CTP iktidarın büyük ortağı. Neredeyse tek başına iktidar olabilecek milletvekili sayısına sahip.
Yıllarca muhalefette kaldıktan sonra iktidara gelen CTP’ye yönelik son dönemde ekonominin zora girmesiyle birlikte eleştirilerin dozu yükselmeye başladı.
Eşel Mobil konusunun gündeme gelmesi ise tepkileri daha da artırdı.
Peki CTP bu tepkilere nasıl bakıyor, ne düşünüyor?
Bu soruları Partinin Genel Sekreteri Ömer Kalyoncu’ya sordum.
Ömer Kalyoncu, sözlerine zorluklarının paylaşılması gerektiğinin altını çizerek başladı.
CTP’nin hükümetteki durumunu değerlendirirken ise genel olarak hükümetin doğru yolda olduğunu söyledi.
CTP’nin hükümete geldiği 2004 yılından bu yana ekonomide gözle görülür bir büyüme yaşandığını anlatan Kalyoncu, Kıbrıs konusunda da çözüm çabalarının devam ettiğini belirtti.
“Zorluğu paylaşmak” derken 2004 öncesi koşullara dönülmesi anlamının çıkarılmaması gerektiğine vurgu yapan Kalyoncu şunları söyledi:
“Kazanılmış haklardan geri adım atılmaz deniliyor. Tamam da hep de ileriyede gidilemez. İleriye gidilmesi ekonominin gelişmesiyle mümkün olur. Ekonomide dünyadaki gelişmelere paralel yaşanan sıkıntılar var. Bunların etkileri hissediliyor. Petrol fiyatlarındaki artışlardan, dünyadaki ekonomik durgunluktan kendinizi soyutlayamazsınız. Buna ek olarak iki yıldır ciddi bir kuraklık sorunu ile karşı karşıya kalıyoruz. Bunu da göz ardı edemezsiniz. Gelinen aşamada kazanılmış hak diyerek pozisyonunuzu daha ileriye taşımaya çalışmak gerçekci, uygulanabilecek bir yaklaşım şekli değildir. Bazen pozisyonunuzun ileriye gitmek yerine durağan kalmasını da kabul edebilmelisiniz. Zorluklar paylaşılarak aşılabilir.Görünen o ki paylaşmak istemiyorlar. ‘Paylaşmak yerine birilerinden bulun versin’ yaklaşımı ile hareket ediyorlar. ‘Serhat bekçiliğinin’ bedelinden söz edenler çıkıyor. Bu da doğru değildir. Bunu yapanların amacı başkalarını umursamadan kendi statülerini koruyup ileriye götürmektir. ”
*
Kalyoncu’ya göre bu böyle gitmez ve olamaz.
‘Birilerinden bulun, versin’ yani ‘Türkiye versin’ yaklaşımı ile yola devam edilemez.
Bazen zorlukların aşılması için onları paylaşmak gerekir. Gelinen aşamada bu yapılmalı. Bunun anlamı geriye gitmek değil. Mevcut pozisyonu korumaktır. Yani hakları ileriye taşımak yerine durağanlığa razı olmak!
*
Peki CTP’ye dönük eleştirilerini artırarak eylem yapanların CTP’liler olduğu söylemlerine Kalyoncu nasıl bakıyor?
Kalyoncu’ya göre Eşel Mobil dışında özellikle öğretmen sendikasının yaptığı eylemlerin çok spesifik bir nedeni yok. Zaten bu eylemlere halk da bir anlam veremedi. Bazı sendikal eylemler ise ‘sarı sendika olarak görülmeyelim’ endişesiyle yapıldı.
Kalyoncu, bu eylemlerin vatandaşlar gibi kendilerini de rahatsız ettiğini söyledi.
Yapılan eylemlerin altında zorukları paylaşmak istememenin yattığına işaret etti.
CTP’ye karşı eylem yapanların CTP’li olduğu ve bunun bir iç hesaplaşma olduğu yönündeki yorumlara işaret etmem üzerine Kalyoncu, bunları yapanları CTP’li addetmenin mümkün olmadığını söyledi.
Kalyoncu parti içinde de bir sıkıntı, iç hesaplaşma ya da başkanlık yarışı bulunmadığının altını çizdi.
Dünyada ekonomik alanda bu kadar olumsuzluk yaşanırken burada hükümetin elinde sihirli bir değnek olmadığına işaret eden Kalyoncu, herkesin daha gerçekci davranması gereğine vurgu yaptı.
*
Kalyonucu ile konuşmamızda edindiğim izlenim özellikle bazı sendikaların tutumlarından ciddi şekilde rahatsız olduklarıdır.
Vermeye çalıştığı mesaj ise ‘Serhat bekçiliği ve bunun bedeli ödensin’ söylemlerinin artık terk edilerek, zorulukların paylaşılarak, hep birlikte göğüslenmesi gerektiğidir.
Yani taşıma suyla değirmenin dönemeyeceğini artık herkes anlamalı. Hep bana ve daha çok bana diyerek bir yere varılamayacağı anlaşılmalıdır.
Haklı mı?
Evet. Ülkenin sürdürülebilir bir ekonomik yapıya kavuşturulması gerekir.
Bunun için de önce beyinlerde zihinsel olarak, sonra da kurumlarda yapısal olarak değişim ve dönüşümler sağlanmalıdır. Bunda geç kalındığı bir gerçektir.
CTP bunu yapabilecek ortamı 2004 yılı sonrasında yakalamıştı. Ama bunu verimli olarak kullanamadı. Gerekli değişim ve dönüşümler sağlanamadı. Değişim ve dönüşümler sağlanamayınca da eski alışkanlıklar devam ediyor. Bu da herkesi rahatsız ediyor.