Liderler arasındaki kapsamlı müzakerelerde işler anlaşılan görüldüğü gibi gitmiyor.
Görüşmeler biraz nafile turlar gibi. Liderlerin acelesi de yok galiba.
18 Eylül’deki görüşmeden sonraki görüşmenin tarihi 8 Ekim.. Bu tempo ile erken çözüm zor!
Hristofias dün önce Cumhurbaşkanı Talat’ı sözleri ile ‘dövdü.’
Görüşmede ise Talat’a ‘Altın kalem’ hediye etti. Kalemi hediye edişini de kendi fotoğrafçısına görüntülendirerek Rum haber ajansı aracılığıyla kamuoyuna ulaşmasını sağladı.
Yani Hristofias’ın önceliği sorunu çözmek değil. Talat’ı rakip olarak görüyor ve onu zora sokmak için herşeyi yapıyor!
Şu andaki görüntü, bir tarafta anlaşma inşa etmeye çalışan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, diğer tarafta anlaşma inşa etme niyeti olmayan, karşısındaki ile mücadele etmeye çalışan Hristofias!
*
Rum Liderliğinden gelen ‘Vereceğimiz tavizi Federal Çözüm Modelini kabul ederek verdik’ açıklamaları süreçte yaşanması olası sıkıntıların zaten habercisiydi.
Aslında bu açıklamalar Rum Yönetimi Başkanı Hristofias’ın kapsamlı müzakere süreciyle birlikte başlaması beklenen ‘Al-Ver’e hazır olmadığının da bir göstergesiydi.
Hristofias önceki günkü görüşmeye giderken sürecin yavaş ilerleyeceğinin bilincinde olduğundan, bunun sorumluluğunu Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’a yıkmak amacıyla alt yapı oluşturmak için adım attı.
Hristofias, Cumhurbaşkanı Talat’ı ‘içerde başka, dışarda başka’ konuşmakla suçladı ve “Ortak dil bulmazsak çözüm bulunmayacak” dedi.
Yani, “Bakmayın siz Talat’ın öyle dışarda çözümden filan bahsettiğine, aslında Talat görüşmelerde uzlaşmaz bir tavır içinde” demek istedi.
Belki de Hristofias görüşme masasında görmek istediği Talat’ı göremedi.
Masada Hristofias’ın kafasının içindeki çözüme ‘evet’ diyecek bir Talat’ı!..
Bunun için de “Görüşmelerde bir yere varılamayacaksa ya da bir tıkanıklık yaşanacaksa, ben suçlu sandalyesine Talat’ı oturtayım” yaklaşımı ile kapsamlı görüşmelerin daha başında Talat’ı hedef gösterdi. Yani onu dövmeye başladı.
Böylece sürecin ruhuna aykırı bir adım attı.
İyi niyetten uzak, art niyetli bir tavır sergiledi.
Cumhurbaşkanı Talat’ın yanıtı gecikmedi.
Talat gazetecilerin Hristofias’ın sözlerini anımsatması üzerine “ Aynaya baksın” dedi.
Yani “Sürecin yavaş ilerlemesinin sorumlusu ben değilim, sensin” mesajını verdi.
Rum tarafının kendi içinde bir uzlaşma sağlayamaması nedeniyle Hristofias bir ‘Al-Ver’ süreci içine girme konusunda kendisini hazır görmüyor. Belki de buna niyetli değil!
Bunun için Hristofias zamana oynuyor.
Zaten kapsamlı görüşmelerin Eylül ayına kalmasının nedeni de Hristofias’ın hazırlık talebiydi.
Hristofias belli ki gerçek müzakerelere hala hazır(!) değil.
Kafasında öngördüğü çözüm modeli için de Cumhurbaşkanı Talat’tan onay alamayacağını bildiğinden, başka oyunlar içine girme yolunu seçti.
Talat’la uzlaşma aramak yerine mücadele etmeyi, onu alt etmeyi!..
Bu çerçevede Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ı kuzeyde ‘hemen çözüm’ yaklaşımı ile hareket edenlerin de hedefi haline getirmek istiyor
Bir taşla bir kaç kuş vurmak buna denir!
*
Elbette ki kapsamlı müzakere sürecinde bunlar olacak.
Taraflar kendi hedeflerine ulaşabilmek için her türlü yolu deneyecekler.
Önemli olan içeriğiyle ilgili karartma uygulanan görüşmeler konusunda basına söylenenlerin satır aralarını doğru okumaktır.
Süreç beklendiği şekilde ilerlememektedir. Taraflar anlaşamamaktadırlar.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat bunu, “Tamamen bir tıkanıklık olmadığı gibi, müthiş bir ilerleme de sözkonusu olmadı” sözleriyle özetledi.
Yani süreçte tıkanıklıklar yaşanmakta olduğunu ancak bunun bu aşamada süreci ortadan kaldıracak denli önemli olmadığını söyledi.
Özet olarak ‘Yönetim ve Güç Paylaşımı’ başlığı altında görüşülen konularda sancılar yaşanmaktadır.
Rum tarafı sorunu çözme niyetinden çok karşısındakini dövme peşinde koşmaktadır. Bu da işleri daha da zora sokmaktadır.
Görünen o ki sadece güzel sözlerle ya da temennilerle bu işler olmuyor. Önemli olan gerçek iyi niyet ve gerçekten çözüm istemektir. Gerisi zaman kayıbından başka birşey değildir.