kibris cyprus news haber kibris cyprus news haber
18 Mayıs 2008, Pazar Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap

  ARŞİV
   


 ÇOK OKUNANLAR
Hristofyas bahane arıyor
 
Temas grubu Lokmacıdaydı
 
Endişelerini belki giderdim
 
6 öğretim üyesi işten durduruldu
 
CTP faşizm yapıyor
 
Ufuk Taneri dönemi başladı
 
Oyunlara dikkat!.....
 
Kısıtlamalar devam ediyor
 
Atatürke saygı yürüyüşü yapacaklar
 
Müzakere sürecinde zorluklar olacak
 


Hristofyas’a Göre (2)
Rauf R. DENKTAŞ
Sayın Talat Sözünüzü Tutunuz
Prof.Dr.Ata ATUN
Yaz diyeti
Mete TÜMERKAN
Başlarını vura vura inatla yola devam edenler...
Hasan HASTÜRER
Önce bıçakladılar, sonra çekiçle başına vurdular...
Hasan KAHVECİOĞLU

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   23 Nisan 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Önce bıçakladılar, sonra çekiçle başına vurdular, sonra da yaktılar...

Kıbrısımızın “yüz aklarından” müzik adamı Cem Kafkas; Pazar günü, içi kan ağlayarak, gencecik, pırıl pırıl yüzüne yakışmayan, hak edilmemiş bir  “acı”yı boğazında düğümlenen sözcüklerle gazetecilere anlatmaya çalışıyordu...

-Tarihte az görülen böyle bir vahşete sağduyu ile yaklaşan herkes müthiş bir hayal kırıklığı içindedir, diyordu...

Cem’in babası Mesut Kafkas, 22 şubat 2007 tarihinde üç cani tarafından Dikelya İngiliz üssüne kaçırılmış, tam 25 gün süre ile kendisinden hiçbir haber alınamamıştı.

Mesut Kafkas, 18 Mart 2007’de Taşkent köyü yakınında arabası içinde “Bir kül ve kömür yığını” halinde tesadüfen bulunmuştu.

Bir müzik sanatçısının, daha da önemlisi bir “evladın” babasının ölümünü anlatan sözleri; hiçbir insan yüreğinin kaldırabileceği şeyler değil...

-Caniler, yanlarında taşıdıkları bıçakla, önce babamı yaraladılar. Daha sonra, vücudunun muhtelif yerlerinden bıçak kırılıncaya kadar bıçakladılar. Ağır yaralı olarak onu, kendi arabasının bagajına koydular. Türk tarafına geçirirken, bagajın kilidi açıldı. Kıvranan, feryat eden babamın sesi çıkmasın diye, bagajdaki çekiçle başına defalarca vurdular. Babamı, elleri ve ayakları bağlı olarak önce Alevkayası’na, daha sonra ise Taşkent köyü yakınında bir arazi içine götürdüler. Kendi arabasının ön ve arka koltukları arasına yerleştirip üzerine mazot dökerek yaktılar. Yakmadan önce, üzerindeki bir miktar parayı da aldılar. Oradan bir kebapçıya gittiler, yemek yediler ve geceleyin de bir gece kulübüne giderek eğlendiler. Kanıtlara göre babam, yakıldığında henüz ölmemişti. Yani kendisini canlı canlı yaktılar.

Kıbrıslı Türkler; bu üç “cani”yi, gazetelerdeki renkli fotoğraflarından tanıdılar.

Bazı gazetelerimiz; alaycı, laubali gülümsemelerle adeta insanlıkla alay eden bu “katil”lerin renkli fotoğraflarını bizleri sinir edercesine yayımladılar.

Aslında Kıbrıs’ın kuzeyinde, 21. yüzyılda yaşanan bu “olay” sıradan bir cinayet değil, tüyler ürpertici bir toplu vahşettir...

Bu yüzden Kafkas ailesi, dokuz ayrı suçtan hüküm giyen bu kanlı sanıkların “Ömür boyu” hapsedilmelerini bekliyordu...

Ağır Ceza Mahkemesi, sanıkların ikisine 20’şer, üçüncü kişiye de 17 yıl ceza verdi...

Cem Kafkas’ın ve ailesinin isyanı, hayal kırıklığı bu yüzdendir...

Şimdi; Başsavcılığın, istinaf etmesini bekliyorlar...

