Konuşunca anlaşılır. Bir şartla...
Zamansız ölümler bir yana.
Ortalama yaşam süresinde bir artış var. Daha da önemlisi dinamik yaşın üst sınırı yukarılara çıktı.
Tüm unsurlar iyice değerlendirilerek emeklilik yaşı yeniden ele alınmalıdır.
Konuşa konuşa anlaşılır... Bir şartla, yeterki tarafların niyeti iyi olsun...
Dün sabah telefonum çaldı.
Karşıda ilk anda çıkaramadığım yorgun bir ses. Kısa sürede tanıdım...
Temiz toplum duyarlılığı başına dert olan emekli bir arkadaş. Haksızlığa karşı sesini yükseltince kılıfına uydurup görev için en uzaklara yollanmıştı... Sağlığı bozuldu.
Kimse kulak asmadı.
Sonunda pes edip emekli olmuştu, yaşı gelmeden.
Emekliliğin keyfini çıkaramadı.
Memelketin halini kendine dert edince, resmen dert sahibi oldu.
* * *
Yıllar önce, emekli çıkmadan daha sık arardı.
Her arayışında kirli bir dosyanın ayrıntısını paylaşırdı.
Verdiği her ön bilgi sonunda mutlaka doğru çıkardı.
Yasal düzenlemelerin kişiye özel yapılmak istenmesinin yanlışlığını anlattı dün dinlene dinlene...
Çok üzüldüm.
Daha temiz, daha demokrat, daha adil, daha sivil bir toplumsal yapı için tüketilen nefesin yorgunluğu çok açıktı.
Dinlerken üzüldüm, kahroldum.
* * *
Sayıştay Yasası için çalışmalar var.
Yeni düzenlemede hedeflerden biri Sayıştay Başkanı’nın emeklilik yaşını altmıştan altmış beşe çıkarmak.
Bir önceki Sayıştay Başkanı Soner Vehbi, son ana kadar böyle bir değişiklik için çaba harcamıştı.
Şimdi İsmet Akim, 65 yaşı destekliyor.
Arayan arkadaşım, “Yasa değişikliğinin amacı Başkanın emeklilik yaşını yükseltmek” dedi.
Susup devamında söylediklerini de dinledim.
Sonra sordum: “Yüksek Mahkeme yargıçları, başsavcı, kamu hizmeti komisyonu başkanı, ombudsmanın emeklilik yaşı 65. Sayıştay Başkanının emeklilik yaşı niye altmış olarak kalsın?”
Çok samimi yanıt verdi: “ Yasal düzenlemeler kişiler için yapılmasın. Ya da kişiler için yapılır izlenimi verilmesin. Yasan düzenleme yapılsın ama içinde olanları kapsamasın.”
Yaklaşımı bir yere kadar haklıydı.
Kişye özel uygulamal haklı konumda olanları bile yıpratıyor.
* * *
Duyarlı arkadaşımla iletişimi kısa kesmek için çaba harcamadım.
Onu dinledikten sonra ben de görüşlerimi seslendirdim.
Bazı görev yerleri var ki gençlik dinamizminden çok deneyim kökenli ağırlık önemlidir.
Bu görev yerlerini hakkıyla dolduranlar kolay kolay yetişmez. Yetişerek, hakkıyla o görev yerlerinde bulunanları erken erken emekli etmeye hiç gerek yok.
Dahası sürekli örnek aldığımız Avrupa’da emeklilik yaşı bizden yüksek.
Çağdaş toplumlarda emeklilik yaşı verimlilik artı emeklilik fonlarının gelir gider denegesi hesaplanarak belirlenir.
Daha açık ifadeyle ülkedeki ortalam yaşam süresi ile emeklilik yaşı ortak düşünce ile belirlenir.
Bizde yıllar önce şekillendirilen emeklilik düzenlemesi hiç bir ekonomik ve sosyal düşünceyle uyumlu değildir.
Çok genç yaşta insanlar emekli edildi. Zaman içinde emekli çalışandan fazla maaş alır konumda oldu.
Bu satırların yazarı olarak ben de kamudan emekliyim. Ancak kendi konumuma bakarak sistemi savunmaya vijdanım izin vermez.
Emeklilik yaşı yukarıya çekilmek istendiği zaman, “Bunun adı mezarda emekliliktir” diye karşı çıkılır. Bu tür yaklaşımlara pek itibar etmedim.
Mevcut emeklilik uygulaması içinde “yaşı ilerleyenler emekli çıksın ki gençlere yer açılsın” yaklaşımı da çok sağlıklı değil. Emekli çıkanın sahip olduğu haklar, her emeklinin bütçeye yük getirmesi sonucunu doğuruyor.
Dünkü sohbet sırasında söyledim. Sadece belirli görevlerde olanlar için değil tüm çalışanlar için isteğe bağlı olarak emeklilik yaşında üst sınır 65 olsun.
Altımışa gelenlerin isteğe bağlı emeklilik hakkı olsun... Erken emeklilik arzusu olmayan altmış beş yaşına kadar çalışsın.
* * *
Zamansız ölümler bir yana.
Ortalama yaşam süresinde bir artış var. Daha da önemlisi dinamik yaşın üst sınırı yukarılara çıktı.
Tüm unsurlar iyice değerlendirilerek emeklilik yaşı yeniden ele alınmalıdır.
Konuşa konuşa anlaşılır... Bir şartla, yeterki tarafların niyeti iyi olsun...
Günün sözü:
Düşünceye saygı, insana sayıdır