Tarlaların içinde 3 milyar dolar...
2004 yılı ve sonrasında dağlar taşlar “inşaat”larla dolup taşmaya başlayınca, bu çılgınlığın tahrip edici etkilerine dikkat çeken yazılar yazmıştık...
Bu ekonomik faaliyetin “sürdürülebilir” olmadığını anlatmaya çalışmıştık...
Ülkeyi yönetenler, bu uyarılara kulak tıkadı...
Dışarıdan piyasaya doluşan yabancı paralar havada savruldukça, bu “yağma”dan keyif aldılar...
Bir gün bu “patlama”nın enkazı altında kalabileceğimizi hesaplamadılar...
Sonunda; dört yıl içinde Kıbrıs’ın kuzeyini bir “yarım inşaatlar mezarlığı” yapmayı başardık...
Şu anda, tarlalar içinde; 3 milyar dolar değerinde, inşaatı devam eden tam 25 bin konut var...
Bunların ancak 10 bin tanesi satılmış durumda... Tam 15 bin adet konut, müşteri bekliyor...
K.T. Müteahhitler Birliği Başkanı Cafer Gürcafer, siyasetçileri kapı kapı dolaşmaya başladı...

Söylediği şu:
-Acilen 500 milyon dolara ihtiyaç var. Böyle bir sendikasyon kredisi ile, işadamlarının bankalara olan borçlarını yeniden yapılandıramazsak, büyük bir kriz kapıda bizleri bekliyor...
2000 inşaat mühendisi ile mimarın ve 45 bin işçinin çalıştığı bir “alan”dan söz ediyoruz...
İşte Cafer Gürcafer ile yaptığım konuşma ve söyledikleri...
Soru: Türk tarafında inşaat alanında gerçekten bir “kriz” var mı?
Yanıt: Bizdeki kriz 2007 yılı sonunda başladı. Yabancıların konut talebi geriledi. Yapılan inşaatlar müşteri bulamadı. Şu anda yapımı devam eden, inşaat halinde 25 bin konut var. Bu konutların 10,000 tanesi satılmıştır. 15 bin tanesi ise müşteri bekliyor. İnşaatı tamamen durmuş inşaat siteleri de var. Kısacası şu anda 3 milyar dolarlık bir para tarlaların içine atılmıştır.
Soru: İnşaat müteahhitleri son 5 yılda “altın çağ”larını yaşadılar... Patlama olunca bu iş kontrolden çıktı... Müteahhitlerin sayıları çok arttı. Hatta kaçak müteahhitler türedi. Bir meslek örgütü olarak ne yapıyorsunuz?
Yanıt: İnşaat patlaması nedeniyle inşaat işi kontrolden çıkmıştı. Referandumda evet deyince herkes buraya doluştu. Müşteriler gelirdi, kağıt üzerinde anlaşma yapılırdı, hemen 30-40 bin pound bir para öderdi... Böylece faizsiz kredi piyasaya giriyordu. Tabii bu güven daha sonra güvensizliğe dönüştü. Yapılan sözleşmelere uyulmadı. Taahhütler yerine getirilmedi. İnşaat kalitesinde gerilemeler nedeniyle sorunlar yaşandı. Devlet, üzerine düşeni yapmadı. Dairlerde işler tıkandı. Hem bizler kayıplara uğradık hem de devlet. Örneğin şu anda Girne’de 500 civarında “final approval” ve 600 dolayında “inşaat izni” bekleyen dosya vardır.
Bunlar tamamlansa, devlet milyonlarca dolar gelir elde edecek. Ancak yapılmıyor.
Soru: Yabancıların müracaatları azaldı mı?
Yanıt: 2003 yılı ile 2008 yılı arasında mülkiyet edinme müracaatları yılda 1500-2000 civarındaydı, Annan Planı’nın etkisi ile 3500-4000’e kadar çıkmıştı. Yabancılar; 15 -20 bin civarında konut aldı.
Benim bu örgütün başına geçtiğim 2004 yılında kayıtlı 40 müteahhit vardı. Bugün kayıtlı müteahhit sayısı 400 kadardır. Şu anda 20-30 kaçak müteahhit var.
Başbakanlıkta oluşturulan “İnşaat Encümeni” bizimle birlikte sürekli kontrollerde bulunuyor ve yakalanan kaçak inşaatlar mühürleniyor.
Soru: Peki kriz doğunca ev fiyatları geriledi mi?
Yanıt: Fiyatlar çok düşmedi. Mali kaynak sıkıntısı nedeniyle son zamanlarda zarara satanlar oldu ama genelde fiyatlarda bir düşüş yoktur.