Şükürler olsun...
Sonunda “Görüntülü telefon”a da kavuştuk...
Varsın Cem Yılmaz televizyonlarda “Evde ev telefonu” diye yırtınıp dursun, biz çağı atladık, özel ve güzel sektörümüz sayesinde bir “basamak” daha yukarılara çıktık...
“Baz”layan baz istasyonlarımızın her yanından “sinyal” taarruzları daha bir çoğaldı yaşamımızda...
Özel yaşam, daha bir “şeffaf”laştı...
Ve hepsinden önemlisi; her yeni “icat”ta olduğu gibi, cebimizden gene “trilyon”lar akıp birilerinin ceplerini doldurdu...
Tam da Euro, Sterlin ve Dolar’ın ızdırabından inlemeye başlamıştık ki, cebimizden her sabah havaya savrulan milyonları unuttuk, “şip şak” fotoğraflı konuşmalarla keyfimizi gıcırdattık...
Bunu gerçekten kim akıl etmişse, iyi etmiş...
Medyamız da, anında havasına girdi bu işin... “Elektroniğin” çarptığı haberci erbabı, “G 3” noktasını keşfetti ve anında deklanşöre basarak olayı tarihe mal etti...
Tabii “köşe”lerdekiler de boş durmadı... Onlar da bu “görüntü” devriminin mucitlerini yerlere göklere sığdıramadılar...
Toplum; ay başına kadar “beleş” konuşacakmış...
Beleş internete bağlanacakmış...
Bir sevinçtir ki sormayın gitsin...
Peki bütün bunlar kimin sayesinde?
Elbette CTP’nin... Elbette Cumhurbaşkanımızın sayesinde...
Bu hükümet “lisans”ları devretmese, bu Cumhurbaşkanı işini gücünü bırakıp golf sahalarında, ailece girişimci sırtı sıvazlamasa bu işler olur muydu?
Hele Colony’de yerel girişimcilerin “acı kahvelerini” içmese, bugün “Yürü ya kulum” jargonu, solcu hükümetin ana stratejisi haline gelir miydi?
Bütün bunlar oldu da bugün, “ADSL”yi terk edip çılgınca “G 3”e doğru koşmaya başladık...
Anımsayınız... Daha kısa bir süre öncesine kadar yanlızca “Dial-up” vardı... Yani internete telefon hattı ile ve “kablo” ile bağlanıyorduk... Sonra “uydu” girdi yaşamımıza... Kablosuz internet için damlarda uydulara, ev içinde alıcılara dünya kadar paralar harcadık...
Arkasından “ADSL” geldi büyük bir gürültü ile... Telefon Dairesi ile “Özel sektör” birlikte çalıştılar...
Önceleri çok pahalıydı... Rekabet sonucunda telefon şirketlerinden biri ADSL’yi ucuzlattı...
Hükümet derhal “müdahale” etti... Yurttaşın ucuza ADSL’ye bağlanmasını, hızlı internet kullanmasını önledi.
Göz göre göre internet pahalılaştırıldı... Hem de yapılan zam, bazı hızlarda yüzde 800 oldu... Medyadan kimseciklerin “gık”ı bile çıkmadı...
Oysa; Hükümetin fiyatlara “müdahalesi” tamamen etik dışıydı ve uyum için çalıştığımız AB yasalarına da aykırıydı...
Kıbrıs’ın kuzeyinde AB muktesebatı yani “AKİ” dondurulmuş olmasa, Hükümetin rekabeti bozan müdahalesi büyük bir suç sayılırdı...
Tabii CTP; tanınmamanın dayanılmaz hafifliği içinde bu “suç”u seve seve işledi ve interneti aniden pahalılaştırdı...
Oysa; bu Hükümet interneti yaygınlaştırmaya söz vermişti programında...
Yapmadı... Tam tersini yaptı... Yurttaşına kazık attı...
Bizler de “kuzu gibi tüketiciler” olarak bunu yedik...
Yedik de, tam sindirmek üzere iken, bir “G 3” depremi ülkeyi sarsmaz mı?
ADSL’ye yurttaşın yaptığı tüm yatırım bir anda sıfırlandı...
Modeme ödediği para, kurulum ücreti, Telefon Dairesi’ne ödediği hat kirası, hepsi bir anda “kül” oldu...
Varsa da yoksa da “G 3”...
Tabii bu ülkede ciddi tüketici dernekleri olsa Hükümet; yurttaşını korumadığı için, internette bu kadar kazığın atılmasına yardımcı olduğu için, tüketiciyi “tekel”in insafına terk ettiği için hallaç pamuğu gibi oradan oraya savrulurdu...
Ancak, hiçbir tıs yok...
Herkes; “görüntüsü”nün peşinde...
İleriki yıllarda “nostaljik” politik söyleşiler yaparken, elbette CTP’nin “zengin ettikleri” de konuşulacaktır...
Ancak “Tekel”ciliğe yaptığı katkı, başarı listesinin başında yer alacaktır...
ADSL’yi, fiyatlara hükümet müdahalesini, G 3’ü, cepte yaşananları, siyasetçilerin sırt sıvazlamalarını hepsini ama hepsini büyük bir “Endişe” ile izliyorum...
Bu “endişe” yönetenlere karşı büyük bir “Kuşku”yu pompalıyor ve “şüphe”lerimi artırıyor...
Dürüstlük ve şeffaflık, hesap verebilirlik beynimde daha bir önem kazanıyor...