Kıbrıs konusunda yaşananlara gelin şöyle bir bakalım.
23 Mayıs’ta iki liderin vardıkları mutabakat ile sürecin önü açılmıştı.
3 Eylül’de kapsamlı müzakereler başladı.
İki lider 11 Eylül’de ‘Yönetim ve Güç paylaşımı’ konusunu ele alacaklar.
Şu ana kadar liderler herşeye rağmen sürecin ilerlemesini sağladılar.
Her zirvenin ardından süreci bir adım ileriye taşıdılar.
Bu tabii ki kolay olmadı.
Bundan sonra belki de daha zor olacak.
Ama görüşmelerin kesilmesi bu aşamada mümkün değil.
Uluslararası gelişmeler ve Kıbrısla ilgili güç odakları buna kısa zaman içerisinde imkan vermezler.
21 Mart sonrası ilk buluşmada Rum Lider Hristofias Rum kesiminde ciddi eleştiriler aldı.
23 Mayıs mutabakatı nedeniyle de Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat eleştirilerin odağına oturtuldu.
Tek egemenlik konusu Türk tarafında rahatsızlık yarattı.
BRT’deki programıma konuk olan Cumhurbaşkanı’nın Özel Temsilcisi Özdil Nami ‘Tek egemenlik’ konusunun daha önceki müzakere süreçlerinde de gündeme geldiğini ve kabul gördüğünü söyledi.
Bu sözlere Cumhurbaşkanlığı eski Müsteşarı Ergün Olgun’dan tepki geldi.
Ergün Bey, hafta sonunda birarda olduğumuz ‘Ortak Akıl Forumu’ isimli çalışmada “Yok böyle birşey olmadı” dedi.
“Biz böyle birşeyi kabul etmedik” diye devam etti.
Ergün Olgun, bulunacak çözümde tek vatandaşlık olacağı konusunun gündeme geldiğini, ancak tek egemenlik konusunun kabul edilmediğini söyledi.
‘Tek egemenlik’ konusunun kabulünü büyük bir hata olarak nitelendirdi.
Ergün Bey konuyla ilgili belgeleri basına açıklayacağını da ekledi.
Bu arada ayni konuyla ilgili rahatsızlık duyan İsmail Bozkurt ise bu konuda araştırma yaptığını ve literatürde ‘Tek egemenliğe’ rastlamadığını söyledi.
Literatürde olmayan birşeyin altının doldurulmasının da mümkün olmadığını iddia etti.
Görüldüğü gibi ‘Tek egemenlik’ konusunda durum biraz karışık.
Özdil Nami’ye göre ise önemli olan kapsamlı müzakerelerde varılacak mutabakatlar.
Egemenliğin nasıl ve ne şekilde tarif edileceği ve nereden kaynaklanacağı.
Bunlar gerektiği gibi yapılırsa sorun olmayacak!..
*
Şimdi artık liderler tek tek tüm konu başlıklarını görüşmeye başlayacaklar.
Ama öncesinde verilen mesajlar ve yapılan açıklamalara bakıldığı zaman bu iş çok da kolay olmayacak.
Özellikle Rum Lider Hristofias’ın söylemleri, süreci olumsuz yönde etkileyecek gibi.
Garantiler, mülkiyet ve diğer konulardaki yaklaşımları, görüşme zeminini bertaraf edecek tarzda.
Bir de 23 Mayıs’ta yapılan açıklamada yer alan ‘Tek egemenlik’ konusunu Kıbrıs Cumhuriyeti’nin üniter yapısını devam ettirmek için kullanmaya çalışması kabul edilebilecek gibi değil.
Bununla da bitmiyor. 3 Eylül zirvesinde “Hemen en kısa zamanda çözüm” diyebilen, 2008 sonu ya da 2009 başını işaret eden Hristofias, İsveç’te çözüm tarihini sonbahara attı.
Bu açıklamaların çok iyi niyetli açıklamalar olduğu söylenemez.
Aslında Hristofias’ın söyledikleri alt alta yazıldığı takdirde ortaya ilginç bir durum da çıkıyor.
Hristofias sanki Papadopulos’un söylediklerini farklı ve daha iyi alıcı bulacak şekilde söylüyor.
Yani o görüşleri değişik şekilde pazarlıyor.
Bunu da iyi yapıyor. Hem Uluslararası alanda hem de adanın Kuzeyinde bunlara alıcı bulabiliyor.
Bu da Cumhurbaşkanı Talat’ın işini daha da zorlaştırıyor.
Cumhurbaşkanı Talat çok daha dikkat etmek zorunda kalıyor.
İşi kolay değil.
Halka seslendiği konuşmasında herkese katkı koyma çağırısı yapmıştı.
Cumhurbaşkanı, şimdi bu çağrısını hayata geçirecek zemini yaratmak zorundadır.
Girilen süreçte herkesin katkısı gerekmektedir.
Karşısındaki kişi Papadopulos’tan daha tehlikelidir.