Toplantıya CTP’den CTP Genel Başkanı ve Başbakan Soyer’in yanı sıra, Genel Sekreter Ömer Kalyoncu ve milletvekilleri Mustafa Yektaoğlu, Mehmet Çağlar, Teberrüken Uluçay, Nazım Beratlı ve CTP MYK üyesi Ünal Fındık katılırken, konuk heyette Schultz ve Rothe dışında danışmanları Markus Winkler, Rob van der Water, Dimitris Komodromos ve gazeteci Gerd Höhler yer aldı
CTP Genel Merkezi’nde saat 18.00’de başlayan toplantı öncesinde konuşan Sosyalist Grup Başkanı Martin Schultz, sosyalist partiler olan EDEK ve CTP ile gerçekleştirdiği temaslardan memnun olduğunu ve Kıbrıs sorunu konusunda pozitif bir bakış açısına sahip olduğunu dile getirdi.
Rum tarafında Dimitris Hristofyas’ın başkanlığa seçilmesini Kıbrıs sorununun çözülmesi açısından “büyük bir şans” olarak niteleyen Schultz, Kıbrıs sorununun bir Avrupa sorunu olduğunu savunarak, çözüm için gerçek çaba sarf edecek olanların Avrupalı sosyalistler olacağına inandıklarını, ayrıca kendilerinin de Hristofyas’ın seçim kampanyasını desteklediklerini söyledi.
Schultz, Lokmacı Barikatı’nın açılmasının gündeme gelmesinin güzel bir gelişme olduğunu ve açılışa kendisinin başkan yardımcısı olarak Mechtild Rothe’dan açılışa katılmasını istediğini belirtti.
CTP’nin kendi meclis gruplarının bir parçası olduğunu da söyleyen Schultz, CTP milletvekillerini kendi meclis gruplarına gözlemci olarak davet ettiklerini ve gelecek meclis grubunda da (doğal olarak) EDEK grubunun da oturması gerektiğini bildirdi.
CTP Genel Başkanı ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer de konuşmasında, dil ve sosyal kökenlerin ayrı olmasına karşın sosyalist görüşleri benimseyen bir anlayışla karşılıklı görüş alışverişinin bulunabilmesine işaret etti.
Sosyalist Enternasyonal’ın görüşleriyle uyuşmuş bir parti olarak Rothe’dan kendilerini EDEK’le buluşturmasını isteyen Soyer, Türkiye’deki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Güney Kıbrıs’taki EDEK’le bir türlü sağlıklı diyalog ortamı yakalayamadıklarını, fakat bunun kendilerini ümitsizliğe sevketmediğini dile getirdi.
Kıbrıs konusunda hiçbir bağnazlığa ve önyargıya sahip olmadıklarını söyleyen Başbakan Soyer, her iki tarafta da tüm görüşlerden partilerle ilişkilerini sağlıklı tutmaya çalıştıklarını kaydetti.
Soyer, Kıbrıs sorununun çözüm sürecinde önemli bir aşamaya gelindiğine işaret ederek, Hristofyas ve rakibi Kasulides’in çözümü savunmasını “büyük bir fırsat” olarak niteledi ve bu şansın en iyi şekilde kullanılması gerektiğini kaydetti.
40 yılı aşkın süredir tartışılan Kıbrıs sorununun artık çözülmesi gerektiğinin ve 2008 yılı sonuna kadar tam kapsamlı bir çözümü hedeflediklerinin altını çizen Başbakan Soyer, Haziran ayında başlatılacak görüşme sürecinin bu konuda yardımcı olacağına yönelik inancını dile getirdi.
“Elbette ki onlar (geçmiş) bizim tarihimizdir ve unutamayacağız” diyen Soyer, buna karşın çözüme ulaşılması ve yarının kurulabilmesi için her iki tarafın tüm enerjisini bu yönde harcaması gerektiğini söyledi.
İki bölgeli ve iki tarafın siyasi eşitliğine dayalı, BM parametrelerinde bir çözüme ulaşmak istediklerini yineleyen Başbakan Ferdi Sabit Soyer, “Avrupa Birliği’ne devredeceğimiz egemenlik haklarımız olduğu sürece birbirimizle neyi paylaşamayacağımızı ben anlamakta zorlanıyorum” şeklinde konuşarak, temel olanın siyasi eşitlik olduğunu ifade etti.
Lokmacı Kapısı’nın açılmasından duyduğu memnuniyeti de dile getiren Başbakan Soyer, bunun yeni bir gelişme olacağına yönelik inancını dile getirdi.
Schultz’a yönelik bazı soruları olduğunu söyleyen Başbakan Soyer, Avrupa Parlamentosu’nda Kıbrıslı Türklere ait 2 sandalye bulunduğunu hatırlatarak, bu sandalyelerin Kıbrıslı Türkler adına Rumlar tarafından temsil edildiğini söyleyerek, Schultz’a “Gelecek Avrupa Parlamentosu seçimlerinde sandalyelerin seçilmesinde 2 Kıbrıs Türkü yer alırsa, ben size iki sosyalist milletvekili garantisini veririm” şeklinde espri yaptı.
KKTC’ye yapılan Avrupa Birliği mali yardımları konusuna da değinen Başbakan Soyer, bugüne kadar 11’e yakın projenin sonuçlandırıldığını ve 8 tanesinde AB tarafından ihaleye çıkıldığını söyleyerek, Kıbrıslı Türkleri mutlu eden bu gelişmeler karşısında Rumların ve Papadopulos yönetiminin konuyla ilgili 6 dava dosyaladığını kaydetti.
Hristofyas’ın seçilmesinin ardından Hristofyas’a “alçak sesle” bu davaların geri çekilmesi çağrısı yaptığını söyleyen Soyer, yeni Rum Başkanı döneminde de 2 dava daha açılmasını üzüntüyle karşıladığına ve davaların görüleceği mahkemede Kıbrıslı Türklerin gidip kendilerini savunamayacaklarına dikkati çekti.
Rum tarafının halen daha Kuzey’de izolasyon olmadığını savunduğunu, fakat izolasyonları “katmerlendirdiklerini” ifade eden Başbakan Soyer, Sosyalist Grup’tan Rumların koydukları bu tür engelleri kaldırmaları konusunda yardımcı olmalarını istedi.
Sosyalist Grup Başkan Yardımcısı Mechtild Rothe da, Başbakan Soyer’e “kızgınlığınızı ve kaygılarınızı anlıyoruz” diyerek, bu davaların gelmesinin sadece kendilerini değil, tüm parlamentoyu şaşırttığını ifade etti ve mali yardımların iyi projelere akmasını istediklerini söyledi.
Komisyon’da bu konuda sorumluluk taşıyan görevlilerle konuştuğunu da söyleyen Rothe, “Onlar da çaresiz ve hâlihazırda hukuki açıdan henüz tam net olmayan karmaşa içinde ne yapacakları konusunda bocalamaktalar” ifade etti.
Rothe, davaların geri alınmasını dilediğini, fakat geri alınmadığı zaman da mahkemenin çabuk karar vermesini istediğini söyleyerek, “kötü bir karar çıkmasını aklının ucundan geçirmediğini” belirtti.