| Serhat İNCİRLİ Yazara mesaj gönder ![]() Yazarın tüm yazılarını görüntüle |
Akdeniz’de bir gemi düşünün; adı KKTC…
İçinde insanlar… Biz… KKTC’nin vatandaşları ve konukları, ya da turistleri işte neyse…
Gemi denizin orta yerinde duruyor. Makineler susmuş. Her yan kir pas içinde.
Dümen kopmuş. Ne küreği ne yelkeni var. Ne de filikası.
Ters bir dalga görmemiş henüz ama görse; bağlasan durmaz. Dibi boylar.
Ama bu geminin kaptanları, tayfaları var…
Kaptanları da yolcular seçiyor üstelik; yani demokratik bir gemi…
Şık şıkırdım elbiseler içinde kaptanlar. Korumalar, ekmek elden su golimbadiden modeli bir şatafat.
Kaptanlar dümende öyle fiyakalı, öyle fiyakalı ki, gören, dünyanın en lüks transatlantiğini kullandıklarını sanacak.
Hava ki ne hava!
Oysa motorlar susmuş, dümen dönmüyor…
Siz dilediğiniz kadar kaptan değiştirin; motoru çalışmayan, dümeni dönmeyen bir gemiyi istediğiniz yöne çekemezsiniz.
Ne olur peki?
Birileri gönderir zaman zaman bir römork; ya çekerler ya iterler, bir kaç mil daha gider, gene durur gemi.
Çözüm mü?
Herkes gemiyi terkedip doğru dürüst gemilere kaçmadan önce; geminin değiştirilmesi şart.
Kaptan çok önemli elbette… Ama şu anda gemi, gemi değil… Dolayısıyla marifet kaptanlarda değil, gemiyi yenilemekte…
Yani, çözün şu Kıbrıs meselesini diyecektim… Yok başka çareniz…









