Bu ders yılı öğrencilere verilen karneleri ile kapanıyor. Kelimeyi tam anlamıyla kullanıyoruz: “Kapanıyor!” Eylül’de yeniden açılacak okullarla yeni ders yılına girilecek.
Eğer eğitim bir süreçse, bıçakla keser gibi ne okullar böylesi “kapanır” ne de böylesi “açılır.” Tam üç ay süreyle memlekette eğitim öğrenim tutun ki yok!
Tabi adına öğrencinin “tatil hakkı” denmektedir zaten bu sıcak yaz aylarında istense de tatili daha kısa süreye indirmek mümkün değildir. Mazareti kendinden menkul, hadi kabul!
…Ve öğrenciler tatile girdiler. Üç ay sonra okullarına döndüklerinde kendilerini nasıl bir eğitim öğrenimin beklediğini ne onlar ne öğretmenleri ne de Eğitim Bakanlığı bilecektir! Sürprizzz!
…Haziran’da kapanan okullar Eylül’de açılacak ya. Yeni eğitim yılının adı değişmeyen kaderde yeniden konacak: “Eksiklikler!” Öğretmenlerden kitaplara, okulların bakım onarımlarından dersliklere kadar “eksik olacaklar!” ki “eksik olsun böyle eğitim dedirtmek için!
…Ve zar zor haftalar ayları yerken tutun ki eksiklikler giderilir, öğrenci ve öğretmenler yeni ders yılına ısınır, Bakanlık tamin üstüne tamim, değişiklik üstüne değişiklik yığar ve olağan sürprizlerini yaparken… Sendikalar faaliyete geçecek! Ya uyarı ya grev!
İŞTE ESAS EĞİTİM YILI O ZAMAN BAŞLAYACAK: Sendikalar Bakanlığı, Bakanlık Sendikaları suçlarken gazeteler çarşaf çarşaf bu karşılıklı suçlamaların esbabı mucibesinin haberlerini verecek.
Önce Sendika başları bir çalıp on söyleyecek Bakan dinleyecek. Sonra Bakan girecek devreye on söyleyip bir çalacak sendika dinleyecek. Birbirlerine girip karıştıklarında hep birlikte söyleyip çalacaklar, o zaman da millet dinleyecek!
Ve yeni ders yılı başlayacak! Öğrenciler şaşkın öğretmen şaşkın. Sorarsanız ilgili ve yetkili Bakan şaşkın, Bakan’a durmadan akıl verip dıştan yönlendiren siyasi parti iktidarı şaşkın! Eğitim + şaşkın = “Şaşkın Eğitim” olacak!
ARAYA özel dersler girecek. Külliyen ve hep birlikte ezelden gelip ebede giden bu müzmin dert yine gazetelerin sayfalarına çıkacak. “Öğretmen özel ders veriyor!”
Fakat bizatihi öğretmenin kendisi çocuğunu özel derslerden özel derslere taşıayacak. Sorarlarsa maruzatını anlatacak: “Okullarda verilen öğrenim çocuğumun yetişmesine dar geliyor!”
Özel ders verenler de “talep varsa arz da vardır” diyecekler. Sonuçta bağırma çağırmaya tamam, özel derslere devam!
***
Dün ilkokullardaki 19 bin 992 öğrenci ile 1332 öğretmen 113 okulu kapatıp tatile girdiler. Salı gün de 31 orta eğitim okulu 14 bin öğrencisi ve 1400 öğretmeni ile girecek tatile. “Bu yılı da atladık” diyerek!
Tutun ki Eğitim klasik ifadesiyle durağan değildir, değişen koşullara zamana ve mekâna göre hatta ülkeden ülkeye değişkendir.
Değişmeyen şudur ama: Hangi ülke Eğitimde sorunları en aza indirip istikrarlı seviyeyi yakalamışsa en iyi eğitimin sahibi olmuştur. Bunu başarmak da ne tek başına bizdeki gibi adının önüne “Milli” konulan Eğitim Bakanlığı’nın yüklenip götüreceği bir yetki ve sorumluluğa bağlıdır ne de bizatihi öğretmene. Tek başına Sendikalara da bağlı olmadığınca.
Dolayısıyle artık şunu becermek gerekir. Yeni ders yılı başlarken içine Okul Aile Birliklerini de katarak tüm “eğitim organlarını” o “milli” denilen şuurla bir bütünselliğin uzlaşmasında plan programa bağlamayı. Beceremediğiniz sürece her yılın tekrarında faturasını öğrenciye ödettirdiğiniz eğitim kaosunun suçlularısınız! Ki Eğitimdekinden daha büyük suç mu olur?