Kapımızın dışında başka bir ülkede yaşıyoruz adeta..
Ne sokaklar bizim, ne sokaktaki yüzler bizim.
Herkes çok değişmiş!
İnsanlarımıza neler olmuş? Kimilerinin para, kimilerininse makam, gözlerini karartmış.
Gözü dönenler ise, değil sadece KKTC’yi, dünyayı kendinin sanmaya başlamış.
Yürüyüşleri, davranışları, insanlıkları değişmiş, etraf görgüsüzlerle dolmuş.
Bazılarınınsa, gözü ne açmış meğer !
İnsanlarımıza memleketimize neler olmuş bizim..
Hem başkalaşmışlar hem de çevremizi de başkalaştırmışlar.
Dedikodu, iftira, yalan, tembellik mi istersiniz?
Sahtekarlık, dolandırıcılık, karşılıksız çek mi istersiniz?
Bıçaklanmalar, Yaralamalar, Kavgalar...Hırsızlıklar mı istersiniz...?
Sahillerine bırakılan mülteciler mi istersiniz...?
Sahillere vuran cesetler mi istersiniz...?
Cinayetler mi istersiniz..?
Kapınızı günün herhangi bir vaktinde çalan dilençiler mi istersiniz..?
Hatta, herhangi bir üniversitede okuduğunu söyleyip okul harcı için dilenenler mi istersiniz...?
Devlet olanaklarını yandaşlarının kasasına aktaranlar mı istersiniz?
Trilyonluk kredi alıp, tek bir kuruş geri ödemeyenler mi istersiniz ...?
Ne isterseniz, hepsi artık bizim ülkemizde var...
Kim yarattı bu düzeni?
Kimler bu hale getirdi memleketi?
Bu halk daha ne kadar sağlam kalacak sizce? Ne kadar daha katlanacak bu düzensiz başıboş sisteme?
Daha ne kadar, bu korkunç tablo karşısında, umutsuzluktan kahrolacağız? Sorumsuz ve bencil, insanlar yüzünden daha ne kadar kaybetmeye devam edeceğiz ?
Çevre de kalmadı artık. Dağları oydular..Denizleri kirlettiler..Ormanları yaktılar..Her tarafı çöplük haline getirdiler.
Ülkemizde, en büyük fırsat olan, güneş enerjisinden faydalanmak varken, dünyanın artık kullanmadığı modası geçmiş jenaratörlere, trilyonlar harcadılar..
Sonra da tabii ki vatandaşın bir cebini, hükümetin açıklarını kapatmaya bağladılar.
Ve bir de yüzsüzce, bir cebimizden alıp, öteki cebimize koyduklarını da karşımıza geçip, bize, tüm bunları da icraat diye yutturdular...
Her yapılan, yeni yolu, kanalizasyon, kablo v.s bahaneleriyle de iki ay sonra yeniden kazdılar. Herşey plansız programsız.. Yani başıboş düzenin, başıboş icraatları..
Deveye sormuşlar; “Boynun neden eğri?” O da: “Nerem doğru ki” demiş !
İşte halimiz...
İnsanı değişen bir ülkenin, yapısının değişmemesi mümkün mü?
Herkesin derdi sadece koltuk ve makamsa; O makama oturup da birçok insanın canını yakmak için, içindeki kinle hareket ediyorsa birileri;
“Ülkeye hizmet değil, insana eziyet” yapmaksa amacı elinde yetki olanın;
Herkes “ben” diyor da başka birşey bilmiyorsa;
Ne çalıştığı kurumu, ne ülkesi, ne devleti umurunda değilse;
Tek cebine girecek parayla ilgileniyorsa herkes;
Artık şehitleri bile anarken, devlet ve hükümet yetkililerinin katılmadığı törenler yapılıyorsa bu ülkede;
Tüm bu çürümüşlüğün yarattığı kokuya dayanamayacak hale geleceğiz yakında.
Bütün bu çürümüşlüğü başlatanların, bu olumsuzlukların hayatımızda yer almasına izin verenlerin, bu ülkeyi değil yönetmek, bu ülkede yaşama hakkı dahi olmamalı.
Ülkemin bu ürküten manzarası, sadece beni değil, sokakta karşılaşıp deşeceğiniz herkesin derdi.
Bu manzaraya bakıp da kimsenin elini kıbırdatmaması, hepimizi daha çok üzüyor.
Tek konumuz var. Kıbrıs sorunu ve sanki bizim başka hiç bir derdimiz de yok !
“Defolu bir hayat mı bize layık görülen?” Bu huzursuz tablo mu çocuklarımıza vereceğimiz miras?
Düşünebiliyor musunuz ?
Lokmacı kapısı açılsın diye diye, bir hal oldular. Sonra da Lefkoşa’nın en turistik yeri olan Büyük Han’a kilit vurdular.
Bu ülkede iktidar koltuğuna kim yapışacak ve kim daha büyük pay alacak, kim yandaşlarına rant dağıtacak, sadece onun derdinde...
Tam bir vurdunduymazlık salgını var...
Bizim ülkemizin boyundan büyük dertlere sahibiz şu anda...
Sadece toprak kurumadı susuzluktan; bizler de kuruduk umutsuzluktan.
Neler oluyor ülkemize ve bize? Siz de soruyor musunuz bunu birbirinize ?