Bize soran olmaz ama sorarsanız, görüşmelerin seyri iyi. Bunu söyledikten sonra soru kaçınılmaz olur ama. “Neresi iyi?” söyleyelim:
Bir kez daha anlattığı için anlaşılmıştır ki bu Rum’la bu adada ne köy olur ne kasaba. Mucize eseri çözüm olsa yaşatmaz, iki günde darmaduman eder zaten o bilinmekte!
İyi olan bir başka yanıysa cırlayan da gıcıklık yapan da olmadık istekler ortaya koyarak görüşmeleri dinamitlemeye çalışan esas görüşmelerin takvimini bozan da Rum!
Daha bir “iyisi” ise şu: Bilindiği halde bu kez gerçek oluşunun tescilinde haberi medyada salındı. Kutlay Erk’in babası 1963’lerde karma olan Lefkoşa Devlet Hastahane’sinde kalp krizinden hasta yatarken Rum’lar tarafından alınıp götürüldü ve şehit edildiydi.
Olay kayıpları meydana çıkarma çalışmalarında resmiyet kazananlardan bir tanesi. (Mesela 1963’lerde Merkezi cezaevinde bulunan Türk hapisler de önce serbest bırakıldılar sonra da arkalarından kurşunlandılardı! Ki Kamuran Aziz’in kitabında bu Türklere yönelik katliamlar tüm faciası ile anlatıldı.)
Pekala bu olay açığa çıkarken Rum liderliğinin mesela şimdi “baş” olan Hristofyas’ın başını utançla eğmesini, yüzünün kızarmasını, barbarlıkla ifade edilecek bu tip katliam olayları karşısında en azından görüşmelerin lafzına uygunluğunca Türk halkından özür dilemesini beklemez miydiniz?
ÇOK BEKLETMEDİ: Daha Erk’in babasının katli gündemdeyken Hristofyas gitti Türkler tarafından katledildiği iddialarına, adı “Ermeni soykırımı” olarak konan ve yalanı yanlışlara katarak Türk düşmanlığı yaratmaya yönelik propagandalarının bir parçası olan “soykırım anıtının” açılışını yaptı! Hem de önünde “Türkler’in Ermenileri soykırıma tabi tuttukları” nutkunu atarak!
Pekala 1963’lerden sonra Kutlay Erk’in babasına ve benzer olaylarla Rumlar tarafından Türklere yapılanlar neydi? Akritas planına girmişliğiyle soykırım, Türklerin katledilmeleri değiller miydi? Hristofyas bu olaylar karşısında utanç duyacağına “düşmanımın düşmanı benim dostumdur” diyerek “Ermenilerin soykırım anıtını” açıverdi!”
İŞTE BU RUM’LA BU ADADA bu nedenlerle ne barış olur ne de çözüm! Bu kez Papadopulos’tan değil, Hristofyas’tan dolayı ama!
Ki şimdilerde de “Kıbrıs Cumhuriyeti vardır, ilelebet yaşayacaktır” diyerek, oluşacak federasyonu bu Cumhuriyetin içine Türk kanadı diye sokmaya çalışıyorlar!
Ne bakir doğum ne Annan planı! Rum’un bugüne kadar egemen olamadığı Kuzey’e egemenliğini serebilmesi numarası!
PEKALA GÖRÜŞMELER DEVAM EDERKEN BUNLARIN NERESİ İYİ? “Bizimkiler” ne AB’ye ne BM’lere bunları anlatamıyorlarsa da artık onlar Türk’ün barışçı ve çözümden yana tutumuna karşılık Rum’un sürekli muzırlık yaparak görüşmeleri berhava etmek istemesini anlıyorlar! Hatta “bizimkilerin” bu barış gösterileri yollarında mesela bırakın Hristofyas’ın Ermeni soykırım anıtı açmasını kınayıp protesto etmelerini; adama gözün üzerinde kaşın var bile dememelerine karşın!
Mesela Lordos bile o kadar cesaret bulmuş ki “bizimkilerin” bu derviş kalenderliğinden, şimdilerde Mağusa’yı mesken tutmuş, “mallarım” diye diye geziyor. Türk budala, Rum açıkgöz!
Yine de “neresi iyi” dediğimizi anlatamamışsak bir daha anlatalım: “Sonuçta tek ve akılcı olacak fonksiyonel çözüm KKTC gerçeğine dayalı çözümdür. “Bizimkiler” yıkmaya çalışsalar da sağolsun Rum liderliği yaşatıp kalıcılığını çakmak için uğraşıyor!