Bütün sorunlar CTP’nin aldığı kredileri kullanarak Hükümet olmasına karşılık, ödeme taahüdünü yerine getirmekte tutuk kalmasından kaynaklanmaktadır.
Artı, artık ortak yapacağı bir siyasi parti kalmadığından Avcılı ÖRP’ün nazını cilvesini çekmek zorunda kalması yanısıra, taban tavan derken bu partinin hem milletvekili sayısını hem de oy potansiyelini yükseltmek için olmadık dalevereleri siyasetin tartışmalı kavgalı gündemi yapması!
İktidara gelirken Annan Planına dayalı AB üyeliği dopingli heyecanlarda, “hele siz desteğinizi verin Hükümet olduktan sonra bakın size neler neler veririm” diyen CTP eğer bugün dünün destekçilerinin hışmına uğruyorsa bu nedenlerdendir.
ANCAK HİÇ Mİ VERMEDİ? İnatlaşmaya dönüştüğü için zararı öğrencilerin eğitim öğrenimine kazınmakta olan şu KTOEÖS’ın grevine bakın. Kıdem tazminatı hakkını veren, çoktan gitmesi gerekirken hâlâ makamı işgal eden Eğitim Bakanı Öztoprak. Bakanlık kademelerinde çalışan tüm öğretmenlere yüzde dört tahsisatla birlikte ötesi bal kaymak haklar, imtiyazlar bahşeden de bakan.
Sonra: Deniz bitti, bütçenin dibi bile delindi. Ve anladılar ki Hükümet etmek, muhalefet yapmaya benzemez, bu iş zor dediler!
Zaten başından beridir Hükümet oluşlarının köftörozluklarında kadrolarımızı oluşturacağız diyerek ne kadar “acemi” varsa tepe noktalarına yerleştirdilerdi. Onların beceriksizliği sonucunda yıkıp viran ettikleri Devleti kurtarmak zorunda kaldıklarında da “yaptıklarını değiştirmek, verdiklerini geri almak” için yasalarla oynamaya başladılar!
TÜMÜNÜ GEÇTİK: Paradır dedik, siyasi soruna bakış farklılıklardır dedik, KTOEÖS’ yanlış yapıyor dedik, LAÜ’de yaratılan olay sürtüşmenin kavgaya dönüştürüldüğünü çakmaktadır dedik…
Fakat Hükümet kanadının onca açıklama ve serzenişine, Sendika bünyesinde kesinlikle halis muhlis CTP sevdalılarının olmasına karşın neden bu grev üye öğretmenlerin tam katılımları ile devam etmektedir? Hani CTP’nin seçimler öncesi yarattığı Birleşik Güçleri? Hani meydanları dolduran o heyecanlı kitlelerin alkışlarıyla iktidara yürüyen baştacı olmuş parti?
Bunlara karşılık Hükümet haklı Sendika haksız mı diyeceğiz? Eraslan tu kaka Öztoprak elmas parçası mı?
Kaldı ki Çiftçiler Birliği mi haksız? Hayvancılar, Turizmciler, çevreciler ve bilumum Birlik Dernekler…
Tümü de CTP ÖRP Hükümetine savaş mı açtılar? Neden? Seçimle işbaşına getirecekleri alternatif partileri mi vardır ki Hükümeti yıpratarak zemin oluşturmaya çalışıyorlar.
TAM TERSİ: Yıpratılıp yıprandıkları için kafalarını dikiyorlar. Aldatılıp istismar edildikleri için dikleniyorlar. Çok daha doğrusu zaten öteden beri KKTC’nin derdi davasıydı, “memleket iyi yönetilmediği içindir ki bu mesleki kesimler kendi can pazarlarını kendileri kurtarmaya çalışmaktalar.”
Ne var ki CTP hükümeti ile tepe kadroları işte bunu anlamıyorlar. Üstelik, “UBP’nin şu kadar yılda yapamadığını biz üç yılda yaptık” diyerek takdir ve destek beklerlerken neden kendi kesimlerinden köstek gördüklerini anlayamadıklarını söyleyecek kadar da artık birbirlerini hiç anlayamadıklarının ispatını çakıyorlar!
NE DİYORDUK? Parti içi hesaplaşmalar hep olur. Taşlar dağılır yeniden yerli yerine oturur. Fakat bu hesaplaşmalar Devlete yansıtılıp zararlarının faturası halka yazılırsa işte o zaman siyasetin ahlâksal fazileti gündeme gelir: “Ya güven tazelemek için erken seçime gidilir yahut da o dillerden düşmeyen reform, öteden beri Hükümetle halkı kavga ettirmekten başka marifetleri olmayan Bakanlar kademesinde yapılarak, laçkalar gider sağlamları göreve getirilir.
Oysa Sn. Soyer asla bunlara boyun eğmeyeceğim derken politika yapan politikacı gibi değil, belki kadrosuna sahip çıkmış vefalı bir Başbakan gibi davranıyor ama Çakırcalı Mehmet efe gibi de kavganın adamı oluveriyor. Oysa bize içbarış gerekmektedir.