Kıbrıs Türk tarafı ile Türkiye’nin bu konuda kendini çoktan kanıtladığını kaydeden Soyer, çözüm istediğini kanıtlaması gerekenin başkaları olduğunu, bunun en büyük delilinin 24 Nisan 2004 Referandumu olduğunu dile getirdi.
Soyer, Kıbrıs’ta bulunan Alman Federal Parlamentosu Avrupa Komisyonu milletvekillerini kabul etti.
Alman Sosyal Demokratlar’dan Lale Akgün başkanlığındaki 6 kişilik heyetle bu sabah gerçekleştirilen görüşme CTP-BG Genel Merkezi’nde yer aldı.
Görüşme sonrasında basına açıklamalarda bulunan Başbakan Soyer, Kıbrıs sorununun bütün unsurlarıyla ilgili düşüncelerini heyete aktardıkları görüşmenin oldukça yararlı ve güzel geçtiğini belirtti. Soyer, özellikle AB ile ilişkilerde etkili olan heyete bu bilgileri vermenin yararlı olduğunu ifade etti.
Soyer, iki liderin 23 Mayıs’ta gerçekleştirdikleri görüşmede üzerinde mutabakata vardıkları ortak devletin tek uluslararası kimliği bulunacağı, ortak devletin çatısı altında eşit statüde Kıbrıs Türk ve Rum kurucu devletlerinin olacağı ve bunun da iki devletli, iki toplumlu siyasi eşitliğe dayalı federal bir çözüm çerçevesinde olacağıyla ilgili bütün unsurları heyete anlattıklarını da söyledi.
Kıbrıs Türk halkının izolasyonlar altındaki mağduriyetini de heyete izah ettiklerini kaydeden Soyer, AB ile ilişkilerde Kıbrıs Türk halkının önünün açılması gerektiğinin altını çizdiklerini dile getirdi. Soyer çözümü, ayrılmayı değil eşitlik temelinde birleşmeyi sağlayacak esas unsurun, Kıbrıs Türk halkının ekonomisinin güçlenmesi olduğunu da vurguladıklarını söyledi. Başbakan Soyer, Kıbrıs Rum tarafının Türkiye’yi mesuliyet altına sokan yaklaşımlarını doğru bulmadıklarını ve bunun hem Kıbrıs Türk hem de Türkiye halkına haksızlık olduğunu da heyete ilettiklerini belirtti.
Heyet Başkanı Lale Akgün de Alman Parlamentosu’nun Avrupa Komisyonu üyeleri olarak 3 günlük ziyaret için Kıbrıs’a geldiklerini belirtti.
Yıllardır Kıbrıs sorununa hep tek düzeyli olarak yaklaşılmasının Kıbrıs sorunuyla ilgili en büyük problemlerden biri olduğunu ifade eden Akgün, iki tarafın da dinlenmesinin önemine işaret etti ve Avrupa’nın Kuzey Kıbrıs’ın da görüşünü almasının ve attığı adımları anlamasının öneminin altını çizdi.