YAGA’nın “Kuzey Kıbrıs Yatırım Stratejisi Arama Konferansı’nda konuşan Başbakan Soyer,
AB yetkililerine, Kıbrıs Rumlarına ve dünya liderlerine seslenerek; Kıbrıs Türkü’ne uygulanan izolasyonların kaldırılması gerektiğinin altını çizdi.
Yapıcı ve pozitif bir girişimle aylar ve yıllar sarfederek hayata geçmesini bekledikleri Mali Yardım Tüzüğü’nün, Kıbrıs Türk halkından parasal ilişki bakımından değil, hakkı olan dünya ve Avrupa ile bağ kurma ilişkisinin yaşama geçmesi amacıyla kabul edildiğini vurgulayan Başbakan, TC’nin KKTC’ye desteğinin zaten bulunduğunu ifade etti.
Mali Yardım Tüzüğü’nün yaşama geçmesi sonrasında, AB’de 2 ay 10 gün olan ihale süresi çerçevesinde AB’nin Kuzey Kıbrıs için ihaleleri açtığını anlatan Soyer, ancak Rum Yönetimi’nin Avrupa Birliği Adalet Divanı’na 2 ay 9 gün sonra dava açarak ara emri aldığını söyledi.
“Uzun zamandır bu konuda sustuk” diyen Başbakan Soyer, bunun mevcut izolasyonun üstüne yeni izolasyonlar eklemek demek olduğunu söyledi.
Geçen gün 2 dava daha açıldığını vurgulayan Soyer, Güney Kıbrıs’taki başkanlık seçimleri öncesinde 4 dava açıldığını, seçim sonrasında da sürecin devam ettiğini, yeni liderin tutumunda da bir değişiklik olmadığını ve geçen günlerde 2 yeni dava daha açıldığını kaydetti.
Başbakan Soyer, Mali Yardım Tüzüğü çerçevesinde AB’nin Kıbrıs Türk halkının iş dünyası, bürokrasisi ve uzmanları ile görüşerek hazırladığı projelerin ihalelerine açılan söz konusu davaların, izolasyonları artırmaya yönelik girişimler olduğunu ve bunun doğru bir hareket olmadığını söyledi.
Soyer, “Kıbrıs Rum halkı, şunu bilmeli ki, Kıbrıs Türkü ekonomik açıdan geliştikçe, ilerledikçe hem çözümün maliyeti azalır, hem de çözümün kendisi güçlü bir Kıbrıs Türk ekonomisi yapısı ve girişim gücü ile ilerleyen büyük bir sürece döner. Bu nedenle Kıbrıs Türk halkının ekonomik gelişiminden ürkmemeli, korkmamalılar” dedi.
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, son zamanlarda Kıbrıs sorunu nedeniyle çok sabırlı olmaya çalıştığını ve özellikle görüşme sürecine negatif etki düşürmemek için çaba sarfettiklerini belirtti.
Sabah gazetelerde Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’ın “Görüşmede Türk tarafından bir ışık alamadık” şeklindeki açıklamasını gördüğünü belirterek, şöyle devam etti:
“Hristofyas, ‘İki bölgeli, iki toplumlu federasyondan; merkezi, yanı zayıf bir federasyon, iki devletçik öngörüyorlar’ şeklinde bir tanımlama yaptı.
Kıbrıs Türk tarafının görüşme sürecine yaratıcı ve katılımcı gücü masada bütün dünyanın göreceği akıl dolu bir süreçle olacak. Cumhurbaşkanımız bunu koyacak.
Ancak kimse kusura bakmasın. Kıbrıs Türk halkının 21. yüzyılda Kıbrıslı Rumlar kadar hakkıdır AB ile her düzeyde toplumsal halk olarak kurumsal ilişki içinde olması… Üstümüze yeni izolasyonlar eklenmesine de doğrusu kimsenin hakkı yoktur.”