kibris cyprus news haber kibris cyprus news haber
6 Temmuz 2008, Pazar Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap

  ARŞİV
   


 ÇOK OKUNANLAR
Reuters yorumu: Yaşlı adamların uyduruk örgütü
 
Google’dan ‘Kırkpınar’a jest
 
Sıcaklar beyin hücrelerini öldürür
 
Türkiye-AB müzakereleri için ‘koşullu’ evet
 
Aşırı terlemeye de çözüm bulundu!
 
ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Pazartesi Kıbrıs'a geliyor
 
KTHY Grev nedeni ile seferlerini tekrar düzenledi
 
Ertuğruloğlu Derksen görüşmesi
 
Sonay Adem'in açıklaması
 
TMT'den Katsuridis'e tepki
 


Önemli Davet!
Rauf R. DENKTAŞ
Tek Egemenlik, Tek Vatandaşlık
Prof.Dr.Ata ATUN
Şimdi tatil zamanı
Mete TÜMERKAN
Aziz Kent'in gördüğü adres TC Büyükelçiliği...
Hasan HASTÜRER
Parkta; salıncakta bir çocuk bize sallıyor..
Hasan KAHVECİOĞLU

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   27 Mart 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

“Ankara Çağlayan Parkı” ismi; yeni bir tartışma yarattı...

Kıbrıs sevdalısı bazı kalemler “Ankara” sözcüğüne taktılar... Bazı program sunucuları öfkelerini ekranlara taşıdılar... Bazı gençler topluca durumu protesto ettiler...

Ben bu “tartışmaları” ne yalan söyleyeyim, hiç de “yerinde” bulmadım... “Aman orijinal isimlerimizi değiştiriyorlar” diye paniğe de kapılmadım...

Neden bu kadar “sıradan” bir belediye kararı, bir anda “Kıbrıslılığımıza vurulan bir darbe” gibi algılandı?

Özellikle gençlerin bu ani “reaksiyon”u ne kadar gerçekçi?

Protestocular ve karşıtlar; Ankara’ya mı karşıdırlar, yoksa Çağlayan adının “yerel değerini” mi korumaya çalışıyorlar?

Ülkesinin toprağını, geleneklerini, yaşadığı kenti sevmek bu mudur?

Yoksa; her şeyi birbirine mi karıştırdık?

Lefkoşa Belediyesi ile Ankara Belediyesi, Mustafa Akıncı ile Murat Karayalçın zamanından beri “Kardeş kent”tirler...

Elbette işbirliği yapacaklardır... Elbette aralarında yardımlaşma olacaktır... Ankara Belediyesi’nin bu park için bir milyon dolardan fazla bir para yatırması küçümsenebilir mi?

Tepkililerde ve öfkelilerde “Ankara” çağrışımı; siyasal karışmalarla, bağımlılık ile, emir almakla, acentelik yapmakla eş tutulabilir...

Ancak bu; Lefkoşa’da bir parka kardeş bir kentin adını veremeyecek kadar bir “fanatizm”e dönüşürse, “Ankara düşmanlığı” mesajı tonlaması içerirse, sağlıklı düşünme sistemimizde ciddi tahribatlar var demektir.

Kimse alınmasın ama; bu karşı çıkışları içeriği olmayan biçimsel gösterişler olarak görüyorum...

Lefkoşa’yı umursayanların, sevenlerin yapacağı o kadar çok iş var ki, keşke bu gençler enerjilerini bu alanlara kaydırabilseler...

Benim de ilk gençlik yıllarımda, sözü edilen parkta yaşanmışlıklarım vardı...

O zamanlar “Çocuk bahçesi” diyorduk... Rum tarafında da “Millet bahçası” vardı...

Gerçekten neler oluyor?

Sahibinin adını taşıyan bir gazinonun (Ki o gazino da artık Çağlayan adını kullanmıyor.) yakınındadır diye “Çağlayan” olarak anılan bu parkın adına “Ankara” sözcüğü ilave edilmeseydi, hangimiz bu “pislik yuvası”nın farkına varacaktık?

Hangimiz bu parkın ya da Lefkoşa’daki diğer parkların korunması için yeterince çaba harcadık, örgütlendik, mücadele ettik?

Bugünlerde sergilenen bu “hassasiyet”i; keşke Cumhurbaşkanlığı barakalarının surlar üzerindeki kirliliğine karşı da kullansaydık...

Keşke; Cumhurbaşkanlığı’nın bir kocaman mahalleyi yıkarak sarayı genişletme girişimine karşı da aynı hassasiyetle yaklaşsaydık...

Keşke; surlar içindeki cenaze namazlarının mezarlığa taşınmasına ve yılların geleneğinin yok edilmesine karşı da sesimizi yükseltebilseydik...

Keşke Lefkoşa’da ya da Kıbrıs’ta “Kıbrıslı” olmayan bütün isimlere aklımızı taksaydık...

Haydar Aliyev caddesine, Evren paşa bulvarına, İzmir mahallesine, Londra pastanesine, Pronto kavşağına, Osman paşa caddesine, İnönü meydanına, İstanbul plajına, Marmara parkına, Amerikan okuluna ve daha nelere...

Adana kebabına, Kayseri pastırmasına, İnegöl köfteye...

Acılı, acısız bütün kültürel etkilere, asimilasyon kokan bütün demografik müdahalelere...

Çağlayan Parkı’nın isim değişikliği “fantastik” bir aydın tartışmasını başlattı. Şimdi orada oynayan, birbirini itip kakan yüzlerce çocuk zaman geçiriyor...

Bu yeni “nüfus” dalga dalga geliyor, okulları dolduruyor, geleceğin fotoğrafında şimdiden yerini alıyor...

Bizim bu konuda bir “proje”miz var mı?

Lefkoşa’nın surlar içinde oluşan “getto”nun yıkılmasını içeren bir yaratıcı düşünce üretebiliyor muyuz?

“Ankara” takıntısını yapay bir “tepki”ye dönüştürmek yerine meselenin aslını kurcalamayı deneyecek miyiz?

Yoksa, bu iş çok mu zor?

İyisi mi, hep beraber parkın kenarcığında “Çağlayan Parkı bizimdir, adını değiştiremezsiniz” yazan pankart sallayalım...

Herkes bizim ne kadar Lefkoşalı, ne kadar Kıbrıslı ve ne kadar Ankara karşıtı olduğumuzu görsün...

Peki, biz sallarız da salıncaktaki çocuk boş durur mu?

Tabii ki o da bize sallıyor...

   386 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  03 Temmuz 2008, Perşembe   Soyer diyeti öderse ne olur?
  30 Haziran 2008, Pazartesi   Az daha babamı öldürüyorlardı...
  26 Haziran 2008, Perşembe   Adamı “Mide siniri”nden çatlatır bunlar...
  23 Haziran 2008, Pazartesi   Girne'de kumar karanlığında kurşun sesleri...
  20 Haziran 2008, Cuma   Çöplüğü yakanlar “Sabotaj” mı yapıyor?
  16 Haziran 2008, Pazartesi   Kahpe Rumlar’ın Frekans İşgali...
  12 Haziran 2008, Perşembe   Gençler arasında konuşan bıçaklar...
  09 Haziran 2008, Pazartesi   İngiliz: Bir nalına, bir mıhına...
  05 Haziran 2008, Perşembe   Acıtan ama ders veren bir sağlık öyküsü...
  02 Haziran 2008, Pazartesi   K.T.Hava Yolları öncelikle “Gülümseme”yi öğrenmeli...


 
  Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap
© 2000 - 2007 KIBRIS POSTASI
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: haber@kibrispostasi.com
Kıbrıs Postası
Anadolu Ajansı Abonesidir. 
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dýþarýya link Last Digital

Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kıbrıs Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.