Ticaret Odası’nın ekonomik krizi konuştuğu yönetim kurulu toplantısına katıldım.
Böyle bir toplantıya katılan ilk gazeteci oldum.
Yönetim Kurulu üyeleri ile tek tek konuştum. Peki bu nasıl oldu?
Ticaret Odası Başkanı Hasan Kutlu İnce ile görüşmek istedim önceki gün.
Ekonomik kriz karşısında ‘oda ne düşünüyor?’ bunu öğrenmek istiyordum.
O gün Oda’nın Yönetim Kurulu toplantısı vardı.
‘İstersen gel toplantı öncesinde konuşuruz’ dedi.
Gittim. Oda’nın ‘Üye ve İdari İlişkiler Direktörü’ Tahir Yeşilada ile çalışıyordu.

Birazdan diğer yönetim kurulu üyeleri de geldi.
Hepsi de krizden dolayı rahatsızdı.
En büyük şikayetleri de küresel kriz öncesinde ülkede yaşanan krizle ilgili yaptıkları uyarıların dikkate alınmamasıydı.
Hasan İnce, “Küresel krizle birlikte bizdeki kriz de katmerlendi” dedi.
Firmaların küçülme trendine girdiğini anlattı.
Bunun nedenini firmaların mevcut konumlarını koruma gayreti olarak özetledi.
Bunun sonucunda işsizliğin artacağı uyarısında bulundu.
Bu arada krizle birlikte tüketim alışkanlıklarının değiştiğinin de altını çizdi.
Krizin çok fazla kayıp vermeden aşılabilmesi için borçların yeniden yapılandırılması gerektiğini vurguladı.
“Firmaların ayakta kalabilmesi ve yükümlülüklerini yerine getirebilmeleri için uzun vadeli, düşük faizli kredi sağlanmalı” dedi.
Hasan Kutlu İnce ithalat rakamlarında da ciddi düşüşler olduğunu anlattı.
Son aldıkları rakamlara göre, ithalatta neredeyse yüzde 40’lara varan gerileme oldu.
Başkan İnce’ye göre yaşanan krizle birlikte hükümetin gelirlerinde de ciddi düşüşler yaşanıyor.
Firmaların cirolarında yüzde yüze varan azalmalar, ithalattaki gerileme, hazinenin kasasına giden para miktarını gözle görülür şekilde azalttı.
Yani kriz kısacası bir domino etkisiyle her tarafı vuruyor.
Tabii ki bu arada YTL’nin yabancı para karşısında değer kaybetmesi, hayat pahalılığını artıran bir etken olarak karşımıza çıkıyor.
Hayat pahalılanınca da devreye sendikalar, artan hayat pahalılığını konsolide edebilmek üzere girmek durumunda kalacaklar.
Hükümetin sendikaların isteklerine olumlu yanıt vermesi ekonomi için bir dert, vermemesi çalışma barışı ve iç huzur açısından başka bir dert.
Özetle işler iyiye gitmiyor.
Oda Yönetim Kurulu üyeleri arasında diğerlerine göre daha iyimser olan tek kişi Başkan Yardımcısı Alp Cengiz Alp’ti.
Alp’e göre küresel kriz öncesinde ülkede yaşanan kriz, zaten bizi gerileteceği kadar geriletmişti.
Onun için çok daha fazla bir gerileme olmaz. Alp Cengiz Alp’a göre en büyük tehlike insanların ‘kriz var’ diyerek tüketim alışkanlıklarını değiştirme eğilimine girmeleri ve tüketimi azaltma yönüne gitmeleridir.
Bunun kesinlikle yapılmamasını isteyen Alp, “önemli olan borçlanmadan insanların mevcut yaşam alışkanlıklarını sürdürmeye devam etmeleridir . Bunun yapılması, sonuçta ülkeye ve tabii ki hepimize kazandıracaktır” dedi.
Oda Yönetim Kurulu üyelerinden Şua Saraçoğlu ise dünyada düşen petrol fiyatlarının ülkeye yansıtılmasını istedi. Bunun, maliyet girdilerinin aşağıya çekilmesini sağlayacağını vurguladı. Saraçoğlu, Başbakanlık uhdesinde kurulan ekonomik kurulun bir an önce etkin bir şekilde çalıştırılmasını da istedi.
Yönetim Kurulu üyelerinden Kaan Kaner ise ülkede uzun bir zamandır ciddi bir nakit sıkıntısı yaşandığını anlattı ve geriye dönen çeklerin sayısının fazlalığından şikayet etti. Kaner’e göre mevcut hukuk sistemi ticari ilişkilerde yaşanan ihtilafları çözmede yeterli değil.
Mete Boyacı da krizin etkilerinden rahatsızdı. Bugün, üretmeyen bir toplum olmanın bedelinin ödenmekte olduğu görüşünü ortaya koydu. Boyacı’ya göre ekonomik krizle ilgili tedbir alması gerekenler, sadece gelişmeleri izliyor.
Bir diğer yönetim kurulu üyesi olan Ramazan Gündoğdu ise krizin ciddiye alınmasını istedi. Bankaların güvence altına alınarak, yurt içi finansman ihtiyacını sağlama noktasında kredi verir bir duruma gelmesi gerektiğini vurguladı.
Odanın yönetim kurulunda yer alan tek bayan olan Evren Bağlarbaşı Özerden ise çok ciddi bir nakit sıkıntısı ile karşı karşıya olunduğunun altını çizdi . Küresel krizle birlikte bunun daha çok hissedildiğini anlattı. Evren hanım, faiz uygulamalarındaki yasal boşlukların bir an önce giderilmesi gerektiğini vurgulayarak , işletmelere uzun vadeli kredi olanağı yaratılması gerektiğini söyledi.
İşte yoğun bir mesai sonrasında, saat 18.00’de Ticaret Odası yönetim kurulu toplantı salonunda biraraya gelen üyelerin görüşleri böyleydi.

Ticaret Odası kurumlaşma konusunda önemli adımlar atmış olan bir kurum. Yönetim Kurulu toplantılarına profesyoneller de katılıyor. Ve ülkenin ekonomik sorunlarına çözüm üretilmeye çalışılıyor.
Benim de bir bölümünü izlediğim toplantılarının gündeminde küresel kriz vardı.
Önlerindeki küçük tabaklarda ise domates, salatalık,hellim ve birer dilim çörek. Onlar, espirili bir ortamda ekonomik konuları masaya yatırırken, ben bir süre sonra salondan çıktım.
Ekonomik kriz hepimizin ortak sorunu. Ve bunu bir şekilde aşmalıyız. Gerekirse hep birlikte sıkıntıları paylaşabilmeliyiz. Bir de birbirimize destek olmalıyız. Ekonomik çarkın dönmesi buna bağlı.
Onun için herkes birşeyler yapmalı. Bazen bir damla gibi nitelenebilecek katkılar birçok şeyi değiştirebilir.