Noktasına, virgülüne dokunmadan yayımladım Ahmet’in mektubunu. Ahmet, bir özürlü. Sesini duyurmak istedi. Ben görevimi yaptım, yazısını kamu oyuyla birlikte yetkilerin bilgisine de taşıdım. Biraz bekleyelim bakalım, kim ne yapacak?
Ahmet Bilgili’yi yaklaşık iki yıl önce tanıdım.
Annesi arayıp liseyi dışardan bitiren Ahmet Bilgi’nin diplomasını alacağı güne davet etmişti.
Ahmet, doğum anında yaşanan bir talihisizlik ya da daha kestirme ifadeyle özürlü doğmuştu. Harket ve konuşma merkezi zarar görmüştü doğum anında.
Tekerlekli sandalyeye mahkumdu, ellerini kullanmada sorunu vardı ve konuşamıyordu.
Ama Ahmet çok akıllıydı ve gerçek anlamda okumak istiyordu.
Liseyi dıştan torpille filan bitirmedi.
Ahmetle ilk buluşmamızın ardından 27 Ağustos 2006’da yazdığım yazım şöyle sonlanmıştı:
“Ahmet, hayatı filmlere konu olacak bir gencimiz. Ahmet’ten çok daha iyi durumda, çok daha rahat hareket edecek insanlar sosyal yaşama küskün yaşarken Ahmet, seçim zamanı CTP’nin mitingleri kaçırmadı. Oy verme günü merdivenler çıkarak oyunu kullandı.
Hafta sonları arkadaşları ile İngiliz stili Pub’a gidip arkadaşlarıyla eğlenebiliyor.
Ahmet, ilkokul ve ortaokuldan sonra liseyi de bitirdi. Ama kimse laf ola bir mezuniyet sanmasın. Ahmet, tüm derslerine çalıştı. Bazı dersleri annesi ve nenesi kendisine okudu. Matematik de özel ders desteği aldı. Sınavları test usulü ile yanıtladı. Görevli öğretmen soruları ve şıkları okudu Ahmet yanıt verdi. Bazen öğretmen de yanıtların doğruluğuna şaştı ama hem Ahmet hem ailesi bir tek noktada buluşmuştu. “Biz hatır için diploma istemeyiz.
Şimdi aile Ahmet’in yüksek öğrenimini tartışıyor. Ahmet, panodaki iri puntolu harfleri zor göstermesine rağmen okumak için pek çok zorluğu göze almaya hazır. Aslında zorlukla Ahmet’in yaşamının parçası... Ahmet’in hayatındaki engellerin arası metrelerce değil, her santimde engel var ama Ahmet onların üzerinde “atlamaya” alışmış. Engeller Ahmet’e vız geliyor vızzzzz...
Ahmet’in eli, ayağı hareket için her şeyi olan bataryalı sandalyesi çok yıpranmış. Ama aile yardım istemekten çekiniyor. İki yakalarını bir araya getirip almak için sabrettiklerini anlıyorum.
Sohbetimiz bitti ayrılıyorum. Ahmet’in eli yine pano üzerinde gezdi... Harfleri takip edip seslendiriyorum. “Yine gel” yazıyorum. “Tamam be Ahmet söz gene geleceğim” diyorum.”
* * *
Lise diplomasını almak Ahmet’in okuma arzusuna stop bastırmadı.
Sınavlara girip YDÜ’de gazetecilik bölümünü kazandı. Şimdi Ahmet, ünivesitede ikinci sınıf.
Tek başına yaşamını sürdürmesi adeta imkansız olan Ahmet Bilgili, her gün Girne’den Lefkoşa’ya YDÜ’ye geliyor.
Hele gün boyu dersi olduğu zaman idrar torbası ve aç okuma inadını koruyor. Aslında Ahmet, yaşamı seviyor.
İletişimimiz var. Yazılarımı okuyor. Ahmet’in yaşam kalitesini artırmak için anne babasıyla uyumlu bir çalışmamız var.
Şimdi Ahmet’in en önemli sorunu okula ulaşım.
Geçen gün bir mail adlım Ahmet’ten. Kendine özgü bilgisayarını kullanarak yazıp yollamış. Bakın neler yazdı sevgili Ahmet.
“Engellilerin Toplu Taşıma sorununa acilen çözüm BULUNMALI.
“ Toplum olarak ekonomik sıkıntı yaşağıdımız şu günlerde nereden çıktı bu” demeyin. Engelli bireylerin şehirlerarası ( örneğin Lefkoşa – Mağusa, Lefkoşa- Girne, vb. ) ulaşımı ( özellikle tekerlekli sandalye kullanan ) imkânsız.
Bir tekerlekli sandalye’li her gün mutlaka maaşını almak, kontrol olmak veya başka bir vesile ile Lefkoşa’ya uğramak zorundadır. Hal böleyken yetkili durumdakiler sosyal devletten , AB’den bahsediyorlar. Oysa basından duyduğum kadarıyla AB’de ve komuşumuz Güney Kıbrıs’ta ( Kıbrıs Cumhuriyeti’nde ) böyle bir uygulama var. Hani bizi Avrupalı gibi yaşatacaklardı?
Geçtiğimiz günlerde YDÜ Tıp Fakültesi’nin açılmasıyla bu talep bana göre artmıştır. Gerçi K. T. Ortopedik Özürlüler Derneği’nin ve Bellapais kavşağındaki özürlü center’in liftli aracı var ama ülkemizde yaklaşık 1000 civarında Tekerlekli Sandalye kullanan ( ben de kullanıyorum ) var. Oysa toplam liftli araç sayısı 10’un altında. Tabiyatiyle ihtiyacı karşılayamıyor.
Hükümet vergilerimizden bu konuya bir fon ayırabilmeli. Bu kanımca fevkalede olacak ve böylece hem engelli vatandaşlarımız toplumla daha kolay kaynaşabilecek hem de toplum olarak çağdaşlaşmak yolunda önemli bir adım olacak.
NOT: Sevgili Hasan abi, senden bir ricam olacak yukardaki yazdığım yazıyı köşende yayınlayabilirsen sevinirim “
* * *
Noktasına, virgülüne dokunmadan yayımladım Ahmet’in mektubunu. Ahmet, bir özürlü. Sesini duyurmak istedi. Ben görevimi yaptım, yazısını kamu oyuyla birlikte yetkilerin bilgisine de taşıdım. Biraz bekleyelim bakalım, kim ne yapacak?
Günün sözü:
Sevgi özürlü olanlar, gerçek özürlülerdir