Bu günlerde şapkasını kapan, ülkeyi kurtarmaya gidiyor...
Yönetimdeki politikacıların şapka koleksiyonları, müthiş bir “imaj” asaletinin göstergesi gibi...
Limanda fötr ya da hasır şapka, orman yangınında ise kep...
İşin öncülüğünü Başbakan Soyer üstlendi...
Geçen gün Mağusa limanında ilk kez fötr şapkası ile görüntülendi...
Yanında da Ahmet Uzun...
Hükümetçi medya bu “fotoğraf”ı iyi bir propaganda malzemesi olarak görmemiş olacak ki; pek kullanmadı, sakladı...
Basına dağıtılan “fotoğraf” beni yıllarca önceye götürdü...
Bir zamanlar “Dallas” diye bir televizyon dizisi vardı...
Filmdeki isimleri ile Ceyar ile Bobi; fötr şapkalarından hiç vazgeçemeyen iki düşman kardeştiler...
Ne yalan söyleyeyim, limanda dev jeneratörün önünde kocaman şapkaları ile Soyer ve Uzun’u görünce, Dallas’ın kahramanlarını anımsadım...
Petrol kuyusu önünde poz verenleri Ceyar ve Bobi sandım... Üstelik arkadaki dev jeneratör de, petrol çıkaran makineleri andırıyordu...
Peki, Uzun’la Soyer, kırk derecelik sıcağın altında bu kocaman şapkalarla, Mağusa limanında ne arıyorlardı?
Elbette petrol aramıyorlardı...
Onların derdi petrol ile çalışan elektrik jeneratörünü karşılamaktı...
Faturalarımızdan, isteğimiz dışında kesilen “kuruşçuklar” demek ki “damlaya damlaya” birikmiş ve işe yaramıştı...
1994’lerde, aynı limanda santral parçası bekleyen ve uzun süreli elektrik kesintilerinin ardından bir “Kurtarıcı” gibi karşılanan “parça”nın önünde fotoğraf çeken Soyer, bugün artık dev jeneratörlerin önünde resim veriyor.
Peki bir politikacı için çok acı bir “tekrar” değil midir bu?
Ve aslında hepimiz için de bir “Kendini tekrar” değil midir bu yaşadıklarımız?
Tıpkı 20-30 yıl önce “Denize parasız girilmelidir” diye kampanyalar açıp, eylemler yaptıktan sonra, bugün aynı amaçla söylenmemiz gibi bir “tekrar” değil midir yaşadıklarımız?
Babaları sahillerde eylem yapanların çocukları şimdi, yeni keşfedilmiş bir “Mücadele alanı”na yani parsellenmiş deniz kıyılarına sahip çıkmaya kalkıyorlar...
Çözülmemiş bir sorunu “yepyeni” bir eylem gibi görüyorlar. Çünkü hiçbir şey eskimiyor...
Sorunlar erteleniyor, unutuluyor, ancak hep yerinde öylece bekliyor...
Elektrik de öyle...
Ve ne gariptir ki; bu ülkenin “Bakan”ları ikide bir yepyeni bir başlangıç yapıyorlarmış gibi limana giderek gazetecilere “poz” veriyorlar...
Üstelik her defasında “imaj”larını biraz daha modernleştirerek...
Belli ki Talat’ın gözlükleri ile “imaj” yaratanlar şimdi de Soyer’e şapka kıyağı geçiyorlar...
Tabii bu şapkaların bir “marifeti” midir nedir, altına girince insanın dili açılıyor, galiba...
Oysa biz bu şapkaların “Güneş geçirmeyen”lerden olduklarını sanıyorduk...
Ama belli oldu ki Ahmet Uzun’unki, güneş ışınlarını olduğu gibi “içeriye” aktarıyor korumasız bakan 40 derece sıcakta “Rumlara elektrik satmaktan” söz etmeye başlıyor.
Uzun’un bu meydan okuyan sözlerini duyduğumda, inanın, şapkanın kalitesinden kuşkuya düştüm. Eğer bu hasır şapkalar Çin malı ise ve eski Colony’cilerin hediyesi ise, hem Başbakan’a hem de Maliye Bakanı’na haksızlık yapılmıştır.
Bu yüzden bu “hediye” işlerinde titiz olmak gerekiyor.
Geçen gün Başbakan’ın “Görüntülü telefon”u eline aldığında özel şirket için övücü sözler söylemesi ve Maliye Bakanı’nın da neredeyse mutluluktan uçması bir yana, biz gene de “Aman dikkatli olun” diyoruz...
Hükümetimizin normal telefonlara zam getirdiği bir sırada cep telefonlarındaki bu “Övücü” ilerleme hiç de “hayra alamet” gibi görünmüyor...
Her neyse... Biz dönelim içinden tavşan çıkmayan ancak zam çıkan şapkalara...
Önceki gün Soyer, orman yangınına koleksiyondan bir başka “şapka” ile gitmişti... Bu kez yanında Özkan Murat vardı ve o da aynı şapkayı takmıştı...
Her iki şapka olayında da, Soyer yalnız değildi...
Birinde Uzun, ötekinde ise Murat, Soyer’in başında ne varsa, onun ikizini takarak bu “imaj” işine katkı yapıyorlardı...
Yapsınlar... Özel sektöre övgüler dizerken, kendi işlettiği telefonlara zam yapan solcuların kocaman “şapkalarla” kendilerini korumaya almaları onlara uyar...
Devam etsinler...