İçimden geçeni niye gizleyim ki... Lefkoşa’ya bu eseri keşke Kıbrıslı Türk işadamlarından biri ya da birkaçı kazandırsaydı.
Ancak kazandıran Kıbrıslı Türk işadamı değil diye bu eseri sahiplenmeyim mi? Hiç kuşkusuz sahiplenirim.
Ortaya bir eser çıktı. Bu eser, -ağızmdan yel alsın- olaganüstü bir felaket olmazsa en az yüz küsur yıl orada duracak.Yani kişisel temelde sahipliği el değiştirecek ama hep Lefkoşa’da olacak, Lefkoşa’nın olacak...
Kıbrıslıyım... Kıbrıs’ın Lefkoşa’sındanım.... Kıbrıs’ın Lefkoşa’sının K. Kaymaklısı’ndanım...
1963’te göçmen olunca Göçmenköy’deki ilk göçmenevleri yapılana kadar Ortaköy’de yaşamıştık, hem de gerçekten çok zor şartlarda...
Ortaköy’de yaşayıp Lefkoşa’da ortaokula gitmek... O zaman pek fazla otobüs ya da daha yaygın kullanılan adıyla bas yoktu... Rahmetli Mustafa Mayın’ın basıyla gider gelirdik... Çoğu kez yaya...
Ortaköy’den başlayan şimdki Belça’nın önüne kadar olan yolsun sağında solunda selvi ağaçları vardı. Yolun doğusunda toprak yığınları mücahitlerin savunma hattıydı.
O yol üzerinde en popüler binalar, Aspaya, şimdiki inzibat karargahı olan ve trafik diye isimlendirilen sarı taştan bina ve un fabrikasıydı... Ortaköy köprüsünün yanındaki Bel – Kola Fabrikası ise yol tarif etmede işaret noktasından öte bir anlam taşırdı... Pek çok öğrenci için yaz aylarında iş olanağıydı.
* * *
1974 sonrası hayat her bakımdan yeniden şekil aldı.
Yeniden şekil alma iyi mi oldu, kötü mü oldu?
Eğer sahip olunanların yaşam kalitesine etkisine bakılırsa iyi oldu... O yollar bizi sığmadı... Genişletildi...
Şimdi ithal ürünlerin ambarı olan ama bizim için hala Bel – Kola olarak bilinen o noktaya Göçmenköy tarafından gelip ana yola çıkmak sabır ister yoğun trafik saatlerinde...
... Ve oradan başlayıp Belça’ya kadar giden ve adı Bedrettin Demirel Caddesi olan yol hem genişlemiş hem de sağlı sollu binalar yükselmiş...
Başbakanlık kavşağı eylemlerin adresi...
İleride yol üzerinde İktisat Bank binası yapıldığı zaman Lefkoşa’nın özellikli binalarındandı...
Daha ileride KTHY’nin oralarda sağlı – sollu binalar dikkat çekici.
Yüksel Ahmet Raşid grubunun inşaa ettiği bina son zamanlara kadar Lefkoşa’nın Türk kesiminin en yüksek binasıydı.
Şimdi o binanın yanında Merit Oteller zincirinin bir halkası olarak Lefkoşa Merit Otel yükseldi.
* * *
Net Holding İcra Kurulu Başkan Yardımcısı ve Merit Turizm AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Reha Arar’la dün öğle saatlerinde Genç Tv’de karşılaştık. Kısa sohbet sonrası ayrıldık. Daha sonra telefonla arayıp Lefkoşa Merit’e davet etti.
Oradan geçerken inşaatın yoğun bir hızla tamamlanmaya çalışıldığını görüyordum.
Bir de 29 Ekim’de TC Lefkoşa Büyükelçisi Türkekul Kurttekin’in Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunu orada vereceğini biliyordum..
YDÜ’deki hızlı bina tamamalarının gördükten sonra çalışma disiplini olan yerlerde, belirlenen zamanda binanın tamamlanacağına inanıyorum artık.
Bu düşüncelerle gidip yerinde görme davetini kabul ettim.
Önce Reha Arar’dan ardından da Net Holding Yönetim Kurulu Üyesi, İnşaatlar Sorumlusu Haluk Elver’den bilgi aldım. Hızla tamamlanmaya çalışılan Lefkoşa Merit’i gezdim.
Lefkoşa’ya en tepeden bakma fırsatı yakaladım.
İçimden geçeni niye gizleyim ki... Lefkoşa’ya bu eseri keşke Kıbrıslı Türk işadamlarından biri ya da birkaçı kazandırsaydı.
Ancak kazandıran Kıbrıslı Türk işadamı değil diye bu eseri sahiplenmeyim mi? Hiç kuşkusuz sahiplenirim.
Ortaya bir eser çıktı.
Bu eser, -ağzımdan yel alsın- olaganüstü bir felaket olmazsa en az yüz küsur yıl orada duracak.
Yani kişisel temelde sahipliği el değiştirecek ama hep Lefkoşa’da olacak, Lefkoşa’nın olacak...
* * *
Bir oteli uzman gözüyle analiz edecek bilgi alt yapım yok. Bir gazeteci ya da bir vatandaş gözüyle baktım... Hem gezip bilgi aldım hem de yazımın girişinde yazdıklarımı düşündüm...
Acı ama gerçek Lefkoşa yıllardır gerçek anlamda beş yıldızlı bir otele sahip olamadı.
Lefkoşa Merit, bir şehir oteli... On iki artı üç toplam on beş kat... On dokuz bin metrekarelik bir inşaat... 15 Mayıs 2007’de temeli atılmış... Resmi açılışından önce 29 Ekim’de Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna ev sahipliği yapacak...
Otel inşaa edilirken para harcamaktan çekinilmemiş... 250 yatak kapasiteli... Kral dairelerinin konforu bir yana tüm odalar da ciddi özenin yansıması var...
Yüksek Mimar Haluk Elder, “ Lefkoşa Merit, tam bir Kıbrıs mimarisi ürünüdür. Nasıl ki pek çok cami kiliseden dönüşümle cami olduğu için dışta gotik mimari izleri içte ise islami izler var, burada da aynı buluşma sağlandı. Merit Lefkoşa’da hem gotik mimari izler hem islami mimari izler bulunacak.”
Aydoğan Turay, “Lefkoşa Merit, müze gezilir gibi gezilecek bir otel örneğidir” derken bence hiç abartmıyordu.
* * *
Turistik tesis bakımından çok zengin olan Girne, Lefkoşa’ya 15-20 dakika uzaklıkta olabilir. Ancak Lefkoşa’nın da böylesi otellere gereksinimi vardı... Lefkoşa’nın şehircilik bakımından alt yapısının yetersizliği nedeniyle böyle bir otelin işletmesi aşamasında bazı sorunlar yaşanabilir. O sorunlar da iyi niyetle mutlaka aşılır.
Günün sözü:
İnsanlar fani, eserler kalıcıdır