönderildi.
KKTC Dışişleri Bakanlığından göreve başladığı ilk günden bugüne tüm siyasi partilerden bakanlarla çalışmış bir diplomat.
Dayıyla değil, mesleki birikimiyle işini yapan biri.
Londra'ya gönderenler Dilek Yavuz Yanık'tan çok fazla bir şey beklemiyordu bence. Ama o yanılttı.
Kıbrıs sorunuyla ilgili trafikte ne gerekirse onu yaptı. Yaptıklarını abartmadı... Tanınmamışlık nedeniyle öteki ülkelerin misyon şeflerine göre trafiği daha azdı. Bunu hiç gizlemedi.
Bir yıl kadar önce gittiği Londra'da öncelikle kendi insanlarımızı okuyup tanımaya çalıştı. Siyasi görüşleri ne olursa olsun herkese eşit mesafede durdu. Aslında daha doğru olan herkese yakın durduğudur.
Sonuçta soldan sağa, yediden yetmişe herkes Dilek Yavuz Yanık, için “Aha tam istediğimiz temsilci” dedi.
Londralı Türkler bunu gördü de burada KKTC'de sorumlu konumda olanlar görmedi.
Ankara'daki statüsü farklı görevine rağmen yurt dışında görev süresini birleştirip ille geri getirecekler.
Dün sabah televizyonda Londra'daki Kıbrıslı Türkler adına yapılan konuşmaları dinledim. Buradaki yetkililerin duyarsızlığına üzüldüm.
Londra'daki Kıbrıslı Türkler, söylediklerinin bir kulaktan girip ötekinden çıktığının farkında değil.
Hele oy hakları olmadığı için kimse onları takmıyor.
* * *
Acı ama gerçek, yurt dışındaki temsilciliklerin önemi kavranmadı.
Kavranmadığı için o görevlerde etkili, verimli, başarılı olunup olunmadığı da yetkililerin umurunda değil.
Daha önce Londra'daki Kıbrıslı Türklerin tarafından geçmediği, adresini bilmediği KKTC Londra temsilciği şimdi her gün yaklaşık yüz Kıbrıslı Türkün işini hallediyor.
Dilek Yavuz Yanık, makam koltuğunda oturup kalmak yerine insanların acı gününde de tatlı gününde de onlarla oluyor.
CTP'nin Londra örgütünden UBP'nin Londra örgütüne kadar tüm ö görüşler, “Bu temsilcinin Londra'da bir dönem daha kalmasını sağlayın” diyor. Onları diyor ama Lefkoşa'da birileri başka hesap yapıyor.
Konu Savcılığın görüşüne kalmış. Yasaların Dilek Yavuz Yanık'ın görevinin başında kalmasına izin verdiğine inanırım.
Çok net bir yasa maddesi olmasa da Devletin ve kamunun çıkarı orada kalmasında yararı işaret ediyorsa kalmalı. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Dışişleri Bakanı ve Savcılık mutlaka bir çıkış yolu bulabilir. Ben bulacaklarına da inanıyorum.
Günün sözü:
Her iş, o işi bilenin olmalı