Çözüm umutlarını her gün çatır çatır yiyip tüketerek devam eden görüşmelere hazan yaprakları düşerken, kuraklık yüzünden susuzluğun memleketi yakıp kavuracağı düşünceleri afakanlar bastırtırken, memleketin olanca sektörleri ayağa kalkmış “battık mahfolduk” derlerken, sendikalar grevler furyasında debelenirken, hazine iflası, TL döviz karşısında yenilgiyi, ekonomi felâketi, kalkınma nanayı oynarken ve de Hükümet kör gözlere parmak “çok iyiyiz” diyerek hayallerini KKTC’ye pembe diziler gibi anlatırken…
Ha babam ha yürümez at/ bir yudum su vermez evlat/ bir de kötü oldu mu avrat/ ölümü nideceksin/ Gir ağla çık ağla!”
VE GELELİM MERAMIMIZA: Şanlıdağ yine yollara düştü. Bu kez hedef Türkiyedir dedi. Gidip Kıbrıs’ta ne müthiş bir turizm olduğunu söyleyeceğim, bakın nasıl akın akın düşecekler memlekete müjdesini verdi.
Anlatamadık ki o Türkiye kaçağından kumarcasına, askerinden öğrencisine, gettolarından Kürtlerine kadar otuz yıldır zaten içimizde. Sen anlatmasan da onlar otuz yıldır anlatıyorlar zaten. Pahalılık bir, Türkiye düşmanlığı iki, Ankara verir bunlar yer üç!
Zaten Swess Otel’de TC’nin Turizm Bakanı ile yeyip içip KKTC turizmini tanıtttıktan sonra acaba medya ne yazdı bu konuda diyerek baktıkta, “tuh” dedi. Tek satır yazmadılar!”
Gitti mi tanıtımın tanıtmasıyla dibi delik hazinedeki üç beş kuruş daha! Ne var ki yalancı pehlivan yenilgiye doymaz. Şimdi hedefi hem de çok büyük bir ekiple Londra. Oraya çıkarma yapacak. Ve hemen yazalım. Şu askerlik yasası nedeniyle bu kez de oradan kovalanacak!
YOK! Şanlıdağ’la hiç alıp vereceğimiz yoktur. Fakat Turizm sektörü ile davamız vardır çünkü bu ülkeye evet bir milyon fakat üçüncü ülkelerden ve kaliteli turist getirmesini becermez, memleketi en az Güney’e yaklaşık bir turizm potansiyeli haline sokamazsak sittin sene daha hayır yüzü görmeyeceğiz inancındayız. Şanlıdağ, “işte” dediğimiz bu turizmin şah damarında atan yetkili ve sorumlusudur. Başarırsa alkış hayır dualar alır, başaramazsa karalamaların en koyusunda hırpalanır!
Kaldı ki bu turizm dediğiniz memleketin ekonomisine olanca yan sektörleriyle katkı koyan önemde. Tarımın hayvancılığın gelişmesinden sanayi tesislerinin çalışmasına kadar. Üstelik siyasete yansıyacak, para harcamadan para getirirken KKTC’nin tanıtımına da yardımcı olacak.
Kİ ÇOK İYİ HATIRLARIZ. 1960’lardan sonra Makarios lafazanlık yaparken “ben İngilizin seksen yılda yapamadığını dört beş yılda yaptım” diyordu. Yaptığı “turizmdeki” büyük atağıydı. Maraş’ı sil baştan bir turizm odağı haline getirdiydi. Ve Rum sanayisi o turizme yönelik plastikten süngere, turistik tesislerin araç gereçlerinden her türlü eğlence amaçlı eşyalara kadar üretim yaparlarken, Tarım turizm için yeniden planlandıydı.
Mağusa’daki yeni liman da şu sıralarda artık heyula gibi kadavraları kalmış Maraş’taki devasa oteller de Cumhuriyet dönemi yatırımlarıydı…
TURİZM EVET LOKOMOTİFTİR. Eğer üzerinde akıp gideceği raylarını, doğru kullanacak sürücüsünü bulursa!
Amma sidik yarışına soyunmuş Hükümet’le kesimlerinin halka yansıtıp zararlar hanesine huzursuzluk, karamsarlık ve kavgayı kazıdıkları böylesi ortamlarda ne turizm olur ne de kalkınma. Olmadığını ise zaten yaşattıkları için yaşayıp görüyoruz!