Söylersen yap,
yapmayacaksan söyleme
Kıbrıs Türk insanını iyi tanıdığıma inanırım.
İnsanımız tahta kafalı değildir. Söylenileni anlar.
Ne istediğini de çok iyi bilir.
Yetkilerin verdiği yanıtın işine gelsin ya da gelmesin açık olmasını ister.
Halkımız kendisiyle dalga geçilmesinden hiç hoşlanmaz. Hiç kuşkusuz dünyanın hiç bir yerinde insanlar kendileriyle dalga geçilmesinden keyif almaz.
Kıbrıs Türk insanını iyi tanıdığıma inanırım.
İnsanımız tahta kafalı değildir. Söylenileni anlar.
Ne istediğini de çok iyi bilir.
Yetkilerin verdiği yanıtın işine gelsin ya da gelmesin açık olmasını ister.
Halkımız kendisiyle dalga geçilmesinden hiç hoşlanmaz. Hiç kuşkusuz dünyanın hiç bir yerinde insanlar kendileriyle dalga geçilmesinden keyif almaz.
* * *
Politikanın profesyonelleri, verdikleri sözleri tutmama noktasında eleştiri yaptığımız zaman, “Siyasetçiye duyulan güveni zedelediğimizi” söyleyip tepki koyar.
Bu satırların yazarı olarak siyasetin yıpranmasını hiç istemem. Çok iyi bilirim ki insanların siyasetten soğuması, siyasetin önde gelenlerine duydukları güvenin geri gitmesi en genel anlamda demokratik yapının kan kaybetmesi demektir.
Ancak ülkemizin gerçeklerine baktığımız zaman çok açık olarak ortaya çıkan tablodan yansıyan, politikacının profesyonellerinin kendi elleriyle kendilerine duyulan güveni hançerledikleridir.
İnsanların talebi olacak.
Talepleri dinlenecek, yasalar çerçevesinde başvuruları alınıp değerlendirilecek, haklı bir talepse başvuru hayat bulacak, haksız bir talepse gerekçeleriyle birlikte isteminin yerine getirilmeyeceği bildirilecek.
En yalın ifadelendirmeyle, “SÖYLERSEN YAPACAKSIN, YAPAMAYACAKSAN SÖYLEMEYECEKSİN.”
Onurlu ve etik değerlere saygılı insanlar için söz vermek çok önemlidir.
* * *
Hemen hemen her gün vatandaştan, “Bana söz verdiler ama yapmıyorlar” la başlayan şikayetler alırım.
Bu şikayetlerin önemli kısmını takip ederim.
Söz verenleri ararım.
Ya da yapılmayan işin nedenlerini öğrenmek için çaba harcarım.
“Tamamdır yapacağız ama biraz sıkışıklık var” denilirse bir kenara not eder bana söylenen tarihte gene ararım.
Bunu aslında şikayeti olan vatandaşın işini takip etmek için yapmıyorum. Temel amacım sorumlu konumda olanların söz verdikleri zaman yerine getirme disiplinlerini geliştirmek.
İnanın bu tür konularda çok sabırlıyım.
Bana, “Bir hafta sonra tamamdır” dedikleri zaman ben iki hafta sonra arayıp sorarım, ne olup bittiğini.
* * *
Yaklaşık iki ay önce Beyarmudu’ndan bir şikayet aldım.
Köyün kuzeyinde, köye giriş bölgesinde dört hane yeni konut yapıldı. Konutlar yapılırken yasal olarak tüm başvurular yapıldı, izinler alındı. İlgili kişilerin dediği gibi “Her şey müntazam” yapıldı.
Evlere, yasalara göre yapıldığı için elektrikleri de bağlandı.
Ancak sıra suya geldiği zaman, yaklaşık yüz metrelik su hattı çekilip evlere su bağlanmadı.
Konu bana yansıtıldı.
“ Belediye başkanı UBP’li biz UBP’li değiliz bu nedenle ciddi bir mazaret göstermeden bize su vermiyor” denildi.
Beyarmudu Belediye Başkanı İlker Edip’le birkaç kez sohbet etmişliğimiz var. Bende bıraktığı izlenim olumluydu. İnsanların evlerine su vermeyecek kadar partizanca davranacağını kabul etmedim ilk anda.
Telefon numarasını biliyordum. Arayıp bana akatarılanları ben de ona aktardım.
Mevuzat açısından hiç bir sorun olmadığını, yoğun işleri nedeniyle ilgilenip gerekli yönlendirmeye yapamayacağını, söyledi. Aradığımda sanırım hafta sonuna yakındı, bir sonraki hafta içinde mutlaka işin başlanıp sonuçlanacağını söyledi.
Bunu söyleyen bir belediye başkanıydı.
Sözüne inanıp, ben de su bekleyen insanlara, “ Dişinizi sıkın, bir haftaya kadar tamamdır” dedim.
Bir hafta geçti. Hiç bir iş yapılmadı. Biraz daha bekledim, gene aradım. Yine sıradan bir bahane ile bilmek kaç gün sonra iş başlayıp sonlanacak dedi.
En sonunda yanıt veremeyecek duruma geldi.
Bu arada su bekleyen vatandaşlarla iletişimimi sürdürdüm. Onlarla da, “Ha bugün, ha yarın” diye dalga geçtiğini öğrendim.
Sonuçta sekiz aydır insanların evinde su yok.
Bu sekiz ayın son iki ayında ben de onlarla birlikte, “Belediye başkanının ne kadar sözünün eri olduğunu” takip ettim.
Dün akşam yazımı yazmadan Belediye Başkanını aramadım.
Neden aramadım?
Çünkü kendine duyduğum güveni yerle bir etti de onun için.
Susuz insanlar ne anamdan akraba ne babamdan hısım...
* * *
Bu olayda partizanca yaklaşım var mı?
Yansıyan tabloya göre, kesinlikle var.
Eğer o evlerin sahipleri UBP’li olmuş olsaydı çok büyük olasılıkla daha evleri yapılmadan suları bağlanmış olacaktı.
Yerel yönetimlerin demokratik ve özerk bir yapıda olabildiğince güçlü olmasını savunanlardanım. Ancak bu tür basit partizanca yaklaşımlar yerel yönetimin güçlenmesi önüne seçilmiş yerel yöneticiler tarafından taş konulmasıdır.
Kendi kendini aşamayan, seçildikten sonra partizan davranan seçilmişlerle yerel yönetimler bir arpa boyu yol gidemez.
Günün sözü:
Kendi kendini aşamayan, toplumsal ilerlemeye katkı koyamaz