Yine sayılıyoruz
4 Aralık 2011 günü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde nüfus sayımı yapılacak. Yapılacak sayımı tartışmaya geçmeden önce söylemekte yarar var ki bu sayımı gerçekleştirmek için yine sokağa çıkma yasağı var. Yani kısacası herkes evinde oturacak ve aynı bir çobanın koyunlarını sayması gibi birileri gelip bizi sayacak.
KKTC’de eğitim seviyesinin çok yüksek olduğunu, neredeyse çoğunluğun üniversite mezunu olduğunu önümüze çıkan her fırsatta abarta abarta başkalarına anlatıp övündüğümüzü düşündükçe gülümsüyorum. Böyle bir çoğunluk olmasına rağmen çağdaş ülkelerdeki nüfus sayım yöntemlerinin kullanılmaması sizce de ilginç değil mi?
Aslında bunun da sebepleri var. Çünkü eğitim seviyesi yüksek derken bahsettiğimiz insanlar aslında şu anda kendi ülkelerinde azınlık durumuna düşürülmüş durumda. KKTC’de yaşayan nüfusun çoğunluğu öyle değil çünkü. Türkiye’den KKTC’ye nüfus aktarımı son hızla devam etmekte. Türkiye’de belli bir seviyede olan insanların işlerini güçlerini bırakıp da buraya gelecekleri yok tabi ki. Geriye eğitim seviyesi düşük, işi gücü olmayan insanlar kalıyor. Bu insanların iyisi de aslında kapağı Avrupa ülkelerinden birine atma sevdasında olduklarından, bize geriye kalanlar geliyor sadece.
4 Aralık’ta sayım var. Kimi, hangi amaçla sayacaklarını pek anlamış değilim aslında. Burada yaşayan Kıbrıslı Türklerin sayısı zaten belli. Daha önceki sayımda da belirlenmişti. Vatandaş olanlar da belli. Çalışma izni ile ülkede yaşayanlar da belli. Limanlardan girişler ve çıkışlar da belli. Bunları alt alta koyup toplamak yetiyor aslında ama bu kimsenin işine gelmez. Gelmez çünkü bu yapıldığı zaman çok yüksek bir rakam ortaya çıkabilir. Bu sonucu dünyaya dıyurmak da bizim kendini hükümet sanan politikacı kuklaların işine gelmez.
Yapılacak olan nüfus sayımı ile ilgili İçişleri Bakanı Nazımoğlu’nun açıklamaları ise trajikomikti. “Kaçaklar korkmasın, sayılsalar bile sınır dışı edilmeyecekler” diyor Sayın Bakan. Yani bir Bakan olarak kaçakların nerede olduklarını bilecek ama dokunmayacak. Kısacası bir Bakan kendi yasasını uygulamayacağını önceden açıklıyor. Önceleri bu tür işleri gizli gizli yaparlardı. Böyle bir komedi başka bir ülkede var mı acaba? Ayrıca bu kaçaklar kendilerini saydırtmak zorunda da değil aslında. Gerekirse kapıyı sayım memuruna açmayabilirler. Ya da bir kişi sayıma katılırken aynı evde yaşayan diğerleri yan odada oturup sayıma katılmayabilir. Hiçkimse sayım memuruna gerçek bilgi vermek zorunda değil aslında. Bu durumda sayımın sonucu ne mi olur? 300 ile 350 bin arası. Bu da aslında çok iyimser bir tahmin.
Gerçekte, burada yaşayan nüfusun, günlük ekmek tüketimine bakılarak 700 bin kadar olduğu herkes tarafından biliniyor. Ama sayım yaparak bir kez daha tüm dünyayı yalanlarımızla kandırma çabası içindeyiz.
Birleşmiş Milletler’in de bu sayımda gözlemci olacağı açıklandı. Acaba onlar da her eve bir memur gönderip gerçekleri gözleri ile görecekler mi yoksa bir ofiste oturup gelen değerlerin sayımını mı denetleyecekler? BM bu verileri kesin kabul edip açıklama yapacak mı acaba?
Ben bu yalanlara dahil olmayı reddediyorum. Bu oyunlara dahil olmak istemeyen kişiler de sayıma katılmama kararı alıp 4 Aralık Pazar günü kapılarını kapalı tutabilirler. Sayım memurlarının kaç kişiye ulaşamadığını, kaç evde insan olmadığını açıklamak da hükümetin sorumluluğundadır. Merakla bekliyoruz.
