kibris cyprus news haber kibris cyprus news haber
18 Mayıs 2008, Pazar Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap

  ARŞİV
   


 ÇOK OKUNANLAR
Hristofyas bahane arıyor
 
Temas grubu Lokmacıdaydı
 
Endişelerini belki giderdim
 
6 öğretim üyesi işten durduruldu
 
CTP faşizm yapıyor
 
Ufuk Taneri dönemi başladı
 
Oyunlara dikkat!.....
 
Kısıtlamalar devam ediyor
 
Atatürke saygı yürüyüşü yapacaklar
 
Müzakere sürecinde zorluklar olacak
 


Hristofyas’a Göre (2)
Rauf R. DENKTAŞ
Sayın Talat Sözünüzü Tutunuz
Prof.Dr.Ata ATUN
Yaz diyeti
Mete TÜMERKAN
Başlarını vura vura inatla yola devam edenler...
Hasan HASTÜRER
Gül Şuruplu Buz Dondurma ve Malyalı Jülide...
Hasan KAHVECİOĞLU

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   28 Nisan 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Akademisyen Gül İnanç; Londra’da bir müze dükkanında gezerken “magnet”lere takılmış...

Hani mutfaklarımızda buzdolabının kapısı üzerine yapıştırdığımız, altı mıknatıslı, metalden yapılmış küçücük şeyler...   

Ne yalan söyleyeyim; Meksika çingenelerinden, Moldova şarabına, Moskova’nın Kuğu Gölü balesinden New York’un “Fantom of The Operası”na kadar bir yığın anının simgelendiği “magnet”ler benim de tutkum...

Mutfakta, geçmiş günlerimin sadık birer tanığı gibi orada öylece duruyorlar...

Bu yüzden tarihçi Gül İnanç’ın, magnetlerden   ve buzdolaplarından yola çıkarak bir “kişisel tarih” projesi üretmesini hayli ilginç buldum...

Lefkoşa surlar içinde “Sidestreets” sergi salonunda organize ettiği serginin adı da “konsept”ine pek yakışmış...

“MahremNiyet” adının içine yerleştirilmiş olan ve benim büyük harfle yazdığım “N” harfi, belki de Türkçeye kazandırılmış bileşik yepyeni bir sözcüğün doğuşunu bize haber veriyor...

Bu sergide, tanıdığımız dokuz Kıbrıslı Türk’ün “mahrem” niyetleri, buzdolapları aracılığıyla duyuruluyor...

Tabii tüm katılımcıların kendi “niyet”leri ile kendi “mahrem”lerini ortaya koymaktaki ölçütleri birbirinden çok farklı...

Böyle olunca da; çok zengin, birbirinden çok farklı bir “kişisel” düşünceler, yaklaşımlar, beklentiler, mesajlar birikimi sunuluyor sergi izleyicisine...

Örneğin Gönül Erönen, Guatama Buddha’nın “Dhammapada”sından yani Budist vecizelerinden bir derleme yapmış... Belli ki, yaşam felsefesinde sevgi üstüne inşa edilmiş olan Budist öğretinin öncelikleri var...

Erören’in buzdolabı üzerindeki Budha’nın sözlerine; yan taraftaki kocaman mum eşlik ediyor. Ancak hiçbirimizin dikkat etmediği bir “ayrıntı” daha var...

Sıhhi imdat, polis, elektrik arızaya ait kocaman telefon numaraları, özenli bir yaşamın  belirtileri olarak buzdolabının üzerinde kocaman harflerle duruyordu...

Niyazi Kızılyürek, buzdolabının içine “ürettikleri”ni koydu. Yani yazdığı kitapları... Buzdolabının üzerine de, eski gazete kupürlerini sıraladı... Kendisine “Vatan Haini” diyen yazıları... Kilisede vaftiz oldu diye bar bar bağıran manşetleri...

Derviş Zaim ise kendi “niyet”ini değil, çocukların kafalarındaki “niyet”leri ortaya çıkardı.  Onlara “22 yaşına gelince ne olmak istersin” diye soru sordu ve yazdırdığı kompozisyonları buzdolabında sergiledi.

Sergide pek de hoş durmayan yepyeni ve büyük buzdolapları yanında, paslı, eskimiş, kullanılmayan  küçücük bir buzdolabı daha vardı...

Emin Çizenel’in kurgulayıp sergilediği bu hurda buzdolabı Malya’daki ilk “buzluğu” temsil ediyordu...

Karşısında da şu bilgiler vardı:

“Jülide’li Bir Çocukluk Masalı...”

Yer: Malya

Yıl: 1955 (İkinci Dünya Savaşı’ndan 10 yıl sonra.)

Konum: Trodos Dağlarının güney etekleri

Mahalle: Guşadali Mahallesi

Yönetim: Sömürge Muhtarlığı

Gönderdeki bayrak: İngiliz

Marş: Yaşa Kraliçemiz...

Mali durum: Varlıklı

İmaj: Cimri

Elektrik: Kör Emin jeneratörü

Yaygın dolap: Tel dolap

Beyaz eşya: Köydeki tek buzluk

Ürün: Gül şuruplu buz dondurma

Üretici: Jülide Dürü

Durum hijyenik: Allaha Emanet

Tüketici: Guşadali mahallesi çocukları

Metafor: Buz-don-durma

Sevgili Emin Çizenel, sergilerinde de tarihsel derinliklerin “öykü”lerinden “kurgu”lamalar yapmayı pek seviyor...

Düşlerini, yarattığı renkleri hep düşündüren tarihsel gerçekliklerle sarmaş dolaş biçimde bize sunuyor...

Bu sergide de “kişisel tarih”ten yola çıkar gibi yaparak, bir toplumun neredeyse sosyolojik tarihini aktarıyor...

Hem de hurda bir buzdolabı ile...

Gül İnanç’ın düzenlediği bu “sergi”yi mutlaka görün... İçinde az “mahrem” çok “niyet” olsa da, mutlaka kendinizi, toplumu ve yakın tarihimizi bulacaksınız...

   124 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  12 Mayıs 2008, Pazartesi   Flamenko, Franko ve İspanya...
  10 Mayıs 2008, Cumartesi   Siyaset, ticaret ve medya...
  06 Mayıs 2008, Salı   Bakire Doğum Bakanlığı...
  02 Mayıs 2008, Cuma   Kim takar, Anıtlar Yüksek Kurulu’nu...
  25 Nisan 2008, Cuma   Vahşi Kapitalistin sosyal sorumluluğu olur mu?
  23 Nisan 2008, Çarşamba   Önce bıçakladılar, sonra çekiçle başına vurdular...
  18 Nisan 2008, Cuma   Yağcı, şükrancı, kimliksiz bir kalabalık mıyız biz?
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Talat ve Hristofyas’ın önünde altın fırsat:
  10 Nisan 2008, Perşembe   Lefke, polis, şiddet, sendika, grev...
  07 Nisan 2008, Pazartesi   Lefkoşa için hemen şimdi kollar sıvanmalı...


 
  Reklam  |  Künye  |  İletişim  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası Yap
© 2000 - 2007 KIBRIS POSTASI
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: haber@kibrispostasi.com
Kıbrıs Postası
Anadolu Ajansı Abonesidir. 
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dýþarýya link Last Digital

Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kıbrıs Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.