Kasap, vitrin budolabının arkasındaydı, kız çocuğu yavaşça yaklaştı, usulca avucunu açıp parasını uzatarak kasaba dedi ki: “ Beş YTL’lik dana eti kuyruk yağı bol olsun.”
O küçük çocuk beş ytl’lik dana etinin çok az olduğunu biliyordu ve utana utana istiyordu. Takip ettim. Beş YTL’lik dana eti avuç içi kadar ya var ya yok...
Merak edip çocuğa sordum: “Kaç kardeşsiniz?” Yanıt: “Yedi kardeş”... Yani yedi kardeş artı anne baba etti dokuz. Dokuz kişi avuç içi kadar etle, etli yemek yemiş olacak.
KIBRIS Gazetesi, “Güney Zengin, Kuzey Pahalı” diye manşet atınca Maliye Bakanımız Ahmet Uzun açıklama yapma gereği duydu.
Söylediklerini dün okudunuz.
Kendi içinde bütünlüğü var mı? Var. Aslında bu bütünlük, KKTC’deki olaganüstü zorluklarla sürekli iki yakayı bir araya getirmenin sıkıntısını yaşayan Maliye Bakanı olmaktan geliyor.
* * *
Kapılar açılana kadar Kuzey’de herhangi bir ekonomik karar için Güney’e bakmak gerekmeyebilirdi. Çünkü karşılıklı geçişler sınırlıydı.
Sonra gün geldi kapılar açıldı.
Alış verişte ince eleyip sık dokumak durumunda kalanlar iki tarafın fiyatlarını kontrol etmeye başladı.
Bu ince eleyip sık dokuma, aile bütçesi sıkıştığı zaman daha da ciddi yapıldı.
Örneğin yakıt fiyatları arasındaki fark hep takip edildi.
Biz de ucuz olduğu zaman Güneyden gelip bizden yakıt alındı. Tam tersi olduğu zaman da Kuzey’den Güney’e gidilip depolar dolduruldu.
* * *
Tablo ortada Kıbrıslı Türklerin, Güney Kıbrıs’tan alış veriş yapma eğilimi Rumların bizim taraftan alış veriş yapma eğilimine göre daha yüksek.
Bunun nedenini salt, “Rumlar daha milliyetçidir; kilise etkildir” gibi gerekçelere bağlayamayız.
Refah düzeylerinin daha yüksek olması nedeniyle de birkaç kuruşun hesabını yapmıyorlar.
Bize gelince durum farklı.
2008’de maaşlara SIFIR ARTIŞ DENİLDİ.
Maaşlar büyümedi ama giderler büyüdü.
Her türlü öteki giderleri bir yana bırakın sadece elektriğe gelen zaman dar ve sabit gelirlinin beline ciddi bir darbe oldu.
Gelirin rakamsal olarak yerinde kalması, ya da çoğalır gibi olması çok önemli değildir. Önemli olan satın alma gücünün ne denli korunabildiğidir.
Eğer gideriniz belirli kalemlerde artıyorsa hayat düzey çıtanız aşağıya kayma riskine girmiş demektir.
Bu durumda ya kemerleri sıkacaksınız ya da bugüne kadar satın aldıklarınızı almaya devam etmek istiyorsanız daha ucuza almanın yollarını bulacaksınız. Bu kadar basit.
* * *
KIBRIS gazetesi özel bir çalışmayla mukayeseli bir fiyat tablosunu okurlarıyla buluşturdu. Bu tabloyu, güncelleştirerek ezbere bilen çok sayıda insanımız olduğunu biliyorum. Ve bunu bilenlerin tümüne yakını dar ve sabit gelirli insanlardır.
KIBRIS’ın yazdıkları gerçeği yansıtmıyorsa Sevgili Ahmet Uzun hiç merak etmesin kimse Rum tarafından alış veriş için yönelmez.
Aynen akaryakıtta da biz daha ucuzsak kimse arabasını deposunu doldurmak için Güneye geçmez.
* * *
Siz istediğinizi söyleyin durumun iyi ya da kötü olduğunu anlamak için insanlar cüzdanları, mutfaklarına, aylık gelirlerinin giderlerini karşılamaya ne yettiğine bakar.
Geçenlerde kasaba gittim. Almak istediklerimiz söyleyip hazırlanmasını beklerken içeri on yaşlarında, eli yüzü düzgün, temiz giyimli bir kız çocuğu girdi.
Sağ avucunda sıkı sıkıya parayı tutuyordu.
Kasap, vitrin budolabının arkasındaydı, kız çocuğu yavaşça yaklaştı, usulca avucunu açıp parasını uzatarak kasaba dedi ki: “ Beş YTL’lik dana eti kuyruk yağı bol olsun.”
O küçük çocuk beş ytl’lik dana etinin çok az olduğunu biliyordu ve utana utana istiyordu. Takip ettim. Beş YTL’lik dana eti avuç içi kadar ya var ya yok...
Merak edip çocuğa sordum: “Kaç kardeşsiniz?” Yanıt: “Yedi kardeş”... Yani yedi kardeş artı anne baba etti dokuz. Dokuz kişi avuç içi kadar etle, etli yemek yemiş olacak.
O durumda ne yapmam gerekirse onu yaptım.
* * *
Ben Ahmet Uzun’u anlıyorum. Ama anlamam çare değil.
“Beş YTL’lik kuyruk yağı bol et” alan çocuğun ailesinin durumunda kaç aile var. Ne kadar olduğunu bilmem ama az olmadıklarına eminim.
Günün sözü:
Çarşı, ekonominin aynasıdır