Öteki harcamaları bir yana bırakalım, bir tek elektrik faturasının haksız okkası otellerin yolun başında beyaz bayrağı çekmesine yeter. Bir hizmette varlık, kalite, elde edilebilirken, süreklilik önemli. Ancak bunlaran daha önemli olan o hizmetin satın alınabilir düzeyde olmasıdır. Kuzey Kıbrıs’ta elektrik sıradan vatandaştan en büyük işletmelere kadar, satın alınabilir değildir. Ne otelci ne de sanayici bu elektrik faturlarını ödeyerek iş yapabilir.
Finans dünyasında, dünya ekonomisinde yaşanan kriz dünyada bütün önemli taşları yerinden oynatıyor. Şu ana kadar yerinden oynamayan taşlar varsa çok kısa sürede oynayacak.
Yaşanmakta olan finans depreminden etkilenmeyecek ülke yok.
Tüm ülkeler panik yapmadan çare üretmeye çalışıyor.
Aslında üretilmeye çalışılan çare olumsuz etkileri olabildiğince aşağıya çekmektir...
Biz dünyaya doğrudan entegre olmadığımız için etkilenmeden vartayı atlatacağımızı sanıyoruz. Ya da bizi yönetenler öyle sanıyor. Ya da bizi yönetenler böyle söyleyerek kendi kendilerini kandırıyor.
Bizdeki bankacılığın eti ne budu ne... Bankalarımızın ciddi anlamda kriz yaşama olasılığı şu an için çok düşük.
Daha önce bankalardan dışa kriz sıçraması yaşadık. Bu kez bankalar genel ekonomik bozuklukta zorda kalabilecek müşteri kaynaklı sorun yaşayabilir. Bir başka tanımlamayla bu kez sorun dıştan bankalara yanıyabilir.
Bu nasıl olabilir... Kredi kullanan kurumsal yapılar, şirketler ya da kişiler, bozulan ekonomik yapı nedeniyle borçlarını ödemede zora girebilir. O durumda bankalar müşterilerinin boğazına sarılırsa, kişilerin değil, ülkenin boğazına sarılmış olunacak.
Çok yüksek bir olasılık olmamakla birlikte sıkışan kişiler bankalarındaki tasarruflarını hızlı bir şekilde kullanmaya yönelebilir. Bu paniğe dönüşürse yine sorun yaşanır.
Borçlarını ödeme sorunu yaşayacak işletmeler için borçlarını ödemek için yeni ödeme planlarını formüle etmeye hükümet politikasıyla hazırlık yapılmalı. Bundan öte mali krizden sonra evrensel boyutta beklenen durgunluk bizi de vurduğu zaman işletmelerin kapılarını açık tutmak için gerekli asgari finansın nereden sağlanacağı belirlenmeli.
* * *
KKTC ekonomisinde en önde gelen iki sektör eğitim ve turizmdir.
İkisi de dışa bağımlıdır.
İkisi de finans dünyasında yaşanan krizden etkilenmeye açıktır.
Üniversitelerimizde harçlar ve ödemeler dövize endekslidir. Öğrencilere kirlanan evlerin kirası da yine döviz. Dövizin değer bulması, YTL’nin değer kaybetmesi demektir. Üniversitelerimizdeki öğrencilerin çoğu TC kökenli. Bu öğrencilerin çok büyük bölümü orta halli ailelerin çocukları. Kriz ailelerin gelirlerini kuşa çevirirse bu çocuklar ne yapacak? Ailelerin gücü yetmeme noktasına gelirse ne kadar öğrenci bundan etkilenecek? Üniversitelerimizin böyle bir sorunla karşı karşıya kalması durumunda ne tür önlemler düşünülüyor?
* * *
Turizmde 2009’un vahimden öte felaket yılı olacağını söylemek için müneccim olmaya hiç gerek yok.
Dış dünyada gerçek anlamda gelir kaybına uğrayacak insanların tasarruf yapacağı ilk kalem tatil kalemi olacak. Ya tatilden vazgeçecek ya da en ekonomik tatili nerede yapacağına bakacak.
Bırakın ülke içini, ülkeler arasında kıyasıya bir ayakta kalma, ekonomik anlamda ayakta kalma mücadelesi verilecek.
