İÇ HABERLER
okuma süresi: 12 dak.

Uzman Psikolog Oktar uyardı: "Karne başarı ve beceriyi göstermez"

Uzman Psikolog Oktar uyardı: "Karne başarı ve beceriyi göstermez"

Uzman Psikolog Umut Oktar, Selda İçer'in BRT'de hazırlayıp sunduğu 'Özel Sohbetler' programına konuk oldu. Oktar, okulların tatil olmasıyla birlikte öğrenciler ile ailelerine uzman tavsiyelerinde bulundu.

Yayın Tarihi: 04/02/12 12:49
okuma süresi: 12 dak.
Uzman Psikolog Oktar uyardı: "Karne başarı ve beceriyi göstermez"
A- A A+

Kıbrıs Postası

İlkokullara doğru kaymış bir çalışma düzeneği olduğuna işaret eden Oktar, dershane ve etüd merkezlerini buna örnek olarak gösterdi. Öğrencilerin çalışma temposunu 'kaygı verici' olarak niteleyen Oktar, "İlkokul öğrencilerinin bile bizden yoğun bir programının olduğunu görmek mümkün ve bu kaygı verici. Çocuğun sosyalleşmesi, aileyle kaliteli zaman geçirmesi, oyun oynaması lazım. Ders ve sınavlara çok fazla yoğunlaşıyorlar ve çocuk üzerinde yoğun bir stres oluşuyor" dedi.

"ÇOCUĞUN PLANLI BİR BOŞ ZAMANININ OLMASI LAZIM"

Bir çocuğun çok fazla ve planlı bir boş zamanı olması gerektiğine işaret eden Oktar, oyun zamanı, sohbet zamanı ve eğitici-kültürel faaliyetlerin ele alınması gerektiğine dikkat çekti. Oktar, çocukların sınav temposunun çok yoğun olduğunu ve bir yarış içine sokulduklarını da kaydederek, çocukların ne yapacağını şaşırmış ve bunalmış bir vaziyette oldukları uyarısında bulundu. Oktar, "Çocuk kendini sürekli ders çalışır vaziyette buluyor. Bu, çocuğun sağlığı açısından olumlu bir durum değil. Bu durum, ilkokula kadar indi" dedi.

İyiniyetli bir şekilde ailelerin çocukları için 'başarılı olsun, benden iyi yere gelsin' şeklinde düşünceler içerisinde olduğuna değinen Oktar, zaman zaman da 'çocuğum herkesi yenmeli' gibi patalojik tabloların oluştuğunun altını çizdi.

AİLE-ÇOCUK İLİŞKİSİ...

"İyiniyetli tablolarda da ailenin biraz kendini geri çekip düşünmesi gerekli. Ergen de olsa çocuktan bahsediyoruz. Bu insanların sosyalleşme üzerinden birşeyleri öğrenip paylaşması daha doğru değil mi?" diye soran Oktar, çocukta özellikle de ergenlerde yoğun stres ve kaygıdan dolayı psikolojik sorunlar çıkabildiğini belirtti. Oktar, öncelikle aileyle irtibat kurmak ve çalışmak gerektiğine dikkat çekti ve şöyle konuştu:

"Çoğunlukla çocuğun kendinden kaynaklı bir mesele çıkmıyor. Zaman zaman ailenin çocukla kurduğu ilişki üzerinden ve sınavlara, derslere yöneltilmesindeki ilişkisinden kaynaklanıyor. Aileler buna dikkat etmeli.

Sömestr tatili ve dağıtılan karnelerle ilgili uyarılarda buluna Uzman Psikolog Umut Oktar, notlar biraz düşünce ailelerin telaşa düştüğüne ve yersiz kaygılara kapılma eğilimine dikkat çekti.

"KARNE; BAŞARI, BECERİ VE POTANSİYELİ GÖSTERMEZ"

"Karne denilen şey, bir otoritenin çocuğa verdiği bir ceza ya da ödüldür. Çocuk zaten zoraki bir şekilde bu ödül ya da cezayı alıyor, bari aile yapmasın" diye konuşan Oktar, karnenin insanın kendi potansiyel ve becerilerini, başarılarını ölçen birşey olmadığını vurguladı. Karnenin, okulda ne kadar uyum sağlanıp, normal davranıldığını gösteren bir belge olduğuna işaret eden Oktar, karnenin başarı, beceri ve potansiyeli göstermediğini yineledi.

Oktar, "Çocuğa bir hediye alınacaksa, oyuncak alacaksanız veya oğlunuzu kızınızı tatilde bir yere götürmek istiyorsanız bu, belli bir koşula bağlı olmamalı. Çocuk, aile tarafından koşulsuz sevildiğini hissedebilmeli" diye konuşarak, çocuğun bunu hissedemediğinde hem aile içinde hem de çocukta problemler başladığını ifade etti.

"HEDİYELER, CEZALAR, TATİL SÖZLERİ GİBİ KOŞULLAR OLMAMALI"

"Hediyeler, cezalar, tatil sözleri gibi koşullar olmamalı. Tatile her halükarda ya gidilir ya gidilmez" diyen Oktar, tatilin aslında çocuk için bir rahatlama dönemi olması gerektiğini ancak çocukların çok yoğun çalışma tempoları nedeniyle tatilde de ders çalışmak zorunda kaldıklarını söyledi.

Ailelerin çocuklarının arkadaşlarıyla görüşmeleriyle ilgili olarak okulu işaret etmelerinin yanlışlığına da dikkat çeken Oktar, okulun ayrı bir yer olduğunu, ülkedeki özel sektör çalışanlar, devlet çalışanlarına nazaran daha düşük ücretler aldığından, o kesimin çocuklarının tatillere çıkamadıklarını ifade etti. Oktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"ÇOCUK TELEFONLA MI İLİŞKİ KURACAK, ANNE BABAYLA MI İLİŞKİ KURACAK?"

"Özel sektör çalışanlarının çocukları Parislere gidemiyorlar. Zaten çocuğu mutlu edecek armağan illâ yurtdışına bir tatile çıkmak değil. Milyarlık telefon ya da PC almak da değil. Mesele, çocuğun aileyle kurduğu sağlıklı yapılandırılmış bir ilişkidir. Mali durum, ailenin bu noktada sığındığı, işin içinden sıyrılmaya çalıştığı bir nokta haline gelebiliyor. 'Birşey satın alırım ve sıyrılırım' gibi geliyor. Çocuk telefonla mı ilişki lkuracak, anne babayla mı ilişki kuracak?"

"ÇOCUĞUNUZA VERDİĞİNİZ ARMAĞAN SİZSİNİZ, ONUNLA KURDUĞUNUZ SEVGİ DOLU İLİŞKİDİR"

Gündelik yaşamdan örnekler veren Umut Oktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bir evde beş aile üyesi varsa hepsinin bir laptopu var, dolayısıyla tatil geldiğinde 24 saat o evden çıkmayabilirler. Bu, beraber zaman geçiriyorlar anlamına gelmiyor. Herkes bir ekrana bakıyor. Paylaşmıyor, birşey yapmıyorlar. Çocuklarıyla kaliteli zaman geçirmiyorlar. 24 saat birliktesiniz ama hiç birlikte değilsiniz. Bu işin aslında maddi bir boyutu yok. Çocuğa bir armağan vermek için mali imkanlarınızın olması gerekmiyor. Çocuğunuza verdiğiniz armağan sizsiniz, onunla kurduğunuz sevgi dolu ilişkidir. Çocuğunuzu ve kendinizi belli başlı mali olanaklar sağlayarak yalnızlaştırmak en sağlıksızı. 24 saat hiç konuşmadan çocuğunuzla aynı evde kalmaktansa yarım saat-bir saat yoğun ve birbirinize ayırdığınız bir zaman dilimi çok daha kalitelidir".

Ailelerin çocukları gezdirmek için yer konusunda açmazda kaldığına da dikkat çeken Oktar, "Ülkede sergi salonları, müzeler, opera bale salonları yok. Bar ve diskolar var. Dışarı çıktığınızda kültür-sanatla karşılaşamıyorsunuz. Dışarıda beraber vakit geçirmek sosyal çevre anlamında çok da desteklenmiyor. Ülkede böyle merkezler olsaydı, dışarı çıktığımızda yürüyüş yollarının üstünde birçok atölyeler vs. görebilseydik... Restorana gittiğinizde zoraki bir yemek yiyorsunuz" diye konuştu.

"TELEVİZYONUN, DİZİLERİN BAŞINDAN KALKMAKLA BİRŞEYLER BAŞLAYABİLİR"

Birşeylerin televizyonun ve dizilerin başından kalkmakla başlayabileceği önerisinde bulunan Oktar, şöyle konuştu:

"Siz televizyonun başından kalkmakla başlayabilirsiniz. Özellikle ergenlerde arkadaşlarıyla vakit geçirmesine izin verilmeli. Dışarıda tehlikeler var, ergen bir insanın da kanı kaynıyor, birşeyler yapacak buna engel olmamalıyız aslında. Çocuklarımıza güvenmeliyiz derken aslında biraz kendimize güvenmeliyiz. Dışarıda maalesef uyuşturucu da satılıyor, alkol de, trafik kazaları da... Ama çocukla sağlıklı bir ilişki yapılandırabilmişseniz, yapmak istediklerini açıkça sizinle konuşabilir. Doalyısıyla da arkadaşları eve gelebilir. Bu, ev hanımı olan kadınların aslında başka ailelerle de kaynaşması anlamına gelir. Biraz televizyondan kurtulmak gerekli".

"SİZ BÜTÜN GÜN TELEVİZYON BAŞINDA OTURURKEN, ÇOCUĞUN BİLGİSAYAR BAŞINDA OLMASINDAN NASIL ŞİKAYET EDEBİLİRSİNİZ?"

"Diziler başka dert, sabah programları başka dert, bir buçuk aylık bir oğlum var ve televizyonu kapattım. Olup olmadık şeylere maruz bırakamam çocuğumu" diyen Oktar, televizyon olmadığında eşlerin de birbiriyle paylaştığı birçok şey olduğunu ve bunların ortaya çıktığını belirtti. Zoraki de olsa insanların birbiriyle ilişki kurmaya başladığını söyleyen Oktar, köyde de televizyon bütün gün açık olmasına rağmen insanların birbirini çok daha iyi ve yıllardır tanıdıklarını, şehirde ise 20 yıllık komşunun tanınamayabildiğini ifade etti. Oktar, ailenin topyekün çocuğu teşvik etmesi gerektiği uyarısında da bulunarak, "Siz bütün gün televizyon başında otururken, çocuğun bilgisayar başında olmasından nasıl şikayet edebilirsiniz?" diye sordu.

Çocuğa oyuncak alındığında anne-babanın onunla birlikte oynaması gerektiğine dikkat çeken Oktar, herkesin çok yoğun çalıştığı bir ülkede küçük tatil periyotlarının çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Birlikte yürüyüşe çıkmanın bile önemli olduğunu söyleyen Oktar, ailelerin 'çocuğumla vakit geçirmek istiyorum ya da istemiyorum, çocuğumla vakit geçirmekten hoşlanıyor muyum hoşlanmıyor muyum' yönünde karar vermesi gerektiğine işaret etti.

"PSİKOLOĞA GİTMEK DAHİLİYE DOKTORUNA GİTMEKTEN FARKSIZDIR. RUHUNUZ ACIDIĞINDA NEDEN GİTMİYORSUNUZ?"

Psikoloğa gitme anlamında biraz daha açık bir toplum yapısı olduğunu kaydeden Oktar, buna rağmen halen gizli gizli psikoloğa başvuranlar, gizlice çocuğunu psikoloğa getirenler olduğunu belirtti. Oktar, "Genelde norm olmuş bir düşünce kalıbı var. 'Ben deli miyim ki psikoloğa gideyim, çocuğum deli mi ki psikoloğa gitsin'... Sokakta böyle düşünen çok fazla insan var. Bu insanların eğitim seviyeleri çok değişken. Üniversite mezunu bir adam ya da kadınla henüz bir eğitim alamamış özel sektör çalışanı aynı şeyi düşünebiliyor. 'Ben hallederim, çocuğumu neden psikoloğa götüreyim' ya da 'bir sorun yaşıyoruz ama götürürsem deli derler' diye düşünülüyor" diye konuşan Oktar, psikoloğa gitmenin dahiliye doktoruna gitmekten farksız olduğunu belirterek, "Ruhunuz acıdığında neden psikoloğa gitmiyorsunuz?" diye sordu.

Psikologların kişinin içinde anlamlandıramadığı ancak davranmak zorunda kaldığınız şeyleri anlamlandırmasında yadımcı olduğunu kaydeden Oktar, neden olduğu bilinmeyen öfke patlamaları, tartışmalar, incir çekirdeğini doldurmayacak şeylerden kavgalar çıktığına dikkat çekti. Psikoloğa başvurmaktan çekinmemek gerektiği uyarısında da bulunan Oktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"ortada bir delilik – akıllılık diye bir mesele, bir çizgi yok. Normal-anormal gibi bir çizgi de yok. Toplumsal normlara bazen karşı çıkmak sağlıklı olabiliyor. Bu, belli kalıplara sığdırılabilecek birşey değil. Kişiler sorunları kendileri çözemiyorsa yardım almakta sakınca yok".

Yarı yıl tatili nedeniyle ailelere karneler ve ders notları konusunda bir kez daha uyarıda bulunan Oktar, sözlerini şöyle tamamladı:

"Karne notlarını çok fazla kafalarına takmamaları gerektiğini düşünüyorum. İyi de kötü de olsa hayat memat meselesi değil. Hayatımızla ilgili çok büyük şeyler göstermiyor. Belli bir düzeneğin içinde yapıp yapamadığınızı gösteriyor. Karneye çok fazla takılmasınlar. Ailelere daha ziyade önerim; çocuklarıyla bu kısa tatil periyodunda kaliteli zaman geçirmenin yollarını aramalılar. Çocuğun aileye, ailenin de çocuğa ihtiyacı var. Beraber sevgi dolu vakit geçirmeye hepimizin ihtiyacı var".

Not: Uzman Psikolog Umut Oktar'a 0542 882 15 22 numaralı telefondan ve umutoktar@hotmail.com adresinden ulaşılabilir.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.