Coşkun diye biri AKP’den görevli olduğunu iddia ederek köy köy gezip Ertuğruloğlu için propaganda yapıyormuş.Aynı kişi 23 Ekim akşamı Kanal T’de Derviş Eroğlu ile yapılan bir söyleşi yayımlanırken, Kanal T sahibi de olan UBP’nin Genel Sekreter Yardımcılarından Ersin Tarat’ı arayıp adate fırça atarak tepki koymuş. Konuyu Ersin Tatar’a sordum. Doğruladı. Coşkun isimli bu sert arkadaş Ersin Tatar’a, “Oralara siz sahip çıkamıyorsanız biz gelip sahip çıkarız” demiş.
Ulusal Birlik Partisi’nde (UBP) genel başkanlık seçiminin de yapılacağı kurultay için geriye sayımda sona yaklaştıkça her türlü kulis hız kazandı.
Bu ülkenin kaderidir, her türlü seçimde KKTC sınırları dışından etkili kabul edilen unsurlar terazinin bir gözüne mutlaka yerleştirilmeye çalışılır.
Genel seçimlerde Ankara’daki sivil iktidarın kimden yana olduğu önemlidir!!!
Askerin kimi işaret ettiği gizli eller tarafından gizli gizli servis edilir!!!
Kamu oyu yoklamaları yapılırken, bile bile lades olmak için dahi olsa, “Askerin yaptırdığı kamu oyu yoklaması” merakla beklenir!!!
Bu örnekleri çoğaltabilirim.
Kıbrıs Türk toplumunun demokratik gelişim sürecine müdahale etmeyi kendi kendilerine görev yapanlar yok mu?
Mutlaka var.
Ancak ne kadar ilginçtir ki, bu isimlerin bir takım kurumları ne kadar temsil ettiği belirsizdir.
Her zaman birileri kendilerine gizemli adam gömleği giydirip buralarda hava atmıştır.
Hala o eski alışkanlıkla hava atmaya çalışanlar yok mudur? Hiç kuşkunuz olmasın vardır.
Halkın, okurların desteğiyle elim kolum gazetecilik amaçlı daha rahat ulaşır olduktan sonra bu tür duyumları, olabildiğince en yakın kaynaklarından kontrol etmeye çalışırım.
Öğrendiğimi de kamu oyuna bir biçimde taşırım.
* * *
Türkiye Cumhuriyeti’nin dış ülkelerde var olan kurumsal yapı temsilcileri en başta büyükelçi olmak üzere KKTC’de de vardır.
İsithbarat işi yapan birimler de bilgi topluyor.
Adı her ne olursa olsun, kaygı ya da başka hesaplarla KKTC’nin sivil ve demokratik yapısına müdahale edilmesi yanlıştır.
Bu tür müdahale girişimleri hem sonuç vermez hem de Türkiye ile KKTC arasında ki ilişkileri zedeler.
Herkes işini yapmalı.
* * *
Tabii güç zaafiyeti gösterenlerin karanlık bölgeden güç kaynaklarını arkasında gösterme eğilimlerini de görmezlikte gelmemek gerekir.
Demokraside her türlü güç gözle görülür olmak zorundadır. Demokratik bir kurumda belirleyici iç unsurların dışında etkili başka unsurların varlığını işaret ve kabul etmek demokrasiya yapılacak en büyük ayıp ve ihanetlerden biridir.
Bu tür dış müdahaleleri salt Türkiye ile sınırlı tumadığımı belirteyim. Avrupa’dan, Amerika’dan ya da dünyanın bir başka güç merkezinde demokratik mekanizmamıza yapılacak saldırıları asla kabul etmem.
Enternasyonal dayanışmanın da kuralları ve sınırları mutlaka olmalıdır.
* * *
UBP’deki genel başkanlık yarışını parti içi demokrasinin çalışmasına örnek olması bakımından saygı ve sempatiyle karşıladığımı her fırsatta seslendiririm.
Mevcut Genel Başkan Tahsin Ertuğruloğlu ile UBP’nin genel başkanlık koltuğundan yaklaşık 20 yıl oturan Derviş Eroğlu arasındaki yarışta her iki aday için olumlu ya da olumsuz söylenecek çok şey var.
Her bakış açısından öne çıkanlar farklıdır. Sabit kalarak baktığınız sürece eksik algılayıp, yanlış sonuca gitmeniz kaçınılmazdır.
UBP’deki yarışta AKP kullanılmaya çalışılıyor.
Var olduğu ilk günden Ankara’yla iyi ilişkiler içinde olmadan öte talimat almayı çok doğal kabul eden yapının temsilcilerinin şimdi AKP yakınlığını eleştirmesi ciddi bir aşama.
Tahsin Ertuğruloğlu, AKP yakınlığını pek öne çıkarmaya çalışmasa da Eroğlu ekibi bu ilişkiyi sorguluyor...
Ancak son zamanlarda bu noktadan ayrılma eğilimi olduğunu da gözlüyorum.
Eroğlu ekibi AKP yakınlığını olumsuz bir unsur olarak öne çıkarmanın risklerini fark etmiş olacak ki daha farklı yaklaşımları şekillendirme çalışmasına yönelişleri hissediliyor.
Önümüzdeki günlerde, “AKP, UBP’ye bir bütün olarak yakın durmaktadır. Kim seçilirse seçilsin AKP için fark etmez. Kim seçilirse AKP ile iyi ilişkilere katkı koyacak” denilirse hiç şaşmam.
* * *
Coşkun, diye biri AKP’den görevli olduğunu iddia ederek köy köy gezip Ertuğruloğlu için propaganda yapıyormuş.
Aynı kişi 23 Ekim akşamı Kanal T’de Derviş Eroğlu ile yapılan bir söyleşi yayımlanırken, Kanal T sahibi de olan UBP’nin Genel Sekreter Yardımcılarından Ersin Tarat’ı arayıp adate fırça atarak tepki koymuş.
Konuyu Ersin Tatar’a sordum. Doğruladı.
Söyleşide Eroğlu, AKP’li Bakan Cemil Çiçek’le görüşme olasılığından söz edince, güya Cemil Çiçek’in özel kalemi Ankara’dan arayıp yayının durdurulmasını istemiş... Ve Coşkun isimli bu sert arkadaş Ersin Tatar’a, “Oralara siz sahip çıkamıyorsanız biz gelip sahip çıkarız” demiş.
Bu yazdıklarımı Ersin Tatar’dan dinledim.
* * *
Bu konuda AKP’den yetkili isimlere ulaşma konusunda çabam var. Dün bu konuda konuşacak en yetkili isimlerden birine ulaştım ancak bir toplantıda bulunduğu için ayrıntılı konuşma fırsatım olmadı. Çabamı sürdürüp resmi görüşü sizlerle paylaşacağım.
Günün sözü:
Kendi iç dinamiklerinden beslenmeyen demokrasi özürlü demokrasi olur