Biz ne yapacağız?
Ulaşımımız pahalı.
Pahalılığın izahını kimse yapmaya kalkmasın. Pahalılığın nedenlerini hiç bir Avrupalı dinlemek istemez. Onlar bu bölgeye ya da Kıbrıs’a kaç paraya uçabileceğine bakar. Hatta bu hesabı onlardan önce tur operatörleri yapıp, tatile çıkmak isteyenleri yönlendirir.
Demek ki öncelikle ulaşımda rekabete katkı koyacak durumda olacağız.
Gelelim otellere.
Öteki harcamaları bir yana bırakalım, bir tek elektrik faturasının haksız okkası otellerin yolun başında beyaz bayrağı çekmesine yeter.
Bir hizmette varlık, kalite, elde edilebilirken, süreklilik önemli. Ancak bunlaran daha önemli olan o hizmetin satın alınabilir düzeyde olmasıdır. Kuzey Kıbrıs’ta elektrik sıradan vatandaştan en büyük işletmelere kadar, satın alınabilir değildir.
Ne otelci ne de sanayici bu elektrik faturlarını ödeyerek iş yapabilir.
Enerji şu anda Kuzey Kıbrıs’ın en büyük birkaç sorunundan biridir.
Elektriğin tüketiciye yansıyan fiyatı, varlığının önüne geçti... Satın alınamayan elektriğin varlığı ile yokluğu arasında fark var mı?
Oteller elektrikle ilgili sorunları aşmadan doğru dürüst fiyat veremeyecek.
* * *
Üç hafta kadar önce 27 Eylül 2008’de bu köşede yine elektrik konusunu ele almıştım. O yazımda da söze turizme getirip şunları yazmıştım:
“Otellerin durumu resmen felaket.
İsim vermek istemem.
Girne bölgesinde yüksek kapasiteli bir turistik tesisin sahibi 150 bin YTL’nin üzerinde gelen bir aylık elektrik faturasını zarfa koyup Başbakanlığa iletmiş.
Elimde yatak kapasitesi çok fazla olmayan bir otelin rakamları var. Hem de mukayeseli.
2007 Temmuz’unda 231.050 KWS elektrik tüketilmiş. Buna karşılık ödenen para 38 bin 475 YTL
Ağustos 2007’de 388,160 KWS tüketime karşılık 61 bin 710 YTL ödenmiş. Bir başka ifadeyle 2007 Temmuz –Ağustos’unda 619.210 KWS elektrik tüketilip 100.186,05 YTL trank ödenmiş.
Gelelim 2008’e.
Temmuz 2008’de tüketilen elektrik 366.260 KWS, ödenen para 89.891,76.
Fatura otel bütçesine bomba gibi düşünce tasarufa gidilimiş Ağustos ayında. 255.930 KWS elektrik tüketilmiş ödenen para da 76.343, 75 YTL olmuş.
2008 Temmuz – Ağustos’un bir önceki yıla göre tüketilen toplam eletrik 3000 KWS artmış sadece. Ama ödenen toplam para 100.186, 05 YTL’den 166.235,51 YTL’ye çıkmış. Fark nereden geliyor?
Farkın kaynağı elektriğe yapılan zam.
KWS ücret Temmuz – Ağustos 2007’de ortalama 0.16 YTL iken bu rakam Temmuz – Ağustos 2008’de ortalama olarak 0.27 YTL’ye çıkarıldı. Yani zam % 69.
Dünyanın her yerinde aileden başlayıp en büyük işletmelere kadar bütçede elektriğe, enerjiye yapılan harcamanın oranı var. Turistik tesislerde enerji giderinin toplamı giderlerin %5’i olması ideal olandır. Bu oran Güney Kıbrıs’ta %7.5 bizde ise yaklaşık % 35.
Bu durum sürdürülebilir mi?
Ya da bu elektirk faturalarının karşılanması olası mı?
Mümkün değil.”
* * *
Yarın gündemim enerji, daha doğrusu enerji tasarrufu olacak... Elektriğin maliyetini değil binalarımızın ısı iletkenliğini irdeleyeceğim...
Günün sözü:
Önlem, zamanında alındığı zaman işe yarar