KKTC’de eğitim seviyesinin çok yüksek olduğunu, neredeyse çoğunluğun üniversite mezunu olduğunu önümüze çıkan her fırsatta abarta abarta başkalarına anlatıp övündüğümüzü düşündükçe gülümsüyorum. Böyle bir çoğunluk olmasına rağmen çağdaş ülkelerdeki nüfus sayım yöntemlerinin kullanılmaması sizce de ilginç değil mi?
Aslında bunun da sebepleri var. Çünkü eğitim seviyesi yüksek derken bahsettiğimiz insanlar aslında şu anda kendi ülkelerinde azınlık durumuna düşürülmüş durumda. KKTC’de yaşayan nüfusun çoğunluğu öyle değil çünkü. Türkiye’den KKTC’ye nüfus aktarımı son hızla devam etmekte. Türkiye’de belli bir seviyede olan insanların işlerini güçlerini bırakıp da buraya gelecekleri yok tabi ki. Geriye eğitim seviyesi düşük, işi gücü olmayan insanlar kalıyor. Bu insanların iyisi de aslında kapağı Avrupa ülkelerinden birine atma sevdasında olduklarından, bize geriye kalanlar geliyor sadece.
4 Aralık’ta sayım var. Kimi, hangi amaçla sayacaklarını pek anlamış değilim aslında. Burada yaşayan Kıbrıslı Türklerin sayısı zaten belli. Daha önceki sayımda da belirlenmişti. Vatandaş olanlar da belli. Çalışma izni ile ülkede yaşayanlar da belli. Limanlardan girişler ve çıkışlar da belli. Bunları alt alta koyup toplamak yetiyor aslında ama bu kimsenin işine gelmez. Gelmez çünkü bu yapıldığı zaman çok yüksek bir rakam ortaya çıkabilir. Bu sonucu dünyaya dıyurmak da bizim kendini hükümet sanan politikacı kuklaların işine gelmez.
Yapılacak olan nüfus sayımı ile ilgili İçişleri Bakanı Nazımoğlu’nun açıklamaları ise trajikomikti. “Kaçaklar korkmasın, sayılsalar bile sınır dışı edilmeyecekler” diyor Sayın Bakan. Yani bir Bakan olarak kaçakların nerede olduklarını bilecek ama dokunmayacak. Kısacası bir Bakan kendi yasasını uygulamayacağını önceden açıklıyor. Önceleri bu tür işleri gizli gizli yaparlardı. Böyle bir komedi başka bir ülkede var mı acaba? Ayrıca bu kaçaklar kendilerini saydırtmak zorunda da değil aslında. Gerekirse kapıyı sayım memuruna açmayabilirler. Ya da bir kişi sayıma katılırken aynı evde yaşayan diğerleri yan odada oturup sayıma katılmayabilir. Hiçkimse sayım memuruna gerçek bilgi vermek zorunda değil aslında. Bu durumda sayımın sonucu ne mi olur? 300 ile 350 bin arası. Bu da aslında çok iyimser bir tahmin.
Gerçekte, burada yaşayan nüfusun, günlük ekmek tüketimine bakılarak 700 bin kadar olduğu herkes tarafından biliniyor. Ama sayım yaparak bir kez daha tüm dünyayı yalanlarımızla kandırma çabası içindeyiz.
Birleşmiş Milletler’in de bu sayımda gözlemci olacağı açıklandı. Acaba onlar da her eve bir memur gönderip gerçekleri gözleri ile görecekler mi yoksa bir ofiste oturup gelen değerlerin sayımını mı denetleyecekler? BM bu verileri kesin kabul edip açıklama yapacak mı acaba?
Ben bu yalanlara dahil olmayı reddediyorum. Bu oyunlara dahil olmak istemeyen kişiler de sayıma katılmama kararı alıp 4 Aralık Pazar günü kapılarını kapalı tutabilirler. Sayım memurlarının kaç kişiye ulaşamadığını, kaç evde insan olmadığını açıklamak da hükümetin sorumluluğundadır. Merakla bekliyoruz.









