Kuzey Kıbrıs demokrasisinde her türlü iktidar çeki iki imzalıdır. Çekin bozulup nakite çevrilebilmesi için yerli imzanın yanında bir de Ankara’daki siyasi erk yetkilisinin imzası gerekir. Bunu genel seçimler için yazıp söylerdim, UBP genel başkanlık seçimlerinde gördük ki aynı durum parti seçimlerine kadar yayıldı.
Demokrasinin evrensel kuralları var.
Ülkenin özgün koşulları filan hikaye.
Demokrasi, ya vardır ya yoktur.
Demokrasi kebap gibi çeyrek ya da yarım porsiyon olmaz.
* * *
Dünya genelinde demokrasi ile ilgili koskoca bir mozaik var... Her ülkenin, her ulusun, her toplumun demokrasisi o evrensel mozaikte yerini alır. Bütün mesele oraya yerleştirildiği zaman uyumlu olmasıdır.
Demokrasinin özürlü ya da daha net ifadeyle sakat olduğu bir ülkede hiç bir şey tamam olamaz.
Demokrasinin sakatlığının doğal kabul edildiği bir ülkede demokrasi sözdedir, lafoladır...
Demokrasi en genel tanımlamasıyla ülke içindir, ülke insanının bugünü ve geleceği içindir...
Demokrasi dağlar taşlar içinde değil insanların ortak çıkarları içindir.
* * *
Zehir gibi acı ama gerçek...
Kuzey Kıbrıs’ta demokrasi sakat doğdu, sakat sakat yaşamaya devam ediyor.
Seçimler demokrasinin önemli parçasıdır ama tek başına önemli değildir.
Siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmezidir ama bir şartla... Her siyasi parti ülke demokrasisi için örnek insanlar yetiştiren birer mektep olacak.
Bu genel geçer doğru tüm sivil toplum örgütleri için de geçerlidir.
Aileden başlayalım isterseniz. Aile bireyleri için demokrasi kültürel anlamda içtenlikle benimsenmezse o aile bireylerinin oluşturduğu ailede, aile içi demokrasi var olamaz.
Aynı mantıkla üyeleri demokrasi kültüründen yoksun sivil toplum örgütlerinde örgüt için demokrasi sakattır.
Böyle sivil toplum örgütlerinin ülke demokrasisine katkısı olası değildir.
Atlayıp siyasi partilere geçelim. Parti için demokrasisi sakat siyasi partilerin ülke demokrasisina katkı koyması olası mıdır? Tabii ki değildir.
* * *
Demokrasinin özünü anlamak için çok fazla mürekkep yalamaya da gerek yok. Duvara asacak hiç bir diploması olmayan duyarlı insanlar da gözleme alanı içindekilerin demokrasi notunu vermesini bilir.
Etkili konumda olan tüm partilerde parti içi demokrasi laf oladır. Laf ola çalışan parti içi demokrasilerde düzey düşüklüğü kaçınılmazdır.
İşte UBP örneği...
Bu satırların yazarı olarak UBP’deki genel başkanlık yarışına olumlu bakmaya inatla özen gösteriyorum.
Ertuğruloğlu ve Eroğlu’nun adaylıklarını ve açık mücadelesini içtenlikle selamladım ve de alkışladım.
Ancak iddialı iki adayın yarışma gerçeği dışında nitelikli bir demokrasi açısından düzey tek kelimeyle rezalet.
UBP’ye yakınlık duymamam, hayatımda UBP’ye oy vermemiş olmam UBP’deki bu talihsiz gelişmelerden üzüntü duymama engel değil.
Ülke demokrasisi hayatın her alanındaki demokrasi uygulamalarının toplamıdır. Sempati duyalım ya da duymayalım ülkemiz çok partili sisteminde var olan siyasi partilerimizin her bakımdan mükemmel olmasından ülkemiz demokrasisi kazançlı çıkar.
* * *
Tüm partilerimiz ne kadar iyi olursa, bu partiler arasındaki yarış da o kadar nitelikli olur.
Allah aşkına bir bakınız, nerede nitelikli yaklaşım var.
Doğru dürüst kendini ve siyasi projelerini anlatan yok.
Anlatacak projesi, vizyonu olmayanlar ne yapacak? Karşısındakine saldıracak, küfür edecek, dedi kodu yapacak.
Bu tabloyu vatandaşa yansıtanlar ondan sonra dönüp vatandaştan saygı bekleyecek.
Vatandaş eşşek değil. Büyük çoğunluk halk diliyle gonnara yemiyor. Kimin ne olduğunu çok iyi biliyor.
* * *
Kuzey Kıbrıs demokrasisinde her türlü iktidar çeki iki imzalıdır. Çekin bozulup nakite çevrilebilmesi için yerli imzanın yanında bir de Ankara’daki siyasi erk yetkilisinin imzası gerekir. Bunu genel seçimler için yazıp söylerdim, UBP genel başkanlık seçimlerinde gördük ki aynı durum parti seçimlerine kadar yayıldı.
Ne diyeyim... Yazıklar olsun... Bu kafalarla ne ülkemiz ne de demokrasimiz bir arpa boyu yol alamaz.
UBP özelinde söyleyim. Yahu kardeşim bu işin bir de 29 Kasım’daki kurultay sonrası var. Bu kadar rezil, bu kadar düzeyi düşük bir parti için başkanlık yarışından sonra taraflar bir birlerinin yüzüne nasıl bakacak? Eğer aynı çatı altında kalmaya devam ederlerse aynı mücadele saflarında birlikte nasıl yürüyecekler? Hangi hırs insanların gözünü bu kadar karartıyor inanın bana anlayamıyorum.
Günün sözü:
Hırs, gözün önündeki kara pardedir