Bu “vahşetin” bir yıl süren dava süreci hiç de kolay geçmedi. Üç sanık önceleri yanıltıcı, çelişkili ve yalan ifadeler verdiler. Sonra bunları değiştirdiler. Hatta pişman ve “nedim” olduklarını da söylediler. Üç yargıcın görev yaptığı Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi’nde, yargıç Ömer Güran, diğer iki yargıcın verdiği “ceza”ya katılmadı.  Mahkemedeki açıklamasında; sanıkların mahkeme boyunca yüz ifadelerinde hiçbir pişmanlık ve üzgünlük görmediğini, sanıkların, sıkça mahkeme tarafından güldükleri için uyarıldıklarını belirtti.

Güran, sanıklara ömür boyu hapis verilmesini savunuyordu.

Kafkas ailesi, böyle bir kararın daha “adil” olacağını düşünüyor ve bu yüzden de özel olarak Ömer Güran’a teşekkür ediyor.

Bu “vahşet” sosyal dokumuzun nasıl kan revan içinde olduğunu gösteriyor, ancak “dava” da toplumsal vicdanımızın “sıkıntısını” bir kez daha gündeme taşıyor...

Daha ağır cezalar vererek “caydırıcılığın” sağlanması, siyaset kurumunun üzerinde durması gereken bir konu değil mi?

Eğer yasalarımız yeterince “caydırıcı” değilse, bu “dava” hepimizin kulağına küpe olmalı ve “yargı” dosyasını ellemekte tereddüt yaşanmamalıdır.

Her yıl, adli yılın açılışında söylenenler ve tekrarlananlar, ülkeyi yönetenleri rahatsız etmiyor mu?

Böylesi cinayetlerde “Toplumsal vicdan”ın tatmini politikacılar için ciddi bir hareket noktası olabilir.

Ancak daha da önemlisi; bu tür vahşetlerin sosyal dokuda açtığı kanlı yaraları nasıl saracağımızdır.

Cem Kafkas, annesi ile birlikte şöyle sesleniyor:

-Ülkemizde ceryan eden bu insanlık dışı davranışları engellemek için bu tür olaylara karşı daha sağduyulu yaklaşalım... Bugün bizlere yaşatılan bu korkunç olay yarın başka bir aileye de yaşatılabilir ve başka ocaklar da sönebilir.

Gerekli hassasiyeti göstermezsek, tepki vermezsek, hayatımızı karartan O.B.’lar, Y.T.’ler ve F.D.’ların sayısı artacaktır.

Kafkas cinayeti; katledilme sürecinde yaşananlarla yargı sürecinde şahit olduklarımız bir toplumu derinden “sarsacak” öğeler içermektedir.

Bu konu, yalnızca Kafkas ailesinin acıları ile sınırlı değildir.

Hukukçusundan politikacısına, yurttaştan eğitimcisine, gazetecisinden polisine, savcısına, yargıcına kadar hepimizi kara kara düşündürmelidir.

Kıbrıslı Türkler, bu biçimde bir “tükenmeyi”  kader olarak göremezler, bu bize asla yakışmaz...

   156 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  12 Mayıs 2008, Pazartesi   Flamenko, Franko ve İspanya...
  10 Mayıs 2008, Cumartesi   Siyaset, ticaret ve medya...
  06 Mayıs 2008, Salı   Bakire Doğum Bakanlığı...
  02 Mayıs 2008, Cuma   Kim takar, Anıtlar Yüksek Kurulu’nu...
  28 Nisan 2008, Pazartesi   Gül Şuruplu Buz Dondurma ve Malyalı Jülide...
  25 Nisan 2008, Cuma   Vahşi Kapitalistin sosyal sorumluluğu olur mu?
  18 Nisan 2008, Cuma   Yağcı, şükrancı, kimliksiz bir kalabalık mıyız biz?
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Talat ve Hristofyas’ın önünde altın fırsat:
  10 Nisan 2008, Perşembe   Lefke, polis, şiddet, sendika, grev...
  07 Nisan 2008, Pazartesi   Lefkoşa için hemen şimdi kollar sıvanmalı...


 
  Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap
© 2000 - 2007 KIBRIS POSTASI
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: haber@kibrispostasi.com
Kıbrıs Postası
Anadolu Ajansı Abonesidir. 
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dýþarýya link Last Digital

Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kıbrıs Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.