|
Ganimetçilik anlayışında adaletin, alın terinin yeri yoktur. Ve ganimete alışan her zaman ganimetleyecek bir şeyler arar. Acı ama gerçek ganimet yerken toplum olarak kötü sonuçlar ortaya çıkaran bir başka travma geçirdik. 1963 travması toplumsal dayanışma ve kader birliğini beslerken, 1974 ganimet travması toplumsal birlik, beraberlik ve dayanışma anlayışını temelden dinamitledi.
Geriye dönüp şöyle bir bakıyorum... 15 Temmuz ve ardından 20 Temmuz’un üzerinden tam otuz dört sene geçmiş. 1963’ü bedel ödeyerek yaşayanlardanım... 1963’ün üzerinden de kırk beş sene geçti... 1963 Aralık’ında Samson’un kumanadasındaki EOKA’cılar saldırmıştı K.Kaymaklı’ya. O güne kadar göçmenlik pek yoktu günlük dilimizde... Buz gibi soğuk bir Aralık akşamı evimizden hiç bir şey almadan Hamitköy’e gitmiştik. Giderken geri dönmemek aklımızın kenarında yoktu. Ama gidiş o gidiş oldu. Geri dönemedik. Göçmen olduk. Göçmenliğin ne demek olduğunu 1963 göçmenliğini yaşayanlar bilir. Kalacak evi boşverin, bir insanlık yer bulmak imkansızdı. 1963 de hiç kuşkusuz toplumsal travma nedeniydi. Ama o travmayı yaşarken cefa paylaşıldı. Cefa paylaşılırken güç sahibi olanlar cefadan daha çok pay istemedi tabii. O nedenle paylaşım kolayca adil oldu. *** 1963’ün üzerinden on bir yıl geçti, 20 Temmuz 1974’ü yaşadık bu kez. On beş Temmuz’da Makarios’a karşı yapılan darbe Türkiye’ye müdahale hakkı verdi. 20 Temmuz sabahı şafakla birlikte Türk Silahlı Kuvvetleri adaya çıktı. Birinci ve İkinci Barış Harekatı sonrasında şimdiki sınırlar berlilendi. İki yüz bin dolayında Rum, Güney’e göç etti. Güneyden, Kuzey’e gelen Kıbrıslı Türk sayısı ise göç eden Rumların dörtte biri kadardı. Ganimetin ne olduğunu 1974’te öğrendi Kıbrıs Türk Toplumu. 200 bin Rum’un evine yerini, malını mülkünü ganimetledik. Ganimet yedik toplumca. Cefanın paylaşımında kendiliğinden oluşan adalete karşılık ganimette adalet olmadı. Suyun başında olanlar ganimetin büyük parçalarını aldı. 1974’ün göçmenliği de 1963’ünküne benzemedi. Çok ama çok küçük bir azınlığın dışında herkes Güneyde bıraktığından çok daha iyi eve yerleşti. Ama daha iyi eve yerleşme ganimette adil paylaşımı beslemedi. Bizler 1963’te bir battaniye bulsak bayram ederken 1974’te mutlulukla anlık yaşandı. Bir aile kendilerine verilen eve yerleşirken bayram yaptı ama bir başka tandıklarına verilen evin örneğin mutfağının az büyüklüğü onların bayramlarına noktayı koymaya yetti. Çünkü güneyde bırakılanla kıyas yapıldığı zaman o küçük fazlalık bile mutsuzluk nedeni olmaya yetti. İnsanların ötekinin sahip olduğuna sınırlı saygı göstermesi bile çok uzun zaman aldı. Çünkü sonuçta herkesin elindeki Rumun ganimetiydi... Emek harcamadan elde edilenler, toplumun haksız, adaletsiz sahip olma anlayışını besledi. Kısaca 1974’te yenilen Rum’un ganimeti Kıbrıs Türk Toplumunun tüm değer yargılarını yerle bir etti. Son otuz dört yılda hayatın her alanında yaşadığımız çirkinliklerin temelinde ganimet yemenin etkisi olduğundan hiç kuşkum yok. 1974’te Rum’un ganimetini yiyenler daha sonra her fırsatta ganimetleyecek bir şeyler aradı. Günlük hayatın akışı içinde sıradan ilişkilerden siyaset dünyamıza kadar her yerde ganimetçilik egemen oldu. Otuz dört yıl önce Rum’un malını mülkünü ganimetleyerek elde edilen alışkanlık şekil değiştirerek seçim ganimetçiliğine kadar ulaştı. Yapanın yanına, tutanın eline kaldı. Ganimetçilik anlayışında adaletin, alın terinin yeri yoktur. Ve ganimete alışan her zaman ganimetleyecek bir şeyler arar. Acı ama gerçek ganimet yerken toplum olarak kötü sonuçlar ortaya çıkaran bir başka travma geçirdik. 1963 travması toplumsal dayanışma ve kader birliğini beslerken, 1974 ganimet travması toplumsal birlik, beraberlik ve dayanışma anlayışını temelden dinamitledi. Otuz dört yıldır artçı depremlerle ganimet yeme travması sürüyor. Toplumun psikolojisi bozuldu... Toplum olarak tedavi gerektiren psikolojik bozukluğumuz olduğundan hiç kuşkum yok. Hastalığın yaygınlığı içten fark edileşini zorlaştırıyor. Dıştan bakıldığı zaman ise hastalığın ne denli kronikleşip hayatın her alanına yayıldığı çok kolay görülür. Geride kalan otuz dört yıl ganimet travmasının tedavisine yetmedi. Bu düşüncemi, önceki akşam kısa bir sohbet fırsatı bulduğum, bu konularda dünya çapında bir isim olan Vamık Volkan’la da paylaştım. Daha uzun sohbet etmek için anlaştık. Ama kaygılarımda haklı olduğumu söylediğini sizlerle paylaşayım.... Günün sözü:
Ganimet yiyen, karşılığında insanlığını verir.
|