Zamanında “Musul” konusu gündemden düşmez ve de “Milletler Cemiyetinde” İngiltere ve yandaşları tarafından Türkiye aleyhine koz olarak kullanılırken Türkiye’de bazı politikacılar “Musul uğruna savaşa girmek değmez;bazı zenginler otomobillerine ucuz benzin alacaklar diye Türkiye başını belaya sokamaz” diyorlardı.
Kısa sure sonra işin rengi anlaşıldı.
Petrol denizi Irak’a bırakıldı.
İngiltere başta olmak üzere her ülke bundan bol bol yararlandı.
Son körkez savaşının ana konusunun “Petrol “olduğunu,bilmem yinelemeye gerek var mı?
Yıllarca Kıbrıs adası ile Türkiye arasında,GaziMağusa Körfezinde ve daha sonra Limasol Üsler bölgesi açıklarında petrol ve gaz olduğu saptandı ve açıklandı.
1974 sonrasında Ankara’ya bunun kanıtları verildi.Maden Tetkik ve Arama ekipleri karada araştırma yaptılar.
Özel donanımlı gemiler denizde iz sürdüler.Ancak Türkiye fiilen araştırma yapmadı.
Şimdi Rum ve Yunanlı “Denizde karasularını da aşarak ekonomik alana” göz dikti”.
Komşu ülkelerle petrol çıkarmayı plânladı.
Türkiye’den araştırma ötesi haber yok.
Oysa Kıbrıs adasının altı ve etraftaki deniz petrol denizi…
Hiç değilse Türkiye ile Kuzey Kıbrıs denizi kapalı deniz,yani iç deniz.
Bari buna el atalım…
Ne yaparsanız yapınız ,taşıma suyla ekonomik büyüme olamaz.
Sağlıklı büyüme ihracata dayanan büyümedir.
Petrol ve doğal gaz kadar ihracata etki edecek madde tanıyor musunuz?
Katma değeri yüksek enerji ve de buna bağlı teknolojik gelişme demektir.
***
Bir haber;yeni bir Bağdat inşa ediliyor.
Ben iki kez Irak’a gittim.
Birinci savaştan sonraki yıkıma sıcağı sıcağına tanık oldum.
Ünlü köprünün tamiri yapılıyordu.
Halk coşkuyla bu yapıya omuz veriyordu.
İkinci gidişimde köprü,Havaalanı ve birkaç hastahane yeniden ayağa dikilmişti.
Yeni savaş kentleri de yıktı.
Orada tanıdığım dostları aradım;yok olduklarını öğrendim.
Şimdilerde Bağdat yakınlarında yakılan-yıkılanın yerini alacak 75 bin konutluk “Yeni Bağdat Sadr kenti”inşa ediliyor.
Altı Türk firması ihaleyi kazandı.
12 milyar dolara yaklaşan bir maliyetten söz ediliyor.
Bu Türkiye’nin ihracat gelirine 12 milyar dolar daha eklenerek 175 milyar dolar ihracat gelirine tırmanması demektir.
Bunu niçin aktardım?
Türkiye’nin sıcak karnındaki “Kıbrıs adası”,bugün için Kıbrıs Türk Halkı sayesinde Mehmetcik ve Mücahidin bekçiliğinde tehlike değil “Güven” kaynağıdır.
Yarın bu ada Avrupa Birliği kalkanı arkasında bir Yunan Devletine dönüşünce,Türkiye açısından barış ve güven adası olmaktan çıkacaktır.
Ve de Türkiye’nin sıcak karnındaki en büyük tehlike kaynağı olaaktır.
Çünkü AB Hristiyan üyesinin petrol denizi üzerinde oturmasından memnundur.
Çünkü petrolün keyfini birlikte çıkaracaklardır.
Türkiye, Kıbrıs adasında ve etrafında bulunan petrol ve gazı çıkaracak her türlü kaynağa,olanağa,işgücüne sahiptir.
Bu petrol ve gazla ihracatta Avrupanın bir numarasına yükselir.
KKTC Maliye Bakanı da Bütçe açığı ile değil ihracat yoluyla tahakkuk eden gelir fazlası ile uğraşır.
Bırakınız petrol,biz yıllarca topraktan sökülüp çıkarılan Lefke bölgesindeki krom ve bakırı, Arçoz bölgesindeki dünyaca ünlü ve aranan “Boya taşını” aklımızın ucuna bile getirmedik.
***
Bizim yaptığımız işin kolayına kaçmak, Anayasada kayıtlı kurala aldırmadan “Kazanılmış hakların “üzerine gitmek,emekli haklarını budamak ama harcamalarda kısıntı yapmadan har vurup harman savurmaktan da geri durmamaktır.
Ya da meyhane, kumarhaneleri resmi törenle açmaktır!










