“Meclis böyle mi olur?...”
“Böyle meclis mi olur?...”
“Bu meclis, meclis midir?...”
Meclisimiz, hafta içinde gene harikalar yarattı...
Apar topar yasalar geçirdi, yangından malları kaçırdı...
Ne kamuoyu anladı yapılanları, ne de yandaş medya...
Devlet ajansı TAK; vekillerin yaptığından “utanmış” olacak ki, “haber”in can alıcı kısımlarını es geçti, laf cambazlığı yaptı... Akidelenmiş propaganda sözcükleri ile rezilliği kamuoyundan gizledi...
Tabii Hükümetçi gazetelerimiz de “haber”i görmezlikten geldi, örtüledi, gözlerden kaçırdı...
Oysa; gözlerimizin içine “batması” gereken işler çevriliyor; ağzımız dolu dolu “Cumhuriyet” sözcüğünü önüne koyduğumuz meclisimizde...
Vekillerimiz; kaş ile göz arasında “Sayıştay Başkanı”nın yaş sınırını 65’e çıkarmışlar...
Yani; görevi altmış yaşında sona erecek olan Başkan, bu işi 65 yaşına kadar sürdürecek...
Bir başka değişiklik daha yapılmış...
Eskiden Sayıştay Üyelerini Meclis seçiyordu, gene Meclis seçecek ancak “Kendisine sunulan üç aday arasından”...
Peki, adayları kim seçecek?
O yetki de Sayıştay Başkanı’na verilmiş...
Yani; hafta içinde değiştirilen Sayıştay Yasası, Başkan’ın hem görev süresini uzattı, hem de kendisine ek yetkiler sağlandı.
Tabii; işin başka boyutları da var...
UBP Milletvekili Hüseyin Özgürgün şöyle diyor:
-“Bir önceki Sayıştay Başkanı Soner Vehbi de, buna benzer bir istekte bulunmuştu. Görev süresinin 65 yaşına kadar uzatılmasını talep etmişti. Üç parti başkanı olarak Meclis Başkanı Fatma Hanım’ın odasında toplandık. O zaman Ferdi Bey “Bu kişiye özel bir uygulama olur. Bu yasayı değiştirelim ama, bir sonraki başkan için uygulansın” demişti. O dönemde Sayın Soner Vehbi’nin talebi reddedilirken, şimdi Sayın İsmet Akim’in emekliliğine çok kısa bir süre kala, görevi yedi yıl daha uzatılmış oluyor.”
Demek ki “Dün dündü...”
Bugün ise bugün...
Tabii bu skandalın bir başka boyutu daha var... Onu da Hüseyin Özgürgün’den dinleyelim:
-“Sayıştay Yasası değişikliği bir yıl önce Meclis’e yine gelmişti. Aynı hükümet, aynı muhalefet vardı... Kadri Fellahoğlu’nun Başkanı bulunduğu “Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi”nde “Meclisin iradesini yansıtmayacağı için” reddedildi. Bu yıl aynı öneri yine geldi ancak CTP, Fellahoğlu öneriye karşı olduğu için, bu kez tasarı iç tüzüğe ve Anayasa’ya aykırı olarak Ahmet Barçın’ın Başkanı olduğu “İdari ve Sosyal İşler Komitesi”ne aktarıldı ve oradan geçirilerek genle kurula onaylatıldı.
Belli ki Sayıştay Başkanı ile ciddi bir pazarlık yapıldı. Çünkü birçok yolsuzluk söylentileri var ve bunlar ortaya çıkmıyor. Sayıştay Başkanı’nın 60 olan emeklilik yaşını 65’e çıkarmak Anayasamıza aykırı bir durumdur. Anayasa hiçbir kişiye ve kuruma ayrıcalık yapılamaz diyor. Ciddi şekilde pazarlıklar neticesinde buraya gelindiği anlaşılıyor.”
Önceki gün Radyo Mayıs’taki programımda, Hüseyin Özgürgün’ün açıklamaları üzerine, bu yasa değişikliği yapılırken salona girmeyen CTP milletvekili Dr. Nazım Beratlı’ya da bu durumu sordum...
“CTP Merkez Yönetim Kurulu üyesiyim. Böyle bir pazarlıktan haberim yok.” Dedi ve ekledi: “Sayıştay gibi bir kurumun yasasının konsensusla geçmesi ve tartışma konusu olmamamsı gerekir. Siyasi etik bunu gerektirir.”
-Peki bu Meclis’te bulunmaktan mutlu musunuz? diye sordum...
-Mutlu değilim tabii, dedi ve üç tane soru sordu:
Birincisi: Meclis böyle mi olur?
İkincisi: Böyle meclis mi olur?
Üçüncüsü ise: Bu meclis, meclis midir?
Dr. Nazım Beratlı, Genel Kurul’un bir “noter” makamı gibi çalıştığını, komitelerden gelen tasarıların şip-şak geçtiğini anlattı...
CTP’nin bu “icraatı” medyadan ve yurttaştan gizlenmiş olsa da, gerçek şudur ki, Sayıştay kendisine en çok ihtiyaç duyulan bir zamanda ortada yok...
Yasanın kendisine verdiği yetkileri kullanmıyor... Tabii Ombudsman da öyle...
Ancak Başkanı, emekliliğini uzattırıyor, yetkilerini artırıyor... Oradakiler ise “Bugüne kadar hangi başarıya imza attın” diye sormuyor...
Oradaki vekiller, bir yıl önce reddettikleri bir tasarıya bu yıl ellerini hangi vicdanla kaldırıp onay veriyor?
Başbakan, geçmişte “Kişiye özel uygulama yapamayız” dedikten sonra bu yıl “Kendi adamı” için neden bu kadar bonkör olabiliyor?
Sayıştay neden yerinden kımıldamazken, ortaya ciddi hiçbir iş koymazken, “Başkan”ı ödüllendiriliyor?
“Partizanlık” denilen hastalık, CTP’lilerin bu kadar iliklerine işlemiş olabilir mi?