Sn. Talat’la Hristofyas arasındaki fark nedir? Hristofyas gücünü “Ulusal Konsey”li halkından alır, Sn. Talat etrafına topladığı CTP’li kurmaylarından. Hristofyas ulusal kimlikli ilkesel politikanın Güney’deki, Sn. Talat kendi yalnızlığına düşmüş “kampının” Kuzey’deki Cumhurbaşkanıdır. Rum halkı için “Hristofyas ne yaparsa doğrudur, Türk halkı için Sn. Talat’ın her yaptığı Hükümetten öte onay görmeyen etki tepki tartışmalarındadır.
Ancak Sn. Talat siyaseten yine de Hristofyas’tan daha güçlüdür çünkü zaman zaman zikzak çizip sağa sola kaysa da yol haritası Ankara’lı Dışişlerinin çizdiği rotadır.
Pekala bu “farklılık” çüzümü hedefleyen görüşmelere nasıl yansıyacaktır.
YANSIDI BİLE: Tamamını okumak fırsatını bulduğumuz için daha iyi anladık: Çözümü dinamitlemek için İngilizle Hristofyas’ın Memorandumundan daha ehveni olamazdı, İngiliz becerdi! O halde İngilizden al haberi: “Bu görüşmelerden çözüm çıkmaz!” Çıkacak olan Sn. Talat’ın Annan planından bu yanadır vaad ettiği çözümün yine vuslata kalması bir, ezeli ebedi hiçbir devrede siyasi başarı kazanamayan, sonunda adayı ikiye bölüp Kuzey’de Türk Devleti yaratan Rum’un, Güney’le sınırlı kaderine razı olması iki. O zaman da aradaki “farklar” gider, geriye her iki Cumurbaşkanının kendi halkları için başaruyla sürdürdükleri kör talih kalır!
DOLAYISI İLE BİZ İŞİMİZE BAKALIM: Bakacağız da görüşmeler başladı başlayalı sonuncusu Memorandum’la ayazlanan olaylar furyası bırakmıyor! “İçi dışı” söz birliğine varmış ortaklıkta ya KKTC’nin çıktı çıkacak canını çıkarmak, yahut “çözümsüzlük çözümdür” dedirtecek sonuca varmak için uğraşıyorlar.
Sonuncularına “bakacağız” dediğimiz işlerimizle bakalım:
Ekonomideki açmazlar sektörel kesimleri sıkboğaz ettikçe “tekelci ve zümresel çıkarları koruma” telaşı da arttı. En yenisi “turizme darbe vurduğu” iddiasında gündeme gelen “ikinci evler!” Vatandaş Hükümet’e güven duydu ikinci bir ev yaptı, ekonomik daralma söz konusu olduğunda ödeme zorluğu nedeniyle bu evlerini periyodik sürelerle “turist ailelere” kiralamaya başladı.
Ve hemen adı kondu, koyan da Şanlıdağ’lı Bakanlık yetkilileri oldu: “Turizme darbe!” Tuhaflığı ise şurada: Bir yandan memlekete turist gelmediğinden yakınıyorlar, öte yandan otellerin ekmeğiyle oynanıyor iddiasına sarılıyorlar!
Sonuçta ve neredeyse, “yasaklayalım bu ikinci evlerin kiralanmasını” diyecekler. Ki hem kendi günahı olmayan ekonomik krizden dolayı ikinci evinin taksitlerini ödeyemeyen vatandaş batıp gitsin hem memlekette zaten turist yok, pahalı oteller yerine kiralık evleri tercih ederek memlekete gelen iki üç turist de gelmekten vaz geçsin!
Gemi batıyor ya, kim boşta kalmış bir ayak buluyorsa sarılıyor, boğulacaksak hep birlikte boğulalım!
ESKİ HASTALIKTIR: Bizim gibi üretimi yetersiz dolayısıyle ihracatı ya hey, dıştan pompalı paralar gelmese ekonomik tekerliği döndüremeyecek yapısal kusurlu Devlet oluşta mesleki kesimlere “havale” basar. İddiaları şu: Olmazlarsa memleket de olmaz! Olacaklarsa paralar emirlerine amade kılınmalı, Devlet destek ve imtiyazı üzerlerinden eksilmemeli! Araya yenileri sokulmamalı, kazancın paylaşımına ortak olunmamalı!
Pekala nerede serbest piyasa ekonomisiyle rekabet? Boşuna sormayın zaten hiç olmadıydı. Bu “ikinci evler” sorunu son yansıması. Öncesini biliyorsunuz: “Bakkalları korumaktan, üniversitelerde eczacılık yahut diş, tıp fakülteleri açılmasına karşı çıkışlardan, “piyasa yatırım ve mesleklere doydu” tepkisinde “yeter artık” denmesine kadar her bir girişimi dondurma feryatları yükseliyordu arşa alâya. Şimdi sıra kiralanan evlere geldi. Kiralanmazlarsa turizm kurtulacak! Yok yahu!