Rum Lider Dimitris Hristofias “Türk tarafının yaklaşımı federasyondan ziyade konfederasyon” dedi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ı federasyon istememekle suçladı.
Bu suçlamaların temelinde Türk tarafının bazı kurumlarda sayısal eşitlik istemesi yatıyor.
Ya da fır hattı konusundaki yaklaşımı...
Senato ve yargıda sayısal eşitliği kabul eden Rum tarafı, federal devletin diğer bazı kurumlarında sayısal eşitliğe sıcak bakmıyor.
Örneğin, Rum basınına da yansıdığı kadarıyla, Merkez Bankası, Rekabet ya da Banka Denetleme Kurullarında sayısal eşitliğe Rumlar karşı çıkıyor.
Bunu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin siyasi eşitlik tanımının dışına çıkılması şeklinde yorumluyor.
Ve Türk tarafını bu istekleri nedeniyle federasyon istememekle itham edebiliyor.
Bunlar doğru ve yapıcı yaklaşımlar değildir.
Güvenlik Konseyi’nin siyasi eşitlik tanımı çok nettir.
Güvenlik Konseyi Kıbrıs’ta siyasi eşitliği, siyasi eşitliğin tüm kurumlarda sayısal eşitlik anlamına gelmediği şeklinde tarif ediyor. Yani bunu tersten okursak, bazı kurumlarda sayısal eşitlik olabileceği yazıyor. Demek ki Türk tarafının bu istekleri Güvenlik Konseyi’nin siyasi eşitlik tarifine uygun.
Fır hattı konusundaki tartışmalarda da Rum tarafı sapla samanı bir birine karıştırıyor.
Birden çok fır hattı olması Rum tarafına göre, birden çok egemenlik anlamına geliyor ve bu
federal çözüm modeline uygun değil.
Halbuki Türkiye’de olsun, Bulgaristan ya da başka ülkelerde olsun birden çok fır hattı var ve bu birden çok devlet anlamına gelmiyor.
Neyse, sanırım bu noktada önemli olan ve tartışılması gereken esas konu şudur:
Hristofias ve ekibi, Kıbrıs Türk tarafının çok makul olarak nitelendirilebilecek bu isteklerine neden karşı çıkıyor ve bu konuda bu kadar feveran etmesinin nedeni ne?
Rum Lider Hristofias, Türk tarafının bu isteklerini kabul ederek bir çözüme varılması durumunda bunu kendi halkına kabul ettirememekten korkuyor.
Kafası belli ki çok karışık!
Ortaya çıkacak sonucu kendi halkına satamayacağı endişesiyle böyle hareket ediyor.
Gelinen aşamada, Hristofias’ın samimi bir şekilde şu sorulara net bir yanıt vermesi gerekmektedir:
1- Gereken yerlerde sayısal eşitliğin de olacağı, Kıbrıslı Türklerin gerçek anlamda etkin katılımının sağlanacağı iki toplumlu bir yapıya hazır mı, değil mi?
2- Kendi hazırsa, böyle bir yapıyı kendi halkına kabul ettirebilecek bir durumda mı, değil mi?
Hristofias Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ı federasyon istememekle suçlamak yerine kafalarda yer alan bu sorulara net ve samimi bir yanıt vermelidir.
*
Geçtiğimiz hafta müzakerelerin yavaş ilerlediğini yazmış BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alexander Downer’in daha etkin olmanın hazırlıkları içinde olduğunu belirtmiştim.
Bu konuda edindiğim yeni bilgilere göre Downer bu aşamada daimi ikametgahını adaya taşıyıp daha etkin olma konusunu şimdilik erteledi.
Herşey liderlerin ortaya koyacağı performansa bağlı!
Eğer bir ışık görürse Downer adaya gelmeyi ve daha etkin olmayı değerlendirmeye hazır.
Ama şu anda böyle bir ışık görünmüyor.
Geçtiğimiz haftalara göre bu hafta birden çok görüşme yapılacak olmasına rağmen süreç istenen şekilde ilerlemiyor.
Bu hızla gidilirse ‘Yönetim ve Güç Paylaşımı’ konusu ancak yıl sonunda bitirilecek.
Mevcut anlayışla devam edilirse sıradaki mülkiyet konusu için de üç aylık bir görüşme süresi koymak lazım.
Yani bir değişiklik olmaması halinde, 2009 sonuna kadar bir çözüm mümkün görünmüyor.
Durum vahim ve endişe verici boyutta.
*
Sıkıntıların aşılması ve sürecin hız kazanabilmesi için herşeyden önce iyi niyet gerekiyor.
Bir de medya yoluyla yapılan ya da kimi zaman görüşme masasına bile taşınabilen karşılıklı suçlamalardan vazgeçilmesi gerekir.
Ancak bu şekilde sağlıklı bir tartışma ortamı yaratılabilir.