1974’lerden önce liselerin bitirme sınavlarında kompozisyondan geçer not almak zaten öncesi “olgunluk” sınavlarında zorunluydu, yine önemince yerini koruyordu. O yılları yaşayan arkadaş geçen gün anlattıydı.
Kompozisyondan sınava giren bir oda dolusu öğrenciyiz. Öğretmen yazacağımızz konuyu verir: “Balık baştan kokar.” Hepsi o kadar. Ne bir açıklama, ne ipucu verme.
Ve başlarız yazmaya. Kimi öğrenciler balığı anlatırlar. Nasıl zokayı yutup olta ile yakalandığından, başı ile kuyruğuna kadar. Kimileri kavruldu muydu ev kokar diye yazar, kimileri yanında salata olmalıdır bilgiçliğini satar. Kısaca hiç birimiz neden “balık baştan kokar” deyimine uygunluğunca yazamaz, sınav iptal edilir!
Neden acaba? Çünkü o dönemlerde henüz “başlar” kokuşmamıştı. Dolayısıyle deyim bilinmiyordu. Ki bugünkü gibi dillere pelesenk olup varoluşumuzun büyük mealinde sure esamesinde kullanılsındı!
Artık herkesler çok iyi bilirler ama: Eğer bir ülkenin düzeni bozulmuşsa biline ki “balık baştan kokmakta” dolayısı ile “başlardan” başlayan kokuşmalar olmakta!
“ANCAK BAŞA GELEN ÇEKİLİR.” Mesela Erdoğan teşhisine göre “ayaklar baş, başlar ayak” olduklarında ne dirlik kalır ne düzen! Bu nasıl olur? Vakta ki halk eşeklik edip “ayakları” baş yapar! İşte o zaman memleket “baştan” kokar, hem sürür hem süründürür!
Ve gelelim bize: (Hiç gelmeyelim daha iyi!)
BÜYÜK ATAK
Bazan Halkın Sesi flaş manşetler patlatır. Dünkü onlardandı. Turizm Bakanı Şanlıdağ şanına uygun atakla TC’nin on ilinde KKTC’nin turizmini tanıtacak, Almanya, İngiltere, Suriye, Rsuya’dan sonra memlekete bir milyon artı Türkiye’den turist ekleyecek.
Hangi iller bunlar? Adana, Gaziantep, Ankara, Samsun, İzmir, İstanbul falan.
KKTC’yi tanıyıp bilmiyorlardı, şimdi tanıtıp bilgelendirilecekler. Sonra, “yok yahu demek öyle ha” diyerek akın akın KKTC’ye gelecekler.
Sanki her hafta sonu artık sayılarını şaşırdığımız Casinolara gelenler, gelirken yanlarında TC’nin en klas şarkıcılarını da getirip Türkiye medyasının magazin sayfalarında renkli paparazili haberlerinin yayınlandığı binlerce tuzu kuru insanlar, KKTC’yi tanımıyorlar!
Sanki bu memlekette Adanalılar, Antepliler, Mersinliler, Karakeşliler, Veyselliler, Kürtler, ötesi ve Türkiye’nin her ilinden gelip çoktandır kentlerde köylerde gettolarda yaşayanlar Marslıdırlar!
Sanki otuz üç yıldır memleketin taopraklarını satıp savıp TC’deki kentlerine köylerine yatırım yapanlar Türkiye dışındandırlar!
Sanki Yedi tane üniversiteye dıştan gelen binlerce öğrenci KKTC meçhulünde okumaktalar!
Sanki TC’den gelip memlekete Bafra’daki gibi devasa yatırımlara imza atanlar, Girne’yi mesken tutanlar KKTC’nin yolunu bilmiyorlar!
Sanki gazete ve televizyon kanalları ile medyasının, Bankaları ile cebimizdeki Kredi kartlarının, yediklerimizle içtiklerimizin, siyasetimizin, her Allahın günü bir tane kalmasın gitsinler dediklerinin, güvencemizin teminatı bir kolorduluk askerlerimizin sahibi olan Türkiye için KKTC’nin coğrafyadaki yeri hâlâ bilinmeyen kayıplar ülkesidir!
Ki her halde Hazinede iki kuruş kaldı, Şanlıdağ atağa geçti, Türkiye’de on ilde tanıtacak bu KKTC’yi! İşte büyük